- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
'Sen kimsin!' Güçlü ve zevkli bir tanımama jesti. Tanımıyorum seni, saymıyorum. Ehemmiyetsizsin, varlığınla yokluğun bir. Muhatap değilsin. Bir özne değilsin. Foucault 1969'da ünlü "Kim konuşuyor?" konferansına Samuel Beckett'tan bir alıntıyla başlamıştı: "Konuşanın kim olduğu kimi ilgilendirir sözü, konuşanın kim olduğunu dert eden birisinin sözüdür." 'Sen kimsin!'in hor gören, tanımayan hoyrat büyüklenmesinin ardında da böyle bir dert yok mu? Tehdit algısı... ve tehdidi savuşturmak için o kim'i tanımlama erkini hep elinde bulundurma kaygısı... Böylece, kendi sözünden başka her sözü yetkisizleştirmek... 'Ne söylüyor?', 'ne yapıyor?' sorusunun ağzını, 'kim!' damgasıyla ('kim?' bile değil!) mühürlemek... Söyleyeni bile değil, söyleyene atfedilen kimliğin itibarını kırarak, söyleneni hiçleştirmek... Sözü kimlik kafesine kapatma stratejisi.
Kimsem kimim kardeşim... Ben de senin gibi, insanlar arasında bir insanım. Sen benim söylediğime, sen benim yaptığıma bak... Kimsem kimim...
Tanıl Bora, Zamanın Kelimeleri: Yeni Türkiye'nin Siyasî Dili, sf.98-99
Kimsem kimim kardeşim... Ben de senin gibi, insanlar arasında bir insanım. Sen benim söylediğime, sen benim yaptığıma bak... Kimsem kimim...
Tanıl Bora, Zamanın Kelimeleri: Yeni Türkiye'nin Siyasî Dili, sf.98-99