Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
insanlar iki gruba ayrılır. Birinci grup sadıklardır. Allah Teala yüce kitabımızda onlar için "Müminlerden Allah'a verdikleri söze sadık kalan nice erler vardır." (Ahzab, 23) diye buyurmaktadır. insanların ikinci grubu ise, dünyayı talep edip, sıdk ve sadakatten, ahde vefadan uzak kalanlardır. Onlar için de; "Yapmayacağınız şey­leri niçin söylersiniz?" (Saf, 2) buyurulmaktadır.

Peki, biz bu ayeti nasıl anlayacağız ve bize yüklenen sorumluluk nedir? Yapmaya çalışıp yapamamakla, kasten yapmamak arasında bir fark var mıdır? Bizim dinden, tasavvuftan söz ederken dikkat etmemiz ge­reken ölçü nedir?

Ayetin tefsirinde, alimler ehl-i tasavvufla ilgili şunları söylemişlerdir: Tasavvuf sohbeti yapanlar, eğer tasav­vuf ahlakı ile her gün nefslerini tezkiye ve kalplerini tasfiye ile uğraşıyorlar ve nefslerinden şikayetçi olarak onu ıslah etmek gayreti içinde oluyorlarsa, bu gayret sorumluluğun şiddetini azaltır. Fakat kendi nefsiyle bir mücadelesi olmayıp mücahede etmeyenler bu ayet-i celilenin sorumluluğu altına girerler.

Bu nedenle insan kendi haddini bilip nerede susması gerektiğini anlamalıdır. Hiç olmazsa şeytanın oyuncağı olmamak için böyle davranmalıdır. Sadıklardan olma­dan onun hayırlara bile fitne karıştırmayacağından emin olunamaz. iblis ne diyordu: Ben onların önlerinden, ar­kalarından, sağlarından, sollarından girerim; onlar da bana uyarlar. Bu, iblis'in ümit ve zannı idi. Ahdine vefa göstermeyenler de iblis'in bu zannını doğru çıkardılar. Kur'an'da da buyuruluyor ki: ':4ndolsun ki iblis onlar aleyhindeki zannını doğru çıkardı. içlerinde mümin bir topluluk dışında herkes ona uydu. " (Sebe, 20)

Müminlerden bir kısmı, bilerek bilmeyerek veya alda­narak şeytana ve nefse uyuyor. Bir kısmı da o kötü zannını boşa çıkarıyor. Bunlar Allah Teala'nın Kur'an-ı Kerim'de: "Şeytanin onlar üzerinde hiçbir gücü yoktur. Onlar Rablerine tevekkül etmişlerdir." (Nahı, 99) diye tarif ettiği kimselerdir.

Sıddıklar, salihler ve şehitler şeytana uymayarak onun ümidini boşa çıkarmışlardır. Bunlar refik, yol arkada­Şı, dost olarak en güzel insanlardır. Hakiki manada Allah'a tevekkül edenler bunlardır. Canlarını ve malla­rını Mevla'ya gönül hoşluğuyla feda ederler.

Allah Teala, bu sadakati göstermeyenler için şöyle bu­yurmaktadır: "iman edip korunursamz Allah size mükafatını verir. Ve sizden mallarımzı tamamen sarf etme­nizi de istemez. Eğer onlan tamamen isteseydi ve sizi zorlasaydı cimrilik eder ve kinlenirdiniz. (Muhammed,36-37) Bunlarla sadıklar bir olur mu?

Bütün bunlara rağmen hepimizde görülen bir durum­dur: itaatimiz az iken çok ümitvarız; ihlasımız kusurlu, tevbemiz samimi değil, fakat bir büyüklenme içerisin­deyiz. Kendimizi beğeniyor, söz ve davranışlarımızda durmamız gereken yeri bilemiyoruz. Halbuki ayet ve hadislerle bildiriliyor ki böyle yapmak mesuliyetimizi ağırlaştırıyor.

Olgunluğa ermek için uzun bir yol, pek çok mertebe ve merhale var. Onun için herkes kendini bilmelidir. Kimse büyüklenme ve kibire kapılmamalıdır. Allah Te­ala kendini beğenen kimseyi kendisinden uzaklaştırır ve araya perdeler çeker. Böyle bir ceza da mümin ola­na yeter.

insana düşen, kendisine sadıklardan bir zatla tanış­mak lutfedildiğinde, kıymet bilip şükretmektir. Böyle bir dostun elinden tutup yoluna bakmaktır.

MEHMET ILDIRAR, SEMERKAND MART'07
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah (cc) razı olsun kardeşim benim güzel paylaşımdı ellerine sağlık...
 
Üst Alt