“Kimi vakitler, bir dalgınlıktan çıkarken yakalarım kendimi.
Sanki bir süreliğine içimdeki bir başka ben,
beni uyutmuş; ruhumu hiç bilmediğim bir alemin
salıncağında sallayıp durmuştur.
Ne bir haritası vardır daldığım yerin, ne bir pusulası,
ne dili, ne töresi. Hissederim ki,
dalgınlığımın beni alıp götürdüğü yer
Ahmet Haşim’in “O Beldesi”nden’ de,
Yahya Kemal’in akınlara çıkılan
o rüya şehirlerinden de çok ötede bir yerdedir.
Yolu da yoktur onun, izi de.
Dalgınlığımın beni alıp götürdüğü
puslu ülke bir boşluk mudur,
yoksa başka bir hayatın gölgesi mi bilemem.
Bütün bildiğim, bir anlık bir gafletin
beni şuurumdan kopararak kendine konuk ettiği.
Dalgınlığımdan kurtulup yeniden
hayatın kucağına dönerken,
düşünmeden edemem: Belki de dünya,
içine konuk olduğum bir anlık gafletten ibarettir.
Belki de ben, bir anlığına gaflete düşmüş
bir başka ruhun dalgınlığından ibaretim burada…”
Sanki bir süreliğine içimdeki bir başka ben,
beni uyutmuş; ruhumu hiç bilmediğim bir alemin
salıncağında sallayıp durmuştur.
Ne bir haritası vardır daldığım yerin, ne bir pusulası,
ne dili, ne töresi. Hissederim ki,
dalgınlığımın beni alıp götürdüğü yer
Ahmet Haşim’in “O Beldesi”nden’ de,
Yahya Kemal’in akınlara çıkılan
o rüya şehirlerinden de çok ötede bir yerdedir.
Yolu da yoktur onun, izi de.
Dalgınlığımın beni alıp götürdüğü
puslu ülke bir boşluk mudur,
yoksa başka bir hayatın gölgesi mi bilemem.
Bütün bildiğim, bir anlık bir gafletin
beni şuurumdan kopararak kendine konuk ettiği.
Dalgınlığımdan kurtulup yeniden
hayatın kucağına dönerken,
düşünmeden edemem: Belki de dünya,
içine konuk olduğum bir anlık gafletten ibarettir.
Belki de ben, bir anlığına gaflete düşmüş
bir başka ruhun dalgınlığından ibaretim burada…”
Kovulmuşların Evi / Ali AYÇİL