- Üyelik Tarihi
- 6 Tem 2011
- Mesajlar
- 154
- Aldığı Beğeniler
- 0
KOMUTANLAR DA AĞLAR!
Komutanlar insan değil mi? İnsan olan ağlar! Ağlamak ve gülmek insan işidir. İnsan fizikçe birbirine benzediği için sıfatları icraatlarında görünür. Öz ağlamadan göz ağlamaz. Hayvanların pek çoğu ağlarken, insanın bu donanımıyla ağlamaması kendisi için büyük bir kayıptır. Kalbi taşlaşmış zalimlerde ağlama görülmez. Ağlama; duygu tellerinin gerilmesine, vicdan titreşiminin yoğunlaşmasına bağlıdır. Ağlama eylemi, duygularımızın rezonansa gelme halidir.
Duygularımız müzik enstrümanları gibidir. Onların akortları (ayarları)
Otomatiktir. İrade dışı çalışır. Yapay yöntemlerle ağlayanlar artistlerdir. Filmlerde görülen ağlamalar gibi… Ağlayanları yadırgayanlar esas yadırganacak kişilerdir.
Ağlamak, kalbin soluklanması demektir. Duygularımızın baskısıyla tıkanma noktasına gelen kalbimiz, gözyaşlarımızla soluklanmış olur. İnsan nefesini kaç dakika tutabilir? Duygular kalbe baskı yapınca tıkanma noktasına gelir. Bunu gidermek için gözyaşı harekete geçer. Ve insanın rahatlamasını sağlar. İçe doğru ağlayanla dışa doğru anlayanlar vardır. Büyük sorumluluk altında olanlar göz yaşlarını içe doğru akıtmalılar. Bunlar ideal insanlardır. Ama fazla gelip taşarsa bunlar ne yapsın?
Anne veya babasının veya çocuklarının ölümü halinde üzülmeyen, ağlamayan bir insan olmaz! İnsanlığın kurtarıcısı, iki cihan serveri (SAV) evladının vefatında ağlamış ve ağlamayan gözden Allah’a sığınmıştır.
Sorumluluk yüklenmiş, ebeveyn konumunda olan vazifelilerin de üzülmesi ve ağlaması insan olmasının gereğidir. Bugünkü Genel Kurmay Başkanımızın bir şehit askerin cenaze töreninde gözyaşlarını tutamaması gayet normaldir. Çünkü O, millet evladının velisi durumundadır. Kendi öz evladını kaybetmesiyle, sorumluluğunu üslendiği bir vatan evladına üzülmesi ve kalbini soluklandırması insan olmasının gereği değil midir? Bunları sulu göz olarak nitelendirenler insan olmaktan uzak robotlardır. Robotlarda üzülmek, ağlamak, sevinmek ve merhamet olmaz. Böyle insanlar kendi insanlıklarını gözden geçirmelidirler!
Sayın Genel Kurmay Başkanımız olması gerekeni yapmıştır. Ve O; gözyaşlarıyla milletinin yanan yüreklerine su serpmiştir. Canını milleti için seve seve veren mensuplarının yakınlarını rahatlatmıştır. Bunlar isteyerek olan şeyler değildir. Hayatın seyri içinde nasibi olanların üzerindeki güzelliklerdir. Millet bununla küçülmedi bilakis büyüdü. Güven ve itimadı arttı. Kazandığında sevineceğini, kaybettiğinde sabredeceğini anladı.
Komutanımız nerede ne yapılacağının bilincindedir. Bu halini sevgiyle karşılıyor, bağlılığımızı ifade ediyorum. Katılaşmış, zalim kalplilerden de Allah’a sığınıyoruz. Çanakkale ruhunun canlanmasından rahatsız olanlar hezeyanlarına devam edeceklerdir. Onlar; yedi düvel gibi kin ve hasetlerini kussalar da, şehit kanı ve akan gözyaşları onları boğacak, kirlerini temizleyecektir. Bu millet, nesli ceditten ümitlidir.
“Ağlarım ağlatamam; hissederim, söylemem,
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım!
Oku şayet sana bir hisli yürek lazımsa
Oku, zira onu yazdım iki söz yazdımsa.
……..
Merhametin yok diyelim nefsine,
Merhamet etmez misin evladına?” (M.Akif Ersoy)
28. 06. 2012
Durmuş Göktekin
Komutanlar insan değil mi? İnsan olan ağlar! Ağlamak ve gülmek insan işidir. İnsan fizikçe birbirine benzediği için sıfatları icraatlarında görünür. Öz ağlamadan göz ağlamaz. Hayvanların pek çoğu ağlarken, insanın bu donanımıyla ağlamaması kendisi için büyük bir kayıptır. Kalbi taşlaşmış zalimlerde ağlama görülmez. Ağlama; duygu tellerinin gerilmesine, vicdan titreşiminin yoğunlaşmasına bağlıdır. Ağlama eylemi, duygularımızın rezonansa gelme halidir.
Duygularımız müzik enstrümanları gibidir. Onların akortları (ayarları)
Otomatiktir. İrade dışı çalışır. Yapay yöntemlerle ağlayanlar artistlerdir. Filmlerde görülen ağlamalar gibi… Ağlayanları yadırgayanlar esas yadırganacak kişilerdir.
Ağlamak, kalbin soluklanması demektir. Duygularımızın baskısıyla tıkanma noktasına gelen kalbimiz, gözyaşlarımızla soluklanmış olur. İnsan nefesini kaç dakika tutabilir? Duygular kalbe baskı yapınca tıkanma noktasına gelir. Bunu gidermek için gözyaşı harekete geçer. Ve insanın rahatlamasını sağlar. İçe doğru ağlayanla dışa doğru anlayanlar vardır. Büyük sorumluluk altında olanlar göz yaşlarını içe doğru akıtmalılar. Bunlar ideal insanlardır. Ama fazla gelip taşarsa bunlar ne yapsın?
Anne veya babasının veya çocuklarının ölümü halinde üzülmeyen, ağlamayan bir insan olmaz! İnsanlığın kurtarıcısı, iki cihan serveri (SAV) evladının vefatında ağlamış ve ağlamayan gözden Allah’a sığınmıştır.
Sorumluluk yüklenmiş, ebeveyn konumunda olan vazifelilerin de üzülmesi ve ağlaması insan olmasının gereğidir. Bugünkü Genel Kurmay Başkanımızın bir şehit askerin cenaze töreninde gözyaşlarını tutamaması gayet normaldir. Çünkü O, millet evladının velisi durumundadır. Kendi öz evladını kaybetmesiyle, sorumluluğunu üslendiği bir vatan evladına üzülmesi ve kalbini soluklandırması insan olmasının gereği değil midir? Bunları sulu göz olarak nitelendirenler insan olmaktan uzak robotlardır. Robotlarda üzülmek, ağlamak, sevinmek ve merhamet olmaz. Böyle insanlar kendi insanlıklarını gözden geçirmelidirler!
Sayın Genel Kurmay Başkanımız olması gerekeni yapmıştır. Ve O; gözyaşlarıyla milletinin yanan yüreklerine su serpmiştir. Canını milleti için seve seve veren mensuplarının yakınlarını rahatlatmıştır. Bunlar isteyerek olan şeyler değildir. Hayatın seyri içinde nasibi olanların üzerindeki güzelliklerdir. Millet bununla küçülmedi bilakis büyüdü. Güven ve itimadı arttı. Kazandığında sevineceğini, kaybettiğinde sabredeceğini anladı.
Komutanımız nerede ne yapılacağının bilincindedir. Bu halini sevgiyle karşılıyor, bağlılığımızı ifade ediyorum. Katılaşmış, zalim kalplilerden de Allah’a sığınıyoruz. Çanakkale ruhunun canlanmasından rahatsız olanlar hezeyanlarına devam edeceklerdir. Onlar; yedi düvel gibi kin ve hasetlerini kussalar da, şehit kanı ve akan gözyaşları onları boğacak, kirlerini temizleyecektir. Bu millet, nesli ceditten ümitlidir.
“Ağlarım ağlatamam; hissederim, söylemem,
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım!
Oku şayet sana bir hisli yürek lazımsa
Oku, zira onu yazdım iki söz yazdımsa.
……..
Merhametin yok diyelim nefsine,
Merhamet etmez misin evladına?” (M.Akif Ersoy)
28. 06. 2012
Durmuş Göktekin