Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

durmuş göktekin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Tem 2011
Mesajlar
154
Aldığı Beğeniler
0
Kendimize bir soru soralım,

“Din, hayatın hayatı. Hem nuru hem esası, İhyayı dinle olur, bu milletin ihyası” demiş, Bediüzzaman Said Nursi hazretleri. Bugün, günahlar, yağmur gibi yağarken ıslanmadık kimse kalmamış. Islanmamak için din şemsiyesini kullanmamışız. Din, lafta ve kitapta kalmış! Hayata geçirmeyi meleklere bırakmışız (!) Böylece kendimizi günaha açık hale getirmişiz. Günah deryasında sırılsıklam olmuşuz. Sonra dönüp ıslandığımızı konuşmaya başlamışız. Dinin koruyuculuğundan faydalanamamışız. İslam’ı nazariyede bırakmışız! Bize hayat verecek bir dini yaşamıyoruz. Hayat vermesi için yaşamalıydık. Günahları iradelerimizle işliyoruz. Dışarıdan hiç kimse bize zorla günah işletmiyor.

Günümüz insanı, işlediği günahlardan dolayı hedef tahtasına dönmüş. Delik deşik olmayan bir yanı kalmamış. İnsanlar yaralı, mustarip, çileli. Şimdi bu insanların üzerine, seni uyaracağım, ikaz edeceğim, eleştireceğim diye, gidilmesi hiçbir işe yaramıyor. Sadece onu incitiyor, kırıyor, üzüyor, yaralıyor, ağlatıyor, uykularını kaçırıyor. Sonuçta hiçbir işe yaramıyor. Çünkü hiç kimse birbirinden farklı değil.

Memleket sahra hastanesine döndü. Nefsin ve şeytanın attığı günah kurşunlarıyla bugünkü insanın ruhu yaralandı. Dünya ve ahretleri tehlikeye düştü. Çanakkale savaşında, kurşun ve gülle yağmurunun altında kalanlar yalnız dünyalarını kaybetti, kendileri ebedi hayatı kazandı, bize de cennet gibi bir vatan bıraktılar. Bizler; kendimize ve gelecek nesle ne bırakacağız? Manzara iyi görünmüyor.

İnancımızla, hayatımız çelişki halinde. İnanç sistemimiz pek çok Hıristiyan toplumlarının hayatı olmuş. Onların inanç sistemleri de bizim hayatımıza dönmüş. Küçülen dünyada, bu kadar açık seçiklik varken, hala kendi değerlerimize dönme vakti gelmedi mi? İnancımıza zıd bir hayat yaşamamız akıl dışı bir davranış değil mi?

Din; kendimizi hesaba çekmeyi emrediyor. Biz, hala başkalarını hesaba çekmekle meşgulüz. Lafta, herkes kavgasız, gürültüsüz bir dünya istiyor. Bu istek de gösteriyor ki, gerçekten kavgasız ve gürültüsüz bir dünya kurulabilir. İnsan, olumsuz bir şeyi yapıyorsa onun zıddını da yapabilir. Kötülük yapmaktan çekinmeyen, sürekli çekişme halinde yaşayan bir toplum olarak yaşıyoruz. Beklediğimiz hayat, gökten rahmet olarak mı inecek?

Herkes şahsi hayatında, pek çok şeyden usanıp bıkıyor ve bıktığını da bırakıyor. O halde; şu kavgalı, gürültülü, çekişmeli hayattan bıkmadık mı? Allah (cc) Kur’anda, mealen; “Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler. Bakara 6” Biz Müslüman’ız diyoruz. Peki, o zaman bu İlahi emri nasıl anlayacağız? Görüyorsunuz, işimiz zor, durum vahim!

Kendimize bir soru soralım. “Ben, inancıma göre nerede duruyorum, nerede bulunmalıyım? Sorunun cevabını bulan ve yaşayan, dünya ve ahiretini cennet edecektir. Gam çekmeyin;” şu istikbal inkılâbatı içinde en gür seda İslam’ın sedası olacaktır.”
20. 04. 2014
Durmuş Göktekin
 
Üst Alt