- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
“Bir insanın gerçek nefesi hangisidir? İçine çektiği nefes mi, yoksa dışarı verdiği nefes mi?”
“Sürekli krizler yaşardı, ölmüş bir karga, ezilmiş bir kedi ya da gökyüzünde karanlık bir bulut görse ağlamaya başlardı. Öte yandan, fiziksel acıya karşı acayip bir direnci vardı: Ağzını yaksa ya da bir yerini kesse, kural olarak ağlamazdı. Onu mutsuz eden şey, kötü niyetti, evrenin kötü niyeti.”
“Ne hayal ürünüydü bu anneler. Bostan korkuluğuydular, üstlerine iğneler yapıştırdığınız mumya bebekler, kaba saba şekiller gibiydi. Onlara kendi varlıklarını yaşama fırsatını vermiyorduk, kendi keyfimize göre yaratıyorduk onları: Kendi açlık duygumuza, dileklerimize ve zayıflıklarımıza göre. Şimdi onlardan biri olduğum için daha iyi anlıyorum.”
“Annem ölmüştü. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Başımı dik, üst dudağımı gergin tutmam söylenmişti. Kim söylemişti bunu? Kuşkusuz Reenie, belki de babam. Tuhaf, hiç kimse alt dudağımı nasıl tutacağımı söylememişti. Oysa başka bir acının yerini tutsun diye ısırdığımız alt dudaktır.”
“İnsanlar mutlu sonlara neden ağlarsa, düğünlerde de aynı nedenle ağlar. Aslında gerçekleşmeyeceğini bildikleri bir şeye umutsuzca inanmak istedikleri için.”
“Aşk bir suçtur. Ama olmaması daha büyük bir suçtur.”
“Ev, yüreğinin olduğu yerdir. Artık bir yüreğim yoktu, yüreğim kırılmıştı ya da kırılmamıştı, yalnızca artık yoktu işte. Rafadan pişmiş bir yumurtanın sarısı gibi dikkatle çıkartılıp alınmıştı, bedenimden geri kalanını kansız, pıhtılaşmış ve oyulmuş bırakarak. Yüreksizim diye düşünmüştüm. Demek ki evsizim.”/Margaret Atwood - Kör Suikastçı
“Sürekli krizler yaşardı, ölmüş bir karga, ezilmiş bir kedi ya da gökyüzünde karanlık bir bulut görse ağlamaya başlardı. Öte yandan, fiziksel acıya karşı acayip bir direnci vardı: Ağzını yaksa ya da bir yerini kesse, kural olarak ağlamazdı. Onu mutsuz eden şey, kötü niyetti, evrenin kötü niyeti.”
“Ne hayal ürünüydü bu anneler. Bostan korkuluğuydular, üstlerine iğneler yapıştırdığınız mumya bebekler, kaba saba şekiller gibiydi. Onlara kendi varlıklarını yaşama fırsatını vermiyorduk, kendi keyfimize göre yaratıyorduk onları: Kendi açlık duygumuza, dileklerimize ve zayıflıklarımıza göre. Şimdi onlardan biri olduğum için daha iyi anlıyorum.”
“Annem ölmüştü. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Başımı dik, üst dudağımı gergin tutmam söylenmişti. Kim söylemişti bunu? Kuşkusuz Reenie, belki de babam. Tuhaf, hiç kimse alt dudağımı nasıl tutacağımı söylememişti. Oysa başka bir acının yerini tutsun diye ısırdığımız alt dudaktır.”
“İnsanlar mutlu sonlara neden ağlarsa, düğünlerde de aynı nedenle ağlar. Aslında gerçekleşmeyeceğini bildikleri bir şeye umutsuzca inanmak istedikleri için.”
“Aşk bir suçtur. Ama olmaması daha büyük bir suçtur.”
“Ev, yüreğinin olduğu yerdir. Artık bir yüreğim yoktu, yüreğim kırılmıştı ya da kırılmamıştı, yalnızca artık yoktu işte. Rafadan pişmiş bir yumurtanın sarısı gibi dikkatle çıkartılıp alınmıştı, bedenimden geri kalanını kansız, pıhtılaşmış ve oyulmuş bırakarak. Yüreksizim diye düşünmüştüm. Demek ki evsizim.”/Margaret Atwood - Kör Suikastçı