Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
İçinde Kendi adında, küçük tatlı birinin yaşadığını düşün.
Kendi seninle ilgili her şeyi bilen tek kişi.
Öyle biri ki, sırlarını bilir, zayıflığını bilir, gücünü bilir.
Öyle biri ki, ne yapman gerek en iyi o bilir.
Kalbine yakın, gözünün içine bakar, peri gibi biridir. Fakat uzun zaman önce birileri sana bu Kendi’nin pek güvenilmez, hayli tecrübesiz ve yanılgıya meyilli biri olduğunu söylemiş.
Söylemekle kalmamış, tembihlemiş. Aman, şu içinde adeta tatil yapan Kendi’ni ciddiye alma.


Bilmez o. Dışarıya sor. Annene sor, babana sor, öğretmenine sor, uzmana sor, ünlü birine sor.
Kendi bilmez seni, başkaları bilir.
Kendi karar veremez, başkaları verir.
Bu o kadar tekrar edilmiş ki, biz de kanaat getirmişiz pek bir şey bilmediğine, Kendi’mizin.
Başlamışız dışarıya kulak kabartmaya.

Şimdi dışarısı, içeriyi pek göremez.

İnsan pencerelerinden içeriye pek güneş almaz, dolayısıyla çoğu yerimiz kilerdedir.
Kilere de bir tek Kendi inebilir.
Yine de bilirlermiş gibi ya da görebilirlermiş gibi başkalarının kılavuzluğuna ihtiyaç duyarız.
Hayatta ne zaman tüh dediysem,
Kendi’me “Sus içeri git, başkalarını duyamıyorum” dediğim zamanlardır. Sonra küsüp oturur, “Bak sana dediydim” der. Ben “Duymadım” derim.
O “Duymazlıktan geldin” der. Ben “Söz bir daha hep seni dinleyeceğim” derim.

Sartre gibi “Başkaları cehennemimdir” derim.

Ama sonra hemen unuturum bu lafımı, küstürürüm Kendi’mi.


İnsanın kendisini, yolunu, girdisini çıktısını, hayalini, kaderini en iyi Kendi’si bilir. Olacak olanın ve oluyor olanın haberini kuşlar ilk ona getirir.
Ama işte adımız üstümüzde, en kaba tabiriyle sosyal hayvanız. Sosyalliğin ılık suyunda kendimizi güvende hissediyoruz. Birisine ben de demek, en minnoş hücrelerimizi okşuyor.

Şimdi yerini “aynen” aldı. Sürekli bir “aynen”. Yahu, tipimiz aynen değil, hayatımız aynen değil, seçimlerimiz aynen değil, neden sürekli bir aynendir aramızda gidip gelen. Neyimiz aynı da, dilimizde bir “aynen”! İşte bütün bunlar, ait olma duygusunun sıcak kurabiye kokuları.

Nereden çıktı şimdi bu Kendi hatırlatması diyeceksiniz. Yazın ortasında şunu fark ettim ki, iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla, doğrusuyla yanlışıyla Kendi’mize sarılmalıyız.

Çocukken bizi biz yapan farklılıklarımız hep kendimizi dinlediğimizdendi.

Ne zaman güya büyükleri dinlemeye başladık, onların Kendi’lerini ağırlamaya başladık. Başkalarının gözlerini lens gibi gözümüze takıp, ne göreceğiz ki! Başka bir dünya.

Hayallerimizin olmadığı. Güzelliklerimizin kutlanmadığı. Sevdiklerimizin yanımızda durmadığı. Başkasının filmi, başkasının hikayesi
. N’apsın bizim kahraman aniden belirip, başkasının arabasında di mi? Biz Kendi’miz olalım, önce Kendi’mizi dinleyelim. Aynen deyip dursak bile, aynen olmayalım. Başka olalım. Bir tane olalım. Kendi’m istedim. Kendi’m hissettim. Kendi’m düşündüm. Kendim karar verdim diyelim.

Kırmayalım Kendi’mizi daha fazla.

Nil Karaibrahimgil
 

Yaşlı Çoçuk

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
22 Haz 2020
Mesajlar
111
Aldığı Beğeniler
351
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
Öncelikle Nil ablaya ve size teşekkür ederim böyle bir konuyu gündeme getirmenizden dolayı. Acizane ve fâkirane bu konu hakkında bir yorum yapmak istersem şöyle derim ki;

...
Hafız Şîrazi diyor ki;
-Beni bir tutî(papağan) gibi aynanın önüne oturttular,ezel üstadı ne derse onu tekrarladım.

Bilmeyenler için;
eskiden papağanı eğitmek için hayvanı bir aynanın karşısına koyarlardı ve ayna arkasındaki üstadı yani eğitmeni konuşurdu. Tabi aynada kendi tecellisini gören papağan onu başka bir papağan zannedip,usta ne derse onu söylerdi. Ve papağanlar böyle eğitilerek konuşturulurdu.

Peki ya bugün ?
Ayna var mı ? Var.Hemde birkaç yüz kanallı ayna.
Karşısında papağan var mı ? Var.
Peki ya üstad kim ? Aynanın arkasında bugün konuşan,yönlendiren kim ? Ne diyor bu üstad ?
İşte o eğitmen artık değişti,artık o ne derse o.
Ve oüstad diyor ki;
''BEN SİZE BİR STANDART OLUŞTURACAĞIM''
-Siz medeniyseniz ikiden fazla çocuk yapmayacaksınız
-Lazsanız uzun burunlu olmaktan utanacaksınız
-Kürtseniz çok çocuklu olmaktan utanacaksınız
-Çobansanız mesleğinden utanacaksınız
-Babanız köylüyse,köylülüğünden utanacaksınız.
Çünkü ''Modernite;insanın kendi orjinalliğinden utanmasıdır''.

Velhasıl kelâm; UNUTTUK..
Yanlış üstada çırak olduk ve kendimizi çoktan kaybettik...
Özümüzü ve kökümüzü unutarak değerlerimizi kaybettik.
Modernitenin bize dayattığı sistematik dürtüler ile,ne kuracak hayalimiz,ne gülecek samimiyetimiz kaldı...
Üstadın da dediği gibi; İSTİKBAL HER NE KADAR GÖKLERDEYSE DE BİR O KADAR KÖKLERDEDİR''
 

dilsitan

Ya HaY
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2009
Mesajlar
14,031
Aldığı Beğeniler
9,655
Takım
Galatasaray
"İnsanın kendisini, yolunu, girdisini çıktısını, hayalini, kaderini en iyi Kendi’si bilir. Olacak olanın ve oluyor olanın haberini kuşlar ilk ona getirir. "

cok begendimmmm :tşk:
 
Üst Alt