- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Artık kalemimi kırdım gidişinle. Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum.
Baş ucumda sana yazdıklarım ve masada demlenmiş
yalnızlığım.
Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından.
Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi,
yüreğime sunulmuş bir dostun dogum günü hediyesi... Şimdi
karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığını
Yudumluyorum
Acılarımızın merkezkaç savrulmaları mıydı acının son kıyısında, “uçurum çiçekleri”nin yanı başında, bizi buluşturan?
Yoksa konuşa konuşa, yaza yaza acıları içselleştirme çabası mı?
Böyle ama böyle değil yine de…
Çünkü bekleyeceğiz bin yıl kendi yalnızlığımızın
nehirlerinde!
Geceler…Gündüzden öte sığınaklar…Yıldız koparma, yıldızlara boyama siyahlıkları ve nefes almayı öğrenme boğan dört duvarın yalnızlığına inat…
Sonra o hangi gülümseyiştir yardan gelen ya da senden, gecenin emip
gizlediği?
Açacaksın düş sayfasını, yaşanmışlıkların düş kırıklıklarını, sevgiler hatırına, sevgiye liyakat hatırına; umut renginde, bir sonraki
yarına emanet edeceksin…
"Her şey burada kalsın" "Gidiyorum Geldiğim Gibi Dünyandan" diyeceksin ama heyhat; günler gecelere devrederken, bir sonsuzluğa evrilen ruhuna ezberlettiğin tatları, duyarlıkları yaşayacaksın
her gece yeniden…Tatlı bir çaresizlik, belki de
yorgunluk…
Yüreğin geceyle sarmaş dolaş iken, sabahı sayacak yelkovanın zaman çınıltıları…
Doğan her güne, her güneşe sevgilinin adıyla…
...alinti...
Arama yaptim ama bulunamadi farkli baslikta acildiysa hakkinizi helal edin
Baş ucumda sana yazdıklarım ve masada demlenmiş
yalnızlığım.
Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından.
Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi,
yüreğime sunulmuş bir dostun dogum günü hediyesi... Şimdi
karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığını
Yudumluyorum
Acılarımızın merkezkaç savrulmaları mıydı acının son kıyısında, “uçurum çiçekleri”nin yanı başında, bizi buluşturan?
Yoksa konuşa konuşa, yaza yaza acıları içselleştirme çabası mı?
Böyle ama böyle değil yine de…
Çünkü bekleyeceğiz bin yıl kendi yalnızlığımızın
nehirlerinde!
Geceler…Gündüzden öte sığınaklar…Yıldız koparma, yıldızlara boyama siyahlıkları ve nefes almayı öğrenme boğan dört duvarın yalnızlığına inat…
Sonra o hangi gülümseyiştir yardan gelen ya da senden, gecenin emip
gizlediği?
Açacaksın düş sayfasını, yaşanmışlıkların düş kırıklıklarını, sevgiler hatırına, sevgiye liyakat hatırına; umut renginde, bir sonraki
yarına emanet edeceksin…
"Her şey burada kalsın" "Gidiyorum Geldiğim Gibi Dünyandan" diyeceksin ama heyhat; günler gecelere devrederken, bir sonsuzluğa evrilen ruhuna ezberlettiğin tatları, duyarlıkları yaşayacaksın
her gece yeniden…Tatlı bir çaresizlik, belki de
yorgunluk…
Yüreğin geceyle sarmaş dolaş iken, sabahı sayacak yelkovanın zaman çınıltıları…
Doğan her güne, her güneşe sevgilinin adıyla…
...alinti...
Arama yaptim ama bulunamadi farkli baslikta acildiysa hakkinizi helal edin
...