- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Bir kimse, kendi cisminde, cesedinde olan cüz'î ruhunu anlarsa; ki buna,
“Konuşan nefis” (nefs-i natıka) dense de olur. Hali böyle olan, birinci mana şekli içindedir. Bu makama, "Terakki” adı verilir.
Vahdet ehline göre; nefs, kalb, ruh, akıl ve sır hep birden, tek şeydir. Ancak, değişik şekil aldıkça ayrı ayrı itibar edilir, birer isim verilir.
O nefs-i natıkanın, cismi ve canı yoktur. Cese*din dışında ve içinde bir yönetici olur; tasarruf eder. Fakat, ne mekânı, ne de bir nişanı vardır. Hiçbir özel yere sahip olmadan, nereye parmak basılsa, küllî olarak orada var olur. Ayrıca bölünme, parçalanma gibi şeyler onun için yerinde sayılmaz.
Şahsın, elinde tutan, gözünde bakan, di*linde söyleyen, ayağında yürüyen, kulağında işiten ve her duygusunda tasarruf eden odur.
Beden parçalarının her parçasında bizatihi tü*müyle mevcuttur. Bütün bedeni kuşatmış olarak her şeyden münezzeh ve müberradır. Bir parmak, el veya ayak kesilecek olsa, ona ne noksanlık gelir; ne de bir eksilme.. Herhalde o, eskiden olduğu gibi merkezinde dâim ve kaim durur. Cesedin cümle*sine fena gelse, ona ne yokluk olur, ne de zeval... Bunu anlatabilmek için, had ve hesaba sığmayan manalar vardır./ İbn-i Arabi,
“Konuşan nefis” (nefs-i natıka) dense de olur. Hali böyle olan, birinci mana şekli içindedir. Bu makama, "Terakki” adı verilir.
Vahdet ehline göre; nefs, kalb, ruh, akıl ve sır hep birden, tek şeydir. Ancak, değişik şekil aldıkça ayrı ayrı itibar edilir, birer isim verilir.
O nefs-i natıkanın, cismi ve canı yoktur. Cese*din dışında ve içinde bir yönetici olur; tasarruf eder. Fakat, ne mekânı, ne de bir nişanı vardır. Hiçbir özel yere sahip olmadan, nereye parmak basılsa, küllî olarak orada var olur. Ayrıca bölünme, parçalanma gibi şeyler onun için yerinde sayılmaz.
Şahsın, elinde tutan, gözünde bakan, di*linde söyleyen, ayağında yürüyen, kulağında işiten ve her duygusunda tasarruf eden odur.
Beden parçalarının her parçasında bizatihi tü*müyle mevcuttur. Bütün bedeni kuşatmış olarak her şeyden münezzeh ve müberradır. Bir parmak, el veya ayak kesilecek olsa, ona ne noksanlık gelir; ne de bir eksilme.. Herhalde o, eskiden olduğu gibi merkezinde dâim ve kaim durur. Cesedin cümle*sine fena gelse, ona ne yokluk olur, ne de zeval... Bunu anlatabilmek için, had ve hesaba sığmayan manalar vardır./ İbn-i Arabi,