Bir insan, çok kuvvetli bir padişah ve çok kuvvetli askerlerin elinde, bir sur içinde esir olmuştur. Askerler öyle kuvvetli ki insanı bacağından tutup duvara çarptıkları zaman, insanın beyni parça parça olmaktadır. Padişah, esir olan cemaate der ki: “Benim bir işim vardır. Bu işimi sabaha kadar yapacaksınız.”
Padişahın sağında muhteşem köşkler, bahçeler ve her çeşit nimet; solunda ise öyle bir ateş var ki alevleri göklere çıkıyor. Padişah, cemaate: “Eğer sabaha kadar uyumaz, istirahat etmez, bu işi yaparsanız bu köşk ve bahçeleri size vereceğim. Eğer yapmazsanız, sabahleyin sizi bu ateşte yakacağım” der.
Bakınız! Düşünürsek, bir gece çok uzun bir vakit değildir. Hatta yaz geceleri iki üç saattir. İnsan: “Hayır ben yatacağım, keyfime bakacağım, sabahleyin ne olursa olsun” deyip iki üç saat rahat etmek, yatakta yatmak için uzun bir müddet ateşin içinde yanmaya razı olursa: “Şimdi keyfime bakayım, iki üç saat sonra ateşin içinde azap görürüm” derse bu insanda akıl, fikir var mıdır?...
O örnekteki gece hayatı, dünya hayatının misalidir. Hatta dünya hayatı o iki üç saatlik geceden, daha kısadır. Dünya, ahirete nazaran, o iki üç saatlik gece kadar da değildir. Bir saniye gibidir.
Bu örnekteki padişahın emrini yerine getirmeyen kişinin, ne kadar akılsız olduğu hepimizce malumdur. Oysa iki üç saatlik o kısa gecede, padişahın emrini yerine getirse biraz kendisini rahatsız etse, sabahleyin bahçeler, köşkler, apartmanlar, nimetler içinde devamlı olarak keyf u sefa içinde olacaktı.
Dünya hayatında, Allah-u Zülcelâl bizlere bazı emirler vermiştir. Eğer o emirleri yerine getirirsek cennete gideceğiz.
Allah-u Zülcelâl hepimize; kendi fazlıyla, rahmetiyle, ihsanıyla, istediği, razı olacağı şekilde, amel-i salih yapmayı nasip etsin, inşaallah.
Padişahın sağında muhteşem köşkler, bahçeler ve her çeşit nimet; solunda ise öyle bir ateş var ki alevleri göklere çıkıyor. Padişah, cemaate: “Eğer sabaha kadar uyumaz, istirahat etmez, bu işi yaparsanız bu köşk ve bahçeleri size vereceğim. Eğer yapmazsanız, sabahleyin sizi bu ateşte yakacağım” der.
Bakınız! Düşünürsek, bir gece çok uzun bir vakit değildir. Hatta yaz geceleri iki üç saattir. İnsan: “Hayır ben yatacağım, keyfime bakacağım, sabahleyin ne olursa olsun” deyip iki üç saat rahat etmek, yatakta yatmak için uzun bir müddet ateşin içinde yanmaya razı olursa: “Şimdi keyfime bakayım, iki üç saat sonra ateşin içinde azap görürüm” derse bu insanda akıl, fikir var mıdır?...
O örnekteki gece hayatı, dünya hayatının misalidir. Hatta dünya hayatı o iki üç saatlik geceden, daha kısadır. Dünya, ahirete nazaran, o iki üç saatlik gece kadar da değildir. Bir saniye gibidir.
Bu örnekteki padişahın emrini yerine getirmeyen kişinin, ne kadar akılsız olduğu hepimizce malumdur. Oysa iki üç saatlik o kısa gecede, padişahın emrini yerine getirse biraz kendisini rahatsız etse, sabahleyin bahçeler, köşkler, apartmanlar, nimetler içinde devamlı olarak keyf u sefa içinde olacaktı.
Dünya hayatında, Allah-u Zülcelâl bizlere bazı emirler vermiştir. Eğer o emirleri yerine getirirsek cennete gideceğiz.
Allah-u Zülcelâl hepimize; kendi fazlıyla, rahmetiyle, ihsanıyla, istediği, razı olacağı şekilde, amel-i salih yapmayı nasip etsin, inşaallah.
Son düzenleme:

