Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Mevlânâ hazretleri, Mesnevi'de kötü huyun insanın nefsine ve çevresine nasıl bir eziyet yaptığı hakkında şöyle bir hikaye anlatır: Huysuz adamın biri bir gün herkesin gelip geçtiği yol üzerine dikenli çalılar diker. Yoldan geçenler her ne kadar "Bunları buradan sök at" dese de o bunların hiçbirine kulak asmaz. Yine kendi bildiğini okur. O dikenli çalılar büyür yoldan geçen halkın ayağına takılır, onlara eziyet eder. O yoldan geçenler perişan olur.

Bu durum valiye kadar intikal edince vali onu yanına çağırır. Dikenleri sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz verir; ama bugün yarın diye ertelemeye devam eder. Ne sökmem der ne de sökmeye teşebbüs eder. Bir gün vali onu yanına çağırır; "Verdiği sözde durmayan adam, emrimi uygula!" diye sıkı sıkı tembihler. Ağır ikazlarda bulunur. Çalıları diken huysuz adam da şöyle der: "Önümde hayli günler var. Merak etme nasıl olsa günün birinde sökerim." Vali ise çabuk olmasını söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden anlamaz. Dikenler de kök salıp büyümeye devam eder.

Mevlânâ, hikayenin bu kısmında bir işi yarına ertelerken zamanın su gibi akıp gittiğini söylüyor ve; "Her gün sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor. Onu sökecek olan da ihtiyarlıyor, kuvvetten düşüyor. Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler kaç keredir senin ayaklarına battı. Kaç kere oldu seni kötü huyun yaraladı. Sen kendi tabiatından hastalandın da duygusuzluğun yüzünden habersizsin. Çirkin huyunun da başkalarını rahatsız ettiğini bilmiyorsun. Sen şu dikeni gül fidanı haline getir. Gül fidanı ile onu aşıla. Böylece sendeki dikenler gül fidanı haline gelsin. Eğer sen de şerri gidermek istiyorsan, ateşin gönlüne hakkın rahmet suyunu dök."Mevlânâ, burada nefsinin kötü arzularına düşmeyi dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:

"Nefsinin ateşi söndüren sonra, gönül bahçesine dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler yetişir. Sözün kısası; işini yarına bırakma. Çabuk tövbe et de istiğfarı yarına bırakma. Yıl geçti ekin vakti geldiğinde sende yüz karalığından başka bir şey kalmaz.

Beden ağacının köküne kurt düştü.

Onu söküp ateşe atmak, kulluk yaparak iyi işlerle onu öldürmek gerek."



AİLEM
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
çok güzel misallerle anlatmış lkötü ahlakı mubarek MEVLANA H.Z. hakikatende insanlar yaşlandıkça güçten kuvvetetn kesilir ve gençliğimizdeki gibi ne bir ibadet nede taat yapabiliriz ...

halbuki gençlikte yapılan her amel her ibadet ayın 14 gibidir ..RABBİM bu yaşımızın kadrini kıyemtini bildirsin hakkıyla layıkıyla kul olmayı amil olmayı nasip eylesin..
 

dost21

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2006
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
2
emeğine sağlık güzel paylaşım...............
 

Mehmet E

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Şub 2006
Mesajlar
279
Aldığı Beğeniler
0
ORiJiNAL YAZARI : fzehra

halbuki gençlikte yapılan her amel her ibadet ayın 14 gibidir ..RABBİM bu yaşımızın kadrini kıyemtini bildirsin hakkıyla layıkıyla kul olmayı amil olmayı nasip eylesin..

amiiiiin amiiiiin amiiin.
 
Üst Alt