- Üyelik Tarihi
- 24 Ağu 2008
- Mesajlar
- 76
- Aldığı Beğeniler
- 0
- Konum
- SEVGİNİN DOĞDUĞU YER
- Takım
- Galatasaray
Bir de beyinin adını tam olarak söyleme zahmetinde bulunmayanlara bile rastlanıyor. Güzel isimlerle dalga geçercesine kısaltmalar yapılıyor veya hoş olmayan lakaplar takılıyor. Fatıma’yı Fatoş’a, Eda’yı Edoş’a, Abdullah’ı Aptuş’a, Mustafa’yı Musti’ye çevirmek art düşünce ile yapılmıyor olsa da nihayetinde seviye ve saygı sorununa işaret ediyor.
Çocuklara de iki üç isim birden verip sonra kısaltma hastalığı var. Genç kız kendini şöyle tanıtıyor: Benim adım Rukiye, kısaca bana Rukiş diyebilirsiniz. Tam bir taklittir bu. Bazı dizilerde, filmlerde kötülenen veya aşağılanan karakterler en yakın aile bireylerine lakap olarak reva görülebiliyor. Mesela Şaban, isim midir, lakap mıdır?
Sözün özü, dilimize ve aile mahremiyetimize gösterdiğimiz itina, aslında dinî hassasiyetimizin bir yansımasıdır. Sohbetlerimizde birbirimize güzel örnekler sunalım. Hanelerimizi şöyle bir gözden geçirerek hata ve eksiklerimiz var ise telafi etmeye çalışalım. İmkanlarımız sınırlı, kültürel alt yapımız farklı olabilir. Gerçekte bunların hiç biri aile içi muhabbetin kurulmasında ve güzel bir seviye tutturulmasında aşılmaz engeller değildir.
Çok güzel örneklerimiz de var. Onlara sadece imrenmek yerine onlar gibi olmaya çabalayalım.
Karşıdaki kişi takdir etsin veya etmesin, layık olsun veya olmasın, “eşref-i mahlukat” oluşuna binaen saygıda kusur etmemek, kendi özsaygımızın yansımasıdır.
Çocuklara de iki üç isim birden verip sonra kısaltma hastalığı var. Genç kız kendini şöyle tanıtıyor: Benim adım Rukiye, kısaca bana Rukiş diyebilirsiniz. Tam bir taklittir bu. Bazı dizilerde, filmlerde kötülenen veya aşağılanan karakterler en yakın aile bireylerine lakap olarak reva görülebiliyor. Mesela Şaban, isim midir, lakap mıdır?
Sözün özü, dilimize ve aile mahremiyetimize gösterdiğimiz itina, aslında dinî hassasiyetimizin bir yansımasıdır. Sohbetlerimizde birbirimize güzel örnekler sunalım. Hanelerimizi şöyle bir gözden geçirerek hata ve eksiklerimiz var ise telafi etmeye çalışalım. İmkanlarımız sınırlı, kültürel alt yapımız farklı olabilir. Gerçekte bunların hiç biri aile içi muhabbetin kurulmasında ve güzel bir seviye tutturulmasında aşılmaz engeller değildir.
Çok güzel örneklerimiz de var. Onlara sadece imrenmek yerine onlar gibi olmaya çabalayalım.
Karşıdaki kişi takdir etsin veya etmesin, layık olsun veya olmasın, “eşref-i mahlukat” oluşuna binaen saygıda kusur etmemek, kendi özsaygımızın yansımasıdır.