Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

semerkand

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Tem 2008
Mesajlar
4,468
Aldığı Beğeniler
40
Konum
Başakşehir-istanbul
Takım
Diğer
739ba9b112238eb6390.jpg



Müslümanlığımız önce hal ve gidişimizden bellidir. Yani insanlara karşı ne yaptığımız, nasıl davrandığımız. Dürüst ve güvenilir miyiz, menfaate göre dümen kırmak yerine yolumuzu ilkelerimiz mi belirler, sözümüzde durur, ahde vefa gösterir miyiz? Müslümanlığımız aklâkımızdan bellidir.

Şimdi, yaşadığımız bu değişimler çağında müslüman ahlâkının da değişime uğradığından şikayet eder olduk. Dindarlığı sadece bir kimlik olarak taşıyan, hal hareketini, dükkânını ticaretini kişisel istek ve çıkar neyi gerektiriyorsa ona göre yürüten, hakkı hukuku gözardı eden müslüman modeli yaygınlaşıyor.

Unutmamak lazım, ahlâkımızın değişimi müslümanlığımızın değişimidir.

İslâm dünyası, kendisine hayat modeli olarak Batı’yı seçtiği, Batılılaşmaya azmettiği zamandan bu yana derin bir kimlik krizinin içine yuvarlanmış bulunuyor.

Bu süreçte en son ve en ekmel din olan İslâm’ı, ferdî ve toplumsal sahada gereği gibi idrak edip yaşama olgunluğu bakımından evvelki nesillerle aramızdaki makas hayli açılmış bulunuyor.

Oysa eski devirlere göre daha müreffeh yaşıyoruz. Her yeni yıl bize daha fazla maddî/dünyevî avantajlar getiriyor. Modern teknolojinin ve eğitim sisteminin sunduğu imkanlar sayesinde eskilere oranla çok daha fazla bilgiye, çok kısa sürelerde ulaşabiliyoruz. Her yeni nesil teknolojik alet-edevatla daha bir hız ve ustalıkla bütünleşiyor. Bunun adına “gelişme” diyorlar.

Fakat madalyonun öbür yüzünü çevirdiğimizde sarsıcı bir gerçekle yüz yüze geliyoruz. Bütün bu maddî/dünyevî imkanlar, dindarlığımızı, takvamızı, ahlâkımızı, kişisel ve toplumsal sorumlulukları yerine getirme hassasiyetimizi artırmadı.

Belki ibadetlerimizi aksatmıyoruz, hatta belki nafile ibadetlere, zikir ve virde devam edenlerimizin sayısı hayli fazla. Ama sorumluluk sahamızda bulunan insanlarla, bir şekilde temas ettiğimiz kişilerle ilişkimiz, yani ahlâkımız alarm veriyor!

Dünyevî ahlâk ya da ahlâksızlaşma

Adı konulmamış bir sekülerleşme/dünyevîleşme hali yaşıyoruz müslüman toplumlar olarak. Kapı komşumuzun ahvalinden habersiz yaşamak bizi rahatsız etmiyorsa, bir yolculuk esnasında yanımızdaki insanla birbirimize değmemek için çaba harcıyorsak, telefondaki sesin tonundan “Acaba bir şey mi isteyecek?” diye tahmin yapıp kapıları kapatma moduna geçiyorsak, çabamız emeğimiz sadece kendi refahımıza yönelikse ve infak ahlâkından uzaklaştıysak...

Evet bütün bu ve benzeri davranışlar günlük hayatımızın bir parçası oluvermişse, kalbimizi acilen yoklamanın vaktidir!

Yasak savma vicdan rahatlatma

Fakat bu iç muhasebeyi yaparken kendimizi kandırmamamız lazım. Yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir engelliye yardım elini uzatmak, işin “gösteriş” boyutunu aşabilmişsek eğer, “anlık” ve –itiraf edelim– biraz da “rahatlatan” bir etki bırakır üstümüzde. Sonra daha bir enerjiyle döneriz kendi dünyamıza.

Dünyanın çeşitli yerlerinde haksızlığa, zulme, kıyıma uğramış insanların haberlerini izleyince, okuyunca tepki gösterir, hatta belki bunun için yapılan gösterilere katılırız. İslâmî hassasiyetimizi kaybetmediğimiz duygusunu pekiştirmiş oluruz içimizde böylece.

Evlad u ıyalinin geçimini en güzel şekilde temin etmek, onları başkasının eline bakar durumda bırakmamak her ebeveynin en tabii görevidir. Yani fazladan bir meziyet değil. Bizse bunu İslâmî görevlerini tam olarak yerine getirmek olarak anlar ve “bireysel müslümanlığımıza” giderek daha fazla tutunuruz.

Çalıştığımız işyerinde yükselmenin biricik yolunun “ehliyet ve liyakat” olduğunu unutarak torpile, kulise, tavassuta başvurmak ya da “ne yapalım, işler böyle yürüyor” düşüncesiyle sessiz kalarak adaletsizliklerin devamına katkıda bulunuruz, sonra kendi vazifemizi yapmakla avunuruz.

Oysa ahlâk sahibi olmak, hele de “ahlâk-ı hamide” sahibi olmak anlık vicdan rahatlatmalardan, yanlışı kendi içinde normalleştirip öylece yoluna devam etmekten çok daha fazlasıdır. Bu tarz avunmalar ahlâka değil, olsa olsa ahlâk zafiyetine işaret eder. Unutmamak lazım, “din güzel ahlâktır.”

Devamını semerkand dergisinden okuyun Ebubekir SİFİL • 132. Sayı / AYIN KONUSU
 

hakan55

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Şub 2008
Mesajlar
2,486
Aldığı Beğeniler
11
Konum
samsun
Takım
Fenerbahçe
“din güzel ahlâktır.”

Rabbim razı olsun kurban...
 
Üst Alt