KİM, KİME TÂBÎ OLACAK?
Zeyd bin Sâbit (r.a.), Übeyy b. Kab (r.a.)a şöyle bir mektup yazmıştı:
Allah, dili, kalbin tercümanı; kalbi de bir kap ve idareci yapmıştır. Dil, kalbin gösterdiği yoldan gider, ona boyun eğer. Kalp dile hükmettiğinde ağızdan çıkan söz yapıcı, mûtedil olur. Dilin kayması ve sürçmesi vukû bulmaz.
Kalbi dilinin önünde olmayanın hilmi yoktur. Kişi sözünü diline bıraktığında kalbi dilinin söylediklerine karşı çıkarsa, bu söyledikleriyle sahibinin burnunu keser (onu rezil eder).
Kişi sözünü tartarak söylerse, konuşacağı yerleri tesbît eder. Cimrinin lafı bol, yardımı kıttır. Çünkü kalbi diline değil, dili kalbine hakimdir. Yine o, söylediklerini unutup hareketleriyle sözünü tasdik etmeyenlerin mürüvvet ve şereften mahrum olduklarını görürsün. Başkalarının ayıplarını görüp, kendi kusurlarını mühimsemeyen, emredilmediği şeyleri yapmaya zorlanan kimse gibidir. Vesselam (Hayatüs-Sahâbe 4-228/229)
Zeyd bin Sâbit (r.a.), Übeyy b. Kab (r.a.)a şöyle bir mektup yazmıştı:
Allah, dili, kalbin tercümanı; kalbi de bir kap ve idareci yapmıştır. Dil, kalbin gösterdiği yoldan gider, ona boyun eğer. Kalp dile hükmettiğinde ağızdan çıkan söz yapıcı, mûtedil olur. Dilin kayması ve sürçmesi vukû bulmaz.
Kalbi dilinin önünde olmayanın hilmi yoktur. Kişi sözünü diline bıraktığında kalbi dilinin söylediklerine karşı çıkarsa, bu söyledikleriyle sahibinin burnunu keser (onu rezil eder).
Kişi sözünü tartarak söylerse, konuşacağı yerleri tesbît eder. Cimrinin lafı bol, yardımı kıttır. Çünkü kalbi diline değil, dili kalbine hakimdir. Yine o, söylediklerini unutup hareketleriyle sözünü tasdik etmeyenlerin mürüvvet ve şereften mahrum olduklarını görürsün. Başkalarının ayıplarını görüp, kendi kusurlarını mühimsemeyen, emredilmediği şeyleri yapmaya zorlanan kimse gibidir. Vesselam (Hayatüs-Sahâbe 4-228/229)