- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Ben bugüne kadar hiç düşünmemiştim kendim öldükten sonra ne yapacağımı kendi kendime. O yüzden, ya da bu yüzden, hiç gene düşünmemiştim kendim ölmeden önce ne yapacağımı kendi kendime. Şimdi, yani bugün, düşünmeliyim birisini hiç olmazsa bunların. Ama bunların birisinin düşünülemeyeceğini anlamış durumdayım. Ya hiç düşünmezsin kendinden başka bir şey ki bu düşünmenin en kolay biçimidir. Çünkü düşünme değildir kendinden başka bir şeyi düşünmemek. Düpedüz düşünememenin tam kendisidir bu. Ben onlardan değilim. Ben bir şey de düşünemem hiç. En az iki şey düşünürüm, anladığım kadar. En az iki. Öldükten sonra hiçbir şey yapmayacağım demek bir şeydir gene. Yapamayacağım, yapamam, yapamam ki demek çok akıllı olmayı istemektir, ölçülü, bilinçli kalınacağını, kalınabilineceğini sanmaktır. Yani aptallıktır. O insanların aptallığıdır, aptallığın en kötüsü olan. Hayvanların aptallıkları hayvancadır. İnsanların aptallıkları insanca değildir. Kendince olmayan hiçbir şey değerli değildir. Ne yapayım ben aptallığı hayvanca olan bir insanı. Aptallığı insanca olan bir hayvan da çekmez beni. Akıllılık da böyledir. İnsanda da, hayvanda da akıllılık kendilerince olmalıdır onların. İnsanca akıllı olan bir hayvan ne kadar ortadadır. O kadar ki onu anlamak bile ona katılmak demektir biraz. Hayvanca akıllı olan bir insan da öyle. Onu anlamak, onu anlayanı da biraz o yapar. Ben seni sevmediğimi belirtmemiştim. Bu kadar kötülük etmeye hakkım yok kimseye. Ama ben sana söylemiştim seni sevmediğimi. Hangi hayvan hangi hayvana ya da insan insana kendisini sevmediğini söylemiştir. Sayar mısınız? Ama hepsi birbirlerine belirtmişlerdir birbirlerini sevip sevmediklerini. Bir hayvan söyleyemez ki deyeceksiniz. Bu bir insan söylemez ki de olabilir. Bir hayvan söyleyemezse, bir insan söylemelidir öyleyse. Niçin söylemezler? Niçin söylenmez? Niçin söylemiyorlar? Hatta, söylemiyorsunuz? Anlamazlarsa diye mi? Anlamazlarsa ne olur? Siz siz olursunuz. Siz siz kalırsınız, ne değişir? Anlarlarsa, siz siz olmaz mısınız? Siz biraz o mu olursunuz? Korkunuz bundan mı? Siz biraz o olunuz ki o da biraz siz olsun. Geçtiği yolları kapatarak giden balık da öyledir. Geçtiği yol kapanır onun. Ama bunu balık yapmaz. Deniz yapar. Balık, içinde bulunduğu kendini sularda gezdirir. Onun için yol açmak yoktur ki yol kapamak olsun. Köpek de, içinde bulunduğu kendini havalardan geçirir. İnsan kolaylıkla böyle ele alınabilir. Ama kolaylıkla. Buna dikkat etmeli. Dışında bulunduğu kendinin içine girmek isteyen tek canlı olsa olsa insan olabilir. İçinde bulunduğu kendinin dışına çıkmak isteyen tek canlı da insandır ancak. Yazıyorsak, yazılıyorsak, bu üstün körülüklerimizle yazıp yazılmamalıyız...
... Birbirlerinden saklanan, birbirlerinden kaçanlarla dolu evler, odalar, sokaklar, hanlar, hamamlar, apartmanlar. Ve saraylar. Ve söylemek seçimlerini susmak seçimi kılanlarla dolu topraklar. Konuşan, ama bir şey deyemeyenlerle dolu oralar, buralar. Ölmüş olanların, ölenlerin yarısının iyi olduğuna inanabilirim en çok. Ama yaşayanların yarısının değil iyi olduğuna, yaşadıklarına bile inanamam.../ Özdemir Asaf- Kırılmadık Birşey Kalmadı
... Birbirlerinden saklanan, birbirlerinden kaçanlarla dolu evler, odalar, sokaklar, hanlar, hamamlar, apartmanlar. Ve saraylar. Ve söylemek seçimlerini susmak seçimi kılanlarla dolu topraklar. Konuşan, ama bir şey deyemeyenlerle dolu oralar, buralar. Ölmüş olanların, ölenlerin yarısının iyi olduğuna inanabilirim en çok. Ama yaşayanların yarısının değil iyi olduğuna, yaşadıklarına bile inanamam.../ Özdemir Asaf- Kırılmadık Birşey Kalmadı