Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

cüneyd-i

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
138
Aldığı Beğeniler
1

celik.jpg



Kimsesiz aynalarda kaybolan yüzümüz

Günahların cemresinde hayat yaşlanır. Her gün dogan güneşle birlikte imtihana yeniden başlanır. Kavgalı gecelerde yıldızsız gökler. Can derdine düşer yorgun gölgeler. Zevkler birer anlık. Günahlardan hayata düştü karanlık.
Günah genç-yaşlı dinlemeden ömrü bogar. Her günahın ardında sayısız azab yagar. Ömür kendisine ihanet edene aglar.
Gaflet bizi bizden sakladı. Nefsimiz bizi olmazlara saldı. Vakit daraldı, işler yarım kaldı.
Kalbimiz tul-i emel deryasına dalıyor. Oysaki, Azrail'in nefesi ensemizi yalıyor. Ömür hırsızlarının duymak istemedikleri "vakit daraldı, işler yarım kaldı" feryadı yayılıyor.
İmtihan bir hakikattir. "Nerede, ne zaman ve nasıl bir imtihan?" bunu Rabbimizden başka kimse bilemez. Ömür bahçesinde gün seçilmez. Mü'min imtihansız gün geçirmez. Rabbimizin uyarısı: "İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece 'İman ettik' demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?" (Ankebut Sûresi/2)
"Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, do ruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır." (Ankebut Sûresi/3)
"Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ve yanlış) hüküm veriyorlar!" (Ankebut Sûresi/4)
Dünyanın en kötü hükmü, imtihan gerçegini inkâr edenin hükmüdür. Günahla güne başlayıp günahla günü kapatan, imtihan gerçegini inkâr eden hükmün sahibidir. İmtihanın süresi, dogumla ölüm arasıdır. Günah, imtihana ihanetin hatırasıdır.
İmtihan kesintiyi kabul etmez. Gün batar, ömür aşılır. Gün dogar, imtihan yeniden başlar. İmtihansız gün geçiren genç de olsa yaşlanır.
Âhiretin sıcaklıgını duyarız Azrail ellerini alnımıza koyunca. Su koyarlar kazanımız dolunca. Beyaz kefen sarılır boylu boyunca. Bir yolcudur gözlerimiz; bulamazlar girecek bir beden, gün gelip gözümüze toprak dolunca. Geri getiremez "vakit daraldı, işler yarım kaldı" feryadı ömür fidanı solunca.
Kapalı bir kapı sanıyordum hep kendimi, meger ardına kadar açıkmışım. Tatlı olsun, acı olsun hiçbir günüme dur diyemiyorum; ben benim olmaktan çoktan çıkmışım. Annemden do makla ölüme nişanlanmışım. Sermayem bir kefendir mezara yolculanmışım.
Ok fırlatan bir yaydır ömür yapısı. Ölüm ile açılır mutlak hesabın kapısı. Hesap günü dinmez boşuna geçirilen günün acısı.
Bir gün mutlaka hesabını verecegiz ömrümüzün. Zaman su gibi akıyor, farkında degiliz gün gün öldügümüzün. Salih amel, salih evlad yoksa ışıgını kim yakar kimsesiz aynalarda kaybolan yüzümüzün.
Hayatımız bizi bize yansıtan aynamızdır. Yarına hazırlıksız olarak geçirdigimiz her günümüz, kendi karanlıgımızdır.
Salih amele sahip olmayan kim olursa olsun, baktıgında kendisini görecegi aynasını kimsesiz bırakmıştır. Kimsesiz bırakılan aynalarda yüzler kaybolmaya mahkûmdur.
Tul-i emel'den dolayı salih amel işlemeye fırsat bulamayan kişi, ecel vakti geldi mi kovulacak dünyadan. Çünkü o gün son ok fırlayıp çıkacak yaydan. Madeninde nankörlük olan insan o fırlayan bir tek oku dahi ne durdurabilir ve ne de geri getirebilir. Velev ki yardım istese de güneşten aydan.
Bize telkinidir özümüzün. Hesabı sorulur her sözümüzün. Azad kabul etmez vazifesidir ilahi hududlara dikkat etmek gözümüzün. Şunu bilelim ki; özün, sözün ve gözün rekabeti, imtihan olunanın felaketidir. Çünkü bu durumda imtihan unutulmuş, hayat aynası kimsesiz kalmıştır.
Ömür bir imtihan seferidir. Her gün yüzümüzde açılıp kapanan ölümün defteridir. Herkes bu dünyada ötelerin aday neferidir.
Ölümü yokluk olarak görmek, ömre duvar örmektir. Belki de ölmeden ölmektir. Ömür, ok fırlatan yay. Onu geri getirmek için hangi imkânı sayarsan say. Bir daha geri gelmeyecegini anlamak zor degil, kolay. Ben ve sen ok fırlatan yay. Gökte bulut, gökte ay. Gönderilenin nurundan bir küçük pay; gel benimle birlikte hesap günü için say!
 
Üst Alt