Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Abdullah İbn Mes’ud radıyallahu anhudan rivayetle, Resulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Allah, mü’min kulunun tevbesinden, tıpkı şu kimse gibi sevinir. Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineği ile birlikte seyahat etmektedir. Bir ara (yorgunluktan) başını yere koyup uyur. Uyandığı zaman görür ki, hayvanı başını alıp gitmiştir. Her tarafta arar ve fakat bir türlü bulamaz. Sonunda aç, susuz, yorgun ve bitap düşüp: ‘Hayvanımın kaybolduğu yere dönüp orada ölünceye kadar uyuyayım’ der. Gelip ölüm uykusuna yatmak üzere, kolunun üzerine başını koyup uzanır. Derken bir ara uyanır. Bir de ne görsün! Başı ucunda hayvanı durmaktadır, üzerinde de yiyecek ve içecekleri. İşte Allah’ın, mü’min kulunun tevbe-sinden duyduğu sevinç, kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden fazladır.” (Buhari Tirmizi)



Açıklama:

Bilindiği gibi tevbe, Allah-u Zülcelal’in, kullarına açmış olduğu çok büyük bir merhamet kapısıdır. Bu hadis-i şerifte belirtilen, kulun tevbesi karşısında Allah-u Zülcelal’in sevinmesi, ‘mutlaka affetmek azmi’ni ifade eder. Akıllı olan kimse, tevbe ile kendisini Allah-u Zülcelal’e sevdirmelidir. Çünkü tevbe, Allah-u Zülcelâl katında çok kıymetlidir. Allah-u Zülcelâl, bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün.” (Tahrim, 8 )



Ebu Musa radıyallahu anhudan rivayetle, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Aziz ve Celil olan Allah, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için geceleyin (bağışlayıcılık) elini açar. Gece günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için de gündüz (bağışlayıcılık) elini açar, bu hal, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir.” (Müslim)



Tevbe için belirli bir vakit tayin edilmiş değildir. Kişi son nefesini verinceye veya Kıyamet’in en büyük alâmeti olan ‘güneşin batıdan doğması’na kadar, Allah’ın tevbe kapıları açıktır. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem günahlardan masum olduğu halde, günde yüz defa tevbe ederdi.



Enes radıyallahu anhudan rivayetle, Resulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “İnsanoğlunun her biri hatakardır. Ancak hatalıların en hayırlısı, tevbekâr olanlarıdır.” (Tirmizi, İbn Mace)



Peygamberler dışında hiç kimsenin masumiyet, yani, hatalara ve günahlara karşı korunmuş olma iddiasının kabul edilemeyeceğine, bu hadis delil olmaktadır. Bu hadisin gayesi, kişiyi kibirden, ucubtan koruyup kulluğa, tevbeye sevk etmektir. Yine, bu hadis-i şerif, tevbenin ehemmiyetini ifade etmekte ve insanın fıtraten hata yapmaya olan meyil ve zaafına dikkat çekmektir.

Hz. Ali radıyallahu anhu şöyle demiştir: “Allah-u Zülcelal’e en sevimli gelen ses: ‘Ya Rabbi!’ Diyerek, günahlarından tevbe etmek için nida eden kulun sesidir.”



Günahlar terk edilmeli



Günahları bırakmak tevbenin ayrılmaz bir parçasıdır. Diğer parçası ise pişmanlık duymaktır. Çünkü her bir günah, kalpte bir iz, bir kir ve bir gölge bırakır. Bu iz ve kirleri silmek ise ancak pişmanlık duymak, bir hayır işlemek ve tevbe etmekle mümkündür.



İbn-i Abbas radıyallahu anhunun anlattığına göre, kul günahından tevbe edince, Allah da onun tevbesini kabul eder. Ayrıca, amel defterini tutan meleklere yazmış oldukları günahları unutturur. Bunun yanında, işlemiş olduğu kötülükleri azalarına unutturur. Hatta gerek yeryüzündeki ve gerekse gökteki makamına da günahlarını unutturur da kıyamet günü aleyhine şahitlik edecek hiçbir varlığın kalmamasını sağlar.









İnsan dili ile af dilerken, tekrar aynı günahı işlemeyi düşünürse yapmış olduğu tevbe, yalancı tevbesi olur, gerçek anlamda tevbe olmaz. Tevbenin gerçek olabilmesi için günahkârların dili ile af dilediği gibi aynı günahı bir daha işlememeye karar vermesidir. Kul, böyle tevbe edince Allah-u Zülcelâl de ne kadar büyük olursa olsun, onun işlediği günahı affeder. Çünkü Allah-u Zülcelâl, kullarına karşı çok merhametlidir.



Tevbe, imrenilecek bir makamdır



Ebu Bekir Abdullah el-Mezeli şöyle anlatmıştır: “Bir kasap vardı. Komşularından birisinin cariyesine âşık oldu. Bir gün, sahibi o cariyeyi, bir işini gördürmek için başka bir köye gönderdi. Kasap da onun peşine takıldı ve tenha bir yerde yakaladı. Cariye kasaba dedi ki: ‘Sen beni nasıl seviyorsan, ben de seni öyle seviyorum fakat Allah-u Zülcelal’den korkuyorum. Burada kimse yoktur ama Allah-u Zülcelâl vardır.’ Cariye böyle söyleyince, sanki onun ağzından bir ok çıktı, kasabın kalbine saplandı. Allah-u Zülcelal’in korkusu, kasabın kalbine, cariyeden daha fazla girdi. Ona dedi ki: ‘Sen Allah’tan korkuyorsun da ben korkmaz mıyım?’ Ve başına toprak saçtı, ağlayarak, Allah-u Zülcelal’e tevbe etti. Tenha bir yere geldiğinde, öyle bir susadı ki susuzluktan ölecek duruma geldi. Birden bire İsrailoğullarının Peygamberlerinden birine rastladı. Peygamber ona:



- Sana ne oldu? Diye sordu. O da dedi ki:

- Ben çok susadım. Susuzluktan ölecek duruma geldim. Peygamber dedi ki:

- Gel dua edelim. Allah-u Zülcelâl bizim üzerimizde bir bulut yaratsın. Onun gölgesinde köye kadar gidelim. Kasap dedi ki:

- Benim, Allah-u Zilcelale dua edecek yüzüm ve salih bir amelim yok. Peygamber de:

- O zaman, ben dua edeyim, sen de âmin de, dedi.

Allah’ın peygamberi, bir bulut yaratması için Allah-u Zülcelale dua etti, o kasap da ‘âmin’ dedi. Allah-u Zülcelâl onların üzerinde bir bulut yarattı ve onun gölgesinde köye kadar geldiler. Köye gelince, kasap kendi evine, o Peygamber de kendi yoluna gitmek istedi. Bulut da kasabın üzerinde kalarak, onunla birlikte evine doğru gitti. Peygamber bu duruma çok şaşırdı. Ona dedi ki:

- Sen, benim salih bir ibadetim yoktur diyorsun ama bulut seninle beraber geliyor. Halini ne olduğunu bana söyle. Kasap da olanları bir bir anlattı.



Peygamber, o zaman dedi ki: “Tevbe, insan için öyle bir yerdir ki insanlardan hiç kimse, tevbenin dışında başka bir şeyle o yere ulaşamaz” Yani, ‘ben bir peygamber olduğum halde, senin bu haline gıpta ediyorum’ demektir.

Bütün bu anlatılanları göz önüne aldığımızda; ruhumuzu, canımızı, malımızı tevbeye feda etsek, çok mudur acaba? İnsan ne isterse Allah-u Zülcelâl onu o kuluna veriyor. İnsanın tek çaresi, hatalarını itiraf edip merhametlilerin en merhametlisi olan Allah-u Zülcelal’e yönelmektir.



Kaynak: Seyda Muhammed Konyevî, Hadislerden Seçmeler, Reyhanî Yayınları, İstanbul, 2008.



GÜLİSTAN 131. Sayı

Kasım 2011

 
Son düzenleme:

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
Günahlar terk edilmeli

Günahları bırakmak tevbenin ayrılmaz bir parçasıdır. Diğer parçası ise pişmanlık duymaktır. Çünkü her bir günah, kalpte bir iz, bir kir ve bir gölge bırakır. Bu iz ve kirleri silmek ise ancak pişmanlık duymak, bir hayır işlemek ve tevbe etmekle mümkündür.

Paylasimin icin ALlah razi olsun abi emegine saglik
 

loreS

"ALLAH dE KaLBiM"
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2010
Mesajlar
4,445
Aldığı Beğeniler
51
Konum
09
Takım
Galatasaray
İbn-i Abbas radıyallahu anhunun anlattığına göre, kul günahından tevbe edince, Allah da onun tevbesini kabul eder. Ayrıca, amel defterini tutan meleklere yazmış oldukları günahları unutturur. Bunun yanında, işlemiş olduğu kötülükleri azalarına unutturur. Hatta gerek yeryüzündeki ve gerekse gökteki makamına da günahlarını unutturur da kıyamet günü aleyhine şahitlik edecek hiçbir varlığın kalmamasını sağlar.
Ne güzel İnş..
Allah razı olsun..
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi ve memmun olsun insaAllah agbi yüregine bereket tesekkürler
Selam ve Dualarimla.......
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
İnsan ne isterse Allah-u Zülcelâl onu o kuluna veriyor.
İnsanın tek çaresi, hatalarını itiraf edip merhametlilerin en merhametlisi olan Allah-u Zülcelal’e yönelmektir.

ALLah razı olsun abi
.
 

samanyolu

“Ya Bâki ente’l-Bâki”
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2010
Mesajlar
598
Aldığı Beğeniler
19
Takım
Diğer
Allah razı olsun.
 
Üst Alt