Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Köyün birinde yaşlı bir adam yaşarmış. Dillere destan öyle güzel beyaz atı

varmış ki, Kral bile imrenirmiş. Kral bu at için ihtiyara yüklü bir bedel teklif

etmiş. Fakat ihtiyar satmaya yanaşmamış. "Bu sadece bir at değil benim için;

bir dost... İnsan dostunu hiç satar mı?" demiş.

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar

bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın,

ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın"

demişler...

İhtiyar, "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. "Sadece at kayıp"

deyin, "Çünkü şu an bildiğimiz tek gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz.

Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, onu henüz bilmiyoruz."

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler.

Birkaç hafta sonra at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara

kaçıp gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu

gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler. "Babalık" demişler, "Sen haklı

çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin

için, şimdi çok sayıda atın var."

"Karar vermek için yine acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri

döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini

henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç." Köylüler, "Bu adam hakikaten bunamış"

diye düşünmüşler.

Çok geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan

düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden delikanlının uzun zaman

yatağa mahkum kalacağı anlaşılmış.

Köylüler ihtiyara, "Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek

oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da

yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar, "Siz

yine erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O

kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Bildiğimiz tek gerçek bu. Hayat

böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla

bilemezsiniz."

Birkaç hafta sonra büyük bir savaş çıkmış. Düşman kat kat büyük bir ordu ile

saldırmış ülkeye. Kral eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen

görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri toplayıp askere

almışlar. Köyü matem havası sarmış. Çünkü güçlü düşman karşısında savaşın

kazanılmasına pek ihtimal verilmiyormuş. Giden gençlerin ya öleceği ya da esir

düşeceği tahmin ediliyormuş.

Köylüler gene ihtiyara gelmişler. "Haklı olduğun yine kanıtlandı"

demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki

de asla geri dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil,

meğer şansmış..."

"Siz yine çok erken karar veriyorsunuz" demiş ihtiyar. "Oysa ne olacağını

kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler

askerde...

Kur'an-ı Kerim'de anlatılan ve Musa Peygamber ile Hızır Aleyhisselam arasında

geçen olayı da çağrıştıran bu anekdotun vermek istediği mesaj aslında

hepimizin günlük hayatı açısından da geçerli. Yarın ne olacağını, neyle

karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin

Tefvizname'sinde geçen "Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler" mısralarını

sanırım bu konuda söylenebilecek en güzel söz olsa gerek.


Osman Özsoy yazısından alıntıdır.
 

dilsitan

Ya HaY
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2009
Mesajlar
14,031
Aldığı Beğeniler
9,655
Takım
Galatasaray
:ok:
kim bilir olanda ne hikmetler vardir..

manidarpaylasimin icin Allah razi olsun canim
teseküürler..
 

Akbay

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ağu 2010
Mesajlar
8
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun paylaşımınız için
 
Üst Alt