Bir kapısı yoksa ne bir karınca yuvasının ne de Peri Padişahı’nın Sarayının bir önemi vardır.
Her kapının bir “dili” vardır. Bakar bakmaz bir şeyler anlatır insana. Boyu posu, kilosu, boyası, cilası, nakışı, yaşı, duruşu, mekanı.
Bir de yaşadıkları, şahitlikleri, anıları, sırları vardır onun.
Herkese öyle kolay kolay “açılmaz”. Onun “içine girmeyi” hak etmek gerekir.
Önünde duruşunuzdaki niyete göre ya dümdüz gösterir kendisini ya da derinliğinize göre derinlerine çeker sizi. Samimiyetinizden emin olursa göremediğiniz kuytularını gösterir size.
Ya da “Kırk kilit vurur” kendine ve hiçbir “Açıl susam açıl!”a da kanmaz.


Her kapının bir “dili” vardır. Bakar bakmaz bir şeyler anlatır insana. Boyu posu, kilosu, boyası, cilası, nakışı, yaşı, duruşu, mekanı.
Bir de yaşadıkları, şahitlikleri, anıları, sırları vardır onun.
Herkese öyle kolay kolay “açılmaz”. Onun “içine girmeyi” hak etmek gerekir.
Önünde duruşunuzdaki niyete göre ya dümdüz gösterir kendisini ya da derinliğinize göre derinlerine çeker sizi. Samimiyetinizden emin olursa göremediğiniz kuytularını gösterir size.
Ya da “Kırk kilit vurur” kendine ve hiçbir “Açıl susam açıl!”a da kanmaz.







