- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Kimi vakitler her neye dokunsam, bir faniliğin tozu kalkar üzerinden. Dünya uzun bir uykuya çekilmiştir sanki; eşyalar manasız bir yığın gibi durmaktadır etrafımda; ışık sövelmiş, duvarlar büyümüştür. Hayatı göğsümden çekip alan fanilik, taşra öğlenlerinin boşluğuna benzer bir boşluk bırakmıştır içime. Ona karşı nasılda çaresizdir aklımın silahları, irademin cephesi. Saf bir şiir gibi, zafersiz ve yenilgisiz, bu boşluğun içinde dönenip dururum. Ne dervişlerin aşkı vardır bu bitkin dönüşte, ne oynamaya kalkmış kızların arzusu. Böyle anlarda ben, raptedildiği saatten kopmuş bir yelkovana benzerim. Zaman, eski bir suyun durgunluğunda uykuya çekilmiştir; kalp eski bir avlunun serinliğinde çarpıp durmaktadır işte. Kalp ve zaman, bende bulamadıkları ermişin acısını, yine benden çıkarmaya koyulmuşlardır; nasıl sarkmıştır yüzüm, gözlerim nasıl buğulanmıştır…
Kimi vakitler, ruhumda hissettiklerim dünyaya çıkacak bir kelime bulamazlar. Böyle zamanlarda hayat, dört bir tarafıma asılmış donuk bir resim gibi durur. Kalkıp insanların içine karışmak istemem, elimi raftaki bir kitaba atmak istemem, sevdiğim insanları aramak istemem; bitkinlikle, kendimi kendi içime uzatırım. Oysa bilirim ki o ağır ve gamlı yurtta, anılarımın çölünden başka bir bekleyen yoktur beni. Orada, söylenip bitmiş şarkıların nakaratları, geri çevrilmiş çiçekler, karşılıksız kalmış cümleler ve ne aradığını bilmeyen bir göçmenin izleri birbirine karışmıştır artık. Hangi şarkı niçin söylenmiştir hatırlamam bile; hatırlamam kim, niçin geri çevirmiştir o çiçekleri, o cümleler neden karşılıksız kalmıştır. Böyle anlarda, beni dünyanın aklında tutacak hiçbir çağrışım bulamam içimde; günler perdelerini çoktan çekmiş, mevsimler çoktan kaldırmıştır sofralarını…
...
Kimi vakitler, bir dalgınlıktan çıkarken yakalarım kendimi. Sanki bir süreliğine içimdeki bir başka ben, beni uyutmuş; ruhumu hiç bilmediğim bir âlemin salıncağında sallayıp durmuştur...Dalgınlığın beni alıp götürdüğü puslu ülke bir boşluk mudur yoksa başka bir hayatın gölgesi mi, bilemem. Bütün bildiğim, bir anlık bir gafletin beni şuurumdan kopararak kendine konuk ettiği. Dalgınlığımdan kurtulup yeniden hayatın kucağına dönerken, düşünmeden edemem: Belki de dünya, içine konuk olduğum bir anlık gafletten ibarettir. Belki de ben, bir anlığına gaflete düşmüş bir başka ruhun dalgınlığından ibaretim burada…/Ali AYÇİL
Kimi vakitler, ruhumda hissettiklerim dünyaya çıkacak bir kelime bulamazlar. Böyle zamanlarda hayat, dört bir tarafıma asılmış donuk bir resim gibi durur. Kalkıp insanların içine karışmak istemem, elimi raftaki bir kitaba atmak istemem, sevdiğim insanları aramak istemem; bitkinlikle, kendimi kendi içime uzatırım. Oysa bilirim ki o ağır ve gamlı yurtta, anılarımın çölünden başka bir bekleyen yoktur beni. Orada, söylenip bitmiş şarkıların nakaratları, geri çevrilmiş çiçekler, karşılıksız kalmış cümleler ve ne aradığını bilmeyen bir göçmenin izleri birbirine karışmıştır artık. Hangi şarkı niçin söylenmiştir hatırlamam bile; hatırlamam kim, niçin geri çevirmiştir o çiçekleri, o cümleler neden karşılıksız kalmıştır. Böyle anlarda, beni dünyanın aklında tutacak hiçbir çağrışım bulamam içimde; günler perdelerini çoktan çekmiş, mevsimler çoktan kaldırmıştır sofralarını…
...
Kimi vakitler, bir dalgınlıktan çıkarken yakalarım kendimi. Sanki bir süreliğine içimdeki bir başka ben, beni uyutmuş; ruhumu hiç bilmediğim bir âlemin salıncağında sallayıp durmuştur...Dalgınlığın beni alıp götürdüğü puslu ülke bir boşluk mudur yoksa başka bir hayatın gölgesi mi, bilemem. Bütün bildiğim, bir anlık bir gafletin beni şuurumdan kopararak kendine konuk ettiği. Dalgınlığımdan kurtulup yeniden hayatın kucağına dönerken, düşünmeden edemem: Belki de dünya, içine konuk olduğum bir anlık gafletten ibarettir. Belki de ben, bir anlığına gaflete düşmüş bir başka ruhun dalgınlığından ibaretim burada…/Ali AYÇİL