- Üyelik Tarihi
- 23 Ocak 2011
- Mesajlar
- 3,957
- Aldığı Beğeniler
- 1,393
Çin'de ilim ile uğraşan, hayatını okumak ve yazmak ile geçiren bir kişinin hanımı bir gün bu bilgine şöyle der:
Bu kadar yıl ilimle uğraşıyorsun; fakat para kazanmıyorsun. Yeter artık ben para istiyorum, rahat yaşamak istiyorum.
Bunun üzerine bilge:
Tamam sen de haklısın; biraz da ticaretle uğraşayım da para kazanıp seni rahat yaşatayım, der.
Ve ticaret yapmak için şehrin en zengininin huzuruna çıkıp yüklüce borç para alır ve ticarete başlar.
Bu zengin kişi parayı verdikten sonra, yanındakiler sorarlar: Biz bu adamı ilk defa gördük. Siz daha önceden tanıyor muydunuz?
Parayı veren zengin:
Hayır tanımıyordum. Ben de sizin gibi ilk defa gördüm, der.
Bunun üzerine etrafındakiler:
Bu kadar parayı nasıl güvenip de verdiniz? dediklerinde, zengin şu cevabı verir:
Şimdiye kadar benden borç para almak için gelenlerin tamamı, karşımda iki büklüm duruyorlardı. Kendilerine güvenleri yoktu. Kendinden emin olmayana, kendine güvenmeyene ben nasıl güveneyim? Bu para verdiğim insan, karşımda eğilip bükülmeden, kendinden emin bir şekilde benden borç para istedi. Ben de kendisine olan güvenine karşılık istediği parayı vermekte tereddüt etmedim.
Demek ki ilk önce biz kendimize güveneceğiz ki karşımızdakilerde bize güvensin. Kendimize güvenmeden karşımızdakilerin güveni beklemek, havanda su dövmek gibi olacaktır. İnsan bir şeyi nasıl düşünüyorsa, yaptığı hareketler de ona göre değişecektir. Senin hareketlerin de çevrendeki insanların, sana karşı hareket ve düşüncelerini değiştirecektir.
Bu kadar yıl ilimle uğraşıyorsun; fakat para kazanmıyorsun. Yeter artık ben para istiyorum, rahat yaşamak istiyorum.
Bunun üzerine bilge:
Tamam sen de haklısın; biraz da ticaretle uğraşayım da para kazanıp seni rahat yaşatayım, der.
Ve ticaret yapmak için şehrin en zengininin huzuruna çıkıp yüklüce borç para alır ve ticarete başlar.
Bu zengin kişi parayı verdikten sonra, yanındakiler sorarlar: Biz bu adamı ilk defa gördük. Siz daha önceden tanıyor muydunuz?
Parayı veren zengin:
Hayır tanımıyordum. Ben de sizin gibi ilk defa gördüm, der.
Bunun üzerine etrafındakiler:
Bu kadar parayı nasıl güvenip de verdiniz? dediklerinde, zengin şu cevabı verir:
Şimdiye kadar benden borç para almak için gelenlerin tamamı, karşımda iki büklüm duruyorlardı. Kendilerine güvenleri yoktu. Kendinden emin olmayana, kendine güvenmeyene ben nasıl güveneyim? Bu para verdiğim insan, karşımda eğilip bükülmeden, kendinden emin bir şekilde benden borç para istedi. Ben de kendisine olan güvenine karşılık istediği parayı vermekte tereddüt etmedim.
Demek ki ilk önce biz kendimize güveneceğiz ki karşımızdakilerde bize güvensin. Kendimize güvenmeden karşımızdakilerin güveni beklemek, havanda su dövmek gibi olacaktır. İnsan bir şeyi nasıl düşünüyorsa, yaptığı hareketler de ona göre değişecektir. Senin hareketlerin de çevrendeki insanların, sana karşı hareket ve düşüncelerini değiştirecektir.
