- Üyelik Tarihi
- 20 Ağu 2006
- Mesajlar
- 3,305
- Aldığı Beğeniler
- 26
- Takım
- Diğer
KİŞİ SEVDİĞİNİ ANAR
Şunu unutmayalım ki, herkesin zikri sevgisinin değerini, sevgisi de aklının seviyesini gösterir. Ölümlü bir varlığın sevgisi ile avunan ve hep onun derdi ile uğraşan kimsenin kalbi ölür. Yüce Allahı sevenler, Onun sevgisini ve zikrini her şeye tercih edenler insanların en akıllısı ve en şereflisidir. Çünkü onlar servet olarak ölümsüz bir sevgiyi, dost olarak ebedi bir sevgiliyi seçmişlerdir. Ne mutlu o kullara.
Yüce Allah bu akıllı kullarını bize şöyle tanıtıyor:
O gerçek akıl sahipleri, ayakta, otururken ve yanları üzere yatarken (yani bütün hal ve zamanlarında) Allahı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. (Âl-i İmran, 161)
Büyük müfessir Fahruddin Razî rh.a: Bir kalp, ancak Yüce Allahın muhabbeti ile dirilir, sevgisiyle hayat bulur, zikriyle huzura erer diyor ve ekliyor: Bir kul ancak diliyle zikir, azalarıyla şükür, kalbiyle fikir içinde kaybolup, bütün varlığı ile devamlı Allaha kulluk yaptığında gerçek insan olur. (Mefatihul-Gayb, IX, 110)
Yüce Allah, kendisi ile her an beraber olanların halini şöyle bildirir:
Onlar öyle kişilerdir ki, herhangi bir ticaret ve alışveriş kendilerini Allahı zikretmekten, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar, yüreklerin ve gözlerin dehşetten ters döneceği ahiret gününden korkarlar. (Nur, 37)
Allame Âlusî rh.a. bu ayetin tefsirinde der ki: İslam Ümmeti içinde birçok ehl-i tarik ve özellikle Nakşibendî büyükleri, ayette anlatılan daimî zikir haline ulaşmışlar ve bu zikre ulaşmayı en büyük gaye edinmişlerdir. Zikir onların kalbinde iyice yerleşmiştir. Öyle ki, hiçbir halde Yüce Allahı zikirden gafil olmazlar. (Ruhul-Meanî, IX, 378)
Şunu unutmayalım ki, herkesin zikri sevgisinin değerini, sevgisi de aklının seviyesini gösterir. Ölümlü bir varlığın sevgisi ile avunan ve hep onun derdi ile uğraşan kimsenin kalbi ölür. Yüce Allahı sevenler, Onun sevgisini ve zikrini her şeye tercih edenler insanların en akıllısı ve en şereflisidir. Çünkü onlar servet olarak ölümsüz bir sevgiyi, dost olarak ebedi bir sevgiliyi seçmişlerdir. Ne mutlu o kullara.
Yüce Allah bu akıllı kullarını bize şöyle tanıtıyor:
O gerçek akıl sahipleri, ayakta, otururken ve yanları üzere yatarken (yani bütün hal ve zamanlarında) Allahı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. (Âl-i İmran, 161)
Büyük müfessir Fahruddin Razî rh.a: Bir kalp, ancak Yüce Allahın muhabbeti ile dirilir, sevgisiyle hayat bulur, zikriyle huzura erer diyor ve ekliyor: Bir kul ancak diliyle zikir, azalarıyla şükür, kalbiyle fikir içinde kaybolup, bütün varlığı ile devamlı Allaha kulluk yaptığında gerçek insan olur. (Mefatihul-Gayb, IX, 110)
Yüce Allah, kendisi ile her an beraber olanların halini şöyle bildirir:
Onlar öyle kişilerdir ki, herhangi bir ticaret ve alışveriş kendilerini Allahı zikretmekten, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar, yüreklerin ve gözlerin dehşetten ters döneceği ahiret gününden korkarlar. (Nur, 37)
Allame Âlusî rh.a. bu ayetin tefsirinde der ki: İslam Ümmeti içinde birçok ehl-i tarik ve özellikle Nakşibendî büyükleri, ayette anlatılan daimî zikir haline ulaşmışlar ve bu zikre ulaşmayı en büyük gaye edinmişlerdir. Zikir onların kalbinde iyice yerleşmiştir. Öyle ki, hiçbir halde Yüce Allahı zikirden gafil olmazlar. (Ruhul-Meanî, IX, 378)
ellerine sağlık yine döktürmüşsün..