Çok şaşırmıştık bu olan bitene. Geçici olduğunu söylemişti doktor ama 4 yıldır geçmeyince geçmez demiştik kendi kendimize. Ama merak ettiğim bir şey vardı. Ne olmuştu?
Vedat kimdi? Ablam neden duygulanmıştı. Nişan olmuş bitmişti. Özlem abla ile Vedat ağabey arka bahçede oturup konuşuyorlardı. Ablam çay uzattı bana doğru götür dedi. Sen neden götürmüyorsun diyemedim. Aldım tepsiyi götürdüm. Tepsiyi masaya bıraktım arkamdan bir kedi sesi duymuştum. Merak edip o tarafa yöneldim. Ben kediyle uğraşırken Özlem abla içeri geçmişti. Kafamı çevirdiğimde Ablamı bahçe kapısında gördüm. Önümdeki ağacın arkasına saklanıp onları izliyordum. Ablam sessizce ve etrafa bakarak geliyordu. Vedat ağabeyde telaşlanmış gibi olduğu yerde duramıyordu.
-Merhaba Vedat olanları duydun yüzüne bakacak durumum yok. Ama bu olanlar ve daha öncesi aramızda kalsın. Özlem, çok mutlu. Zannediyorum ki aradan uzun yıllar geçti ben unuttum. Sende unutmuşsundur beni
- Unuttum, dedi Vedat ağabey. Ama çok aradım seni. Evinize geldiğimde kimseyi bulamadım. Komşulara sorduğumda acayip acayip baktılar suratıma, içlerinden biri öldüler dedi. Senide öldü sandım. Yıllarca öldüğünü düşündüm. Benim içinde çok zordu. Hele seni karşımda görmek. Neden hiç haber
Sözünü kesti ablam birden,
- Tamam, Vedat anladım. Ama geçmişte kaldı her şey. Çok şükür ki yaşıyorum. Geçmişi kimse bilmesin yeter…
- Peki bilmeyecek…
- Teşekkür ederim…
Arkasını dönüp eve girdi tekrar Vedat ağabey arkasından baktı, sonra oturdu sandalyeye, başını elleri arasına aldı ve masaya dayadı dirseğini. Meğerse geçmişleri varmış dedim içimden. Acaba gerçekten unutmuşlar mıydı ki?
Ablamın hep günlük tuttuğunu bilirdim. Son yıllarda daha da çok yazmaya başlamıştı. Konuşamadığı için hep yazardı. Onun olmadığı bir gün geçmiş günlüklerine bakıyordum. Ne kadar çok günlüğü vardı. Her yıla ait iki defter…
Sonunda 4 yıl öncesinin günlüğü bulup okumaya başladım…
11 Aralık: Bugün çok mutluyum Vedat ile birlikte lunaparka gittik. Ne kadar eğlenceliydi. Bana pamuk şeker aldı, Gezdik eğlendik. Kabul etmesem de galiba seviyorum.
Galiba bu ilk günleriydi dedim içimden. Ablamın bir sevgilisi olduğunu biliyordum. Anneme anlatırken kulak misafiri olmuştum. Zaten saklamazdı da. Ama neden ayrılmışlardı?
12 Aralık, 13 Aralık, 14, 15, 16, 17, böylece gidiyordu ben bunları merak etmiyordum. Sonunda merak ettiğim esas sayfaya ulaşmıştım parmaklarım yardımıyla.
29 Ekim:
Hastaneden yeni çıktık. Evde kimse yok. Çok sıkıcı ve çok özledim ailemi. Hiç bu kadar ayrılmamıştık. Galiba daha da uzayacak bu ayrılık.
Ayrılık…
Evet ayrılık. Vedat onu da özledim hem de çok özledim. Ama bunu unutmamalıyım ki Anneme babama ağabeyime kavuşacağım bir gün olacak Vedat’sa hiç olmayacak. Biliyorum seviyor beni. Ama ne yapsın ki artık beni. Konuşamayan, hatta duyamayan birini. Vedat sevsen de olmayacak…
Ne yani dedim kendi kendime ablam bu yüzden mi görüşmemiş yıllarca… Çok aramış Vedat ağabey keşke bulsaydı. Belki de ablamı bu haliyle kabul ederdi. Belki de etmezdi. Biz rabbimden hep hayırlısını isterdik. Demek ki hayırlısı böyledi…
devam edecek...
Vedat kimdi? Ablam neden duygulanmıştı. Nişan olmuş bitmişti. Özlem abla ile Vedat ağabey arka bahçede oturup konuşuyorlardı. Ablam çay uzattı bana doğru götür dedi. Sen neden götürmüyorsun diyemedim. Aldım tepsiyi götürdüm. Tepsiyi masaya bıraktım arkamdan bir kedi sesi duymuştum. Merak edip o tarafa yöneldim. Ben kediyle uğraşırken Özlem abla içeri geçmişti. Kafamı çevirdiğimde Ablamı bahçe kapısında gördüm. Önümdeki ağacın arkasına saklanıp onları izliyordum. Ablam sessizce ve etrafa bakarak geliyordu. Vedat ağabeyde telaşlanmış gibi olduğu yerde duramıyordu.
-Merhaba Vedat olanları duydun yüzüne bakacak durumum yok. Ama bu olanlar ve daha öncesi aramızda kalsın. Özlem, çok mutlu. Zannediyorum ki aradan uzun yıllar geçti ben unuttum. Sende unutmuşsundur beni
- Unuttum, dedi Vedat ağabey. Ama çok aradım seni. Evinize geldiğimde kimseyi bulamadım. Komşulara sorduğumda acayip acayip baktılar suratıma, içlerinden biri öldüler dedi. Senide öldü sandım. Yıllarca öldüğünü düşündüm. Benim içinde çok zordu. Hele seni karşımda görmek. Neden hiç haber
Sözünü kesti ablam birden,
- Tamam, Vedat anladım. Ama geçmişte kaldı her şey. Çok şükür ki yaşıyorum. Geçmişi kimse bilmesin yeter…
- Peki bilmeyecek…
- Teşekkür ederim…
Arkasını dönüp eve girdi tekrar Vedat ağabey arkasından baktı, sonra oturdu sandalyeye, başını elleri arasına aldı ve masaya dayadı dirseğini. Meğerse geçmişleri varmış dedim içimden. Acaba gerçekten unutmuşlar mıydı ki?
Ablamın hep günlük tuttuğunu bilirdim. Son yıllarda daha da çok yazmaya başlamıştı. Konuşamadığı için hep yazardı. Onun olmadığı bir gün geçmiş günlüklerine bakıyordum. Ne kadar çok günlüğü vardı. Her yıla ait iki defter…
Sonunda 4 yıl öncesinin günlüğü bulup okumaya başladım…
11 Aralık: Bugün çok mutluyum Vedat ile birlikte lunaparka gittik. Ne kadar eğlenceliydi. Bana pamuk şeker aldı, Gezdik eğlendik. Kabul etmesem de galiba seviyorum.
Galiba bu ilk günleriydi dedim içimden. Ablamın bir sevgilisi olduğunu biliyordum. Anneme anlatırken kulak misafiri olmuştum. Zaten saklamazdı da. Ama neden ayrılmışlardı?
12 Aralık, 13 Aralık, 14, 15, 16, 17, böylece gidiyordu ben bunları merak etmiyordum. Sonunda merak ettiğim esas sayfaya ulaşmıştım parmaklarım yardımıyla.
29 Ekim:
Hastaneden yeni çıktık. Evde kimse yok. Çok sıkıcı ve çok özledim ailemi. Hiç bu kadar ayrılmamıştık. Galiba daha da uzayacak bu ayrılık.
Ayrılık…
Evet ayrılık. Vedat onu da özledim hem de çok özledim. Ama bunu unutmamalıyım ki Anneme babama ağabeyime kavuşacağım bir gün olacak Vedat’sa hiç olmayacak. Biliyorum seviyor beni. Ama ne yapsın ki artık beni. Konuşamayan, hatta duyamayan birini. Vedat sevsen de olmayacak…
Ne yani dedim kendi kendime ablam bu yüzden mi görüşmemiş yıllarca… Çok aramış Vedat ağabey keşke bulsaydı. Belki de ablamı bu haliyle kabul ederdi. Belki de etmezdi. Biz rabbimden hep hayırlısını isterdik. Demek ki hayırlısı böyledi…
devam edecek...
![Crying[1] :aglaa: :aglaa:](https://www.yenidendogus.net/images/smilies/crying[1].gif)
.gif)

.gif)