Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
KİTAP SATIN ALMA HASTALIĞI
Kitaba merak sarmanın Fransızca'da iki karşılığı var: Bibliyofil ve bibliyoman. Birincisi kitap muhibbidir ki kendi zevkine ve kültürüne veya belirli bir hedefe göre kitap seçer; kıskanç değildir, bunları başka kitap dostlarıyla paylaşmaktan zevk alır. Hayatı boyunca kütüphanesini kurmak için girdiği zahmet kadar, onları başkalarının faydasına sunmak, hatta dağıtmak ve sonunda hasbetenlillâh bağışlamak için de âdeta çırpınır. İkincisi, yani kitap hastası ise her gördüğü kitabı elde etmeye uğraşan, bunlara sadece sahip olmaktan zevk alan, sahip olduktan sonra da kimseye kaptırmayan hatta koklatmayan adamdır.
Orhan Okay, Kâğıt Medeniyeti

????????
Mecânin-i Kütüp / Muhibbân-ı Kütüp

"Eskiden deli gibi hastalık derecesinde kitapkolik insanlara “Mecânin-i Kütüp” denilirmiş, Kitapsever insanlara da “Muhibban-ı Kütüp” diye tanımlıyor Osmanlı insanı. Yabancılar ise bibliyoman (kitapkolik) ve bibliyofil (kitapsever) demekte..

Modern tıp, bibliyomanları hasta sınıfına koyarak, kişinin kitaba olan bağlılığına göre isimler türetmiş. Kitaba yönelik olan bu ruhi tepkiler “Kitap Hastalıkları” denilen bir tıp alanının doğmasına neden olmuş.

“Akademik camianın yaşayan en ünlü kitap kurtlarından Ali Birinci’ye göre, insan-kitap ilişkisi çeşit çeşittir; kağıttan mamul her şeyi toplayan meraklılar vardır ki onlara Selülozofil denir. İşe yarayıp yaramadığına bakmadan her çeşit kitabı gözü kapalı satıp alıp kapaklarını bile açmadan üst üste yığanlar da bibliyomanlardır. Bibliyofillerse, kitabı hayatlarının tek ve büyük zevki haline getirmiş, okumasalar bile kıymetini bilen, değerini görür görmez fark eden hakiki kitapseverlerdir.”

Bibliyomanların bir adım önünde belirli konularda belli kitapları öyle bir şuurla toplayanlar var ki, hem kendilerini biliyorlar hem de bu işi zevk alarak yapıyorlar. Fiyatı ne olursa olsun, iyi bir kitap gördükleri zaman hemen alırlar. Aldıkları kitapları usulünce açıp kullanmayı bilirler. Okudukları her kitapta bazıları var ki ayraç kullanmaz çünkü onların ayracı kurşun kalemleridir. Adeta kitapla konuşurlar onu kalemleriyle çizerek şereflendirirler. Kitapları çizerek okumak ve sayfanın bir boş köşesine kıymetli bir not düşmek onların en sevdiğim özelliklerinden. Kimileri var ki okuduğu sürece daha da bilinçli olmaya başlar, şuuru açılır bazen bir sayfa üstünde saatlerce düşündüğü olur. Kütüphanelerinden bir kitap eksilsin hemen anlarlar. Bu arada pek ödünç kitap vermeyi sevmezler. Ödünç verseler bile sevgiliyi bekler gibi özlerler."
------------------------------------------------------------------------------------
Fuzûlî Üstâd'ı anmadan olur mu şimdi?

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helâkim zehri dermânındadır

Leyâl-i Hoşnümâ
????????????????????????????????✏️
Kitap satın alma hastalığına tutulmuş bir insan olan Walter Benjamin'in evine giden bir muhabir, Benjamin'in çalışma odasında yeni alınmış koli halinde bir çok kitap görür ve biraz alaycı bir şekilde:
"Tüm bu kitapları okuyabilecek vaktiniz olduğuna inanıyor musunuz?" diye sorar.
Benjamin'de muhabire şöyle cevap verir "Kitaplar yalnız okunmak için değil, aynı zamanda birlikte yaşamak içindir de..."
------------------
tedavisi mümkündür.

Umberto Eco'nun dediğine göre, elindekileri okumadığı halde yeni yeni kitaplar almaktan vazgeçmeyen sıradan okur, aldığı kitapları kısa bir süre sonra "okumuşluk" duygusuyla muhafaza eder. Bu muhafazanın koleksiyonerlikle bir alakası yoktur. çünkü disipline değil yanılsamaya dayalı bir muhafazadır sözkonusu olan.

Şöyle ki: bir yanı o kitapları okumadığını biliyor olsa da fiziksel olarak sahip olmasından dolayı, zihin, bu sahipliği bir iki gün içinde "okumuşluk" duygusuna tercüme eder. Bu öylesine tehlikeli bir duygudur ki kişiyi hem okumaktan alıkoyar hem de kitap satın alma çılgınlığına sonu gelmezcesine sevk eder.

Bilirsiniz; ekmek ya da tatlı yiyenler bir süre sonra kan şekerleri düştüğü için tekrar tıkınmaya başlarlar. Eğer kendilerini dizginleyemezlerse sürekli tıkınma tuzağına düşerler. Bu tıkınmanın da beslenmeye hiç bir faydası yoktur.. kontrolü hem gıda seçimine hem de iradeye dayanır.

Kitap satın alma hastalığını sonlandırmanın yolu ise kitap seçiminden değil tamamen bu bilgiyi içselleştirmekten geçer. sonuçta, kısa bir tefekkürle halledilebilecek bir rahatsızlıktır. Aldığınız kitabı okuduğunuzu zannettiren zihninizin oyununu imha ederseniz, yeni kitaplar almak yerine, elinizdekiler bittiğinde almak üzere düzgün bir liste tutmaya başlarsınız.

Hatta şöyle de bir güzellik olur: önceden kitap al(a)madığınız için kendinizi kötü hissederken, şimdi de elinizdeki kitapları hala bitiremediğiniz için hayıflanır, teessüf eder ve şefkatle sayfalarına uzanırsınız.


alıntı
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
:Smiley (99):
*Bu arada pek ödünç kitap vermeyi sevmezler. Ödünç verseler bile sevgiliyi bekler gibi özlerler

5 aydır ödünç verdiğim kitabı bekliyorum.gün sayıyorum ama gelmiyor :agla:
 
Üst Alt