Ben yusuf’u seviyordum oysa,
Aşkımın adıydı “yusuf”…
hani şu güzelliğinden geçtiği sokaklarda kadınların
kandilleri söndürüp onun ışığıyla aydınlandığı,
hani züleyha’nın ellerine verdiği bıçaklarla kalplerini doğradıkları,
hani koskoca bir valinin öldürmeye kıyamayıp da ömür boyu hapse yolladığı…
yusuf’u seviyordum ben,
yüzünün güzelliği ahlakının yanında sönük kalan yusuf’u…
sonra osman’a aşık oldum,
edebiyle melekleri bile kendisine hayran bırakan osman’a…
dedim ki;
işte böyle olmalı “eş” dediğin, kendine “eş” tuttuğun…
şimdi acısı düştü içime,
yangınlara atılan, evladını kendi elleriyle
kurban etmekle imtihan olunan adamın.
soruyorum şimdi:
“ibrahim,
Gönlümü put sanıp da kıran kim?”
