Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Kardeşim, çocuğun vefatı beni müteessir etti. Fakat EL HÜKMÜ LİLLAH kazaya rıza, kadere teslim İslâmiyetin bir şiarıdır. Cenab-ı Hak sizlere sabr-ı cemil versin. Merhumu da, size zahîre-i âhiret ve şefaatçı yapsın. Size ve sizin gibi müttaki mü'minlere büyük bir müjde ve hakikî bir teselli gösterecek "Beş Nokta"yı beyan ederiz:

Birinci Nokta: Kur'an-ı Hakîm'de VİLDANÜN MUHALLEDUN sırrı ve meali şudur ki: Mü'minlerin kabl-el büluğ vefat eden evlâdları, Cennet'te ebedî, sevimli, Cennet'e lâyık bir surette daimî çocuk kalacaklarını.. ve Cennet'e giden peder ve vâlidelerinin kucaklarında ebedî medar-ı sürurları olacaklarını.. ve çocuk sevmek ve evlâd okşamak gibi en latif bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını.. ve herbir lezzetli şey'in Cennet'te bulunduğunu.. "Cennet tenasül yeri olmadığından, evlâd muhabbeti ve okşaması olmadığı"nı diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını.. hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümatla karışık evlâd sevmesine ve okşamasına bedel safi, elemsiz milyonlar sene ebedî evlâd sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i imanın en büyük bir medar-ı saadeti olduğunu şu âyet-i kerime VİLDANÜN MUHALLEDUN cümlesiyle işaret ediyor ve müjde veriyor.

İkinci Nokta: Bir zaman bir zât, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O bîçare mahbus, hem kendi elemini çekiyor, hem veledinin istirahatını temin edemediği için, onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra merhametkâr hâkim ona bir adam gönderir, der ki: "Şu çocuk çendan senin evlâdındır, fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim." O adam ağlar, sızlar; "Benim medar-ı tesellim olan evlâdımı vermeyeceğim" der. Ona arkadaşları der ki: "Senin teessüratın manasızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan, çocuk şu mülevves, ufûnetli, sıkıntılı zindana bedel; ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa, muvakkaten şübheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse, sana bin menfaati var. Çünki padişahın merhametini celbe sebeb olur, sana şefaatçı hükmüne geçer. Padişah, onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya celbedecek, çocukla görüştürecek. Şu şartla ki, padişaha emniyetin ve itaatın varsa..."

İşte şu temsil gibi, aziz kardeşim, senin gibi mü'minlerin evlâdı vefat ettikleri vakit şöyle düşünmeli: Şu veled masumdur, onun Hâlıkı dahi Rahîm ve Kerim'dir. Benim nâkıs terbiye ve şefkatime bedel, gayet kâmil olan inayet ve rahmetine aldı. Dünyanın elemli, musibetli, meşakkatli zindanından çıkarıp Cennet-ül Firdevsine gönderdi. O çocuğa ne mutlu! Şu dünyada kalsaydı, kim bilir ne şekle girerdi? Onun için ben ona acımıyorum, bahtiyar biliyorum. Kaldı kendi nefsime ait menfaati için, kendime dahi acımıyorum, elîm müteessir olmuyorum.

Çünki dünyada kalsaydı, on senelik muvakkat elemle karışık bir evlâd muhabbeti temin edecekti. Eğer sâlih olsaydı, dünya işinde muktedir olsaydı, belki bana yardım edecekti. Fakat vefatıyla, ebedî Cennet'te on milyon sene bana evlâd muhabbetine medar ve saadet-i ebediyeye vesile bir şefaatçı hükmüne geçer. Elbette ve elbette meşkuk, muaccel bir menfaatı kaybeden, muhakkak ve müeccel bin menfaatı kazanan; elîm teessürat göstermez; me'yusane feryad etmez.


Üçüncü Nokta: Vefat eden çocuk, bir Hâlık-ı Rahîm'in mahluku, memlukü, abdi ve bütün heyetiyle onun masnu'u ve ona ait olarak ebeveyninin bir arkadaşı idi ki; muvakkaten ebeveyninin nezaretine verilmiş. Peder ve vâlideyi ona hizmetkâr etmiş. Ebeveyninin o hizmetlerine mukabil, muaccel bir ücret olarak lezzetli bir şefkat vermiş. Şimdi binden dokuzyüz doksandokuz hisse sahibi olan O Hâlık-ı Rahîm, mukteza-yı rahmet ve hikmet olarak o çocuğu senin elinden alsa, hizmetine hâtime verse; surî bir hisse ile, hakikî bin hisse sahibine karşı şekvayı andıracak bir tarzda me'yusane hüzün ve feryad etmek ehl-i imana yakışmaz, belki ehl-i gaflet ve dalalete yakışıyor.

Dördüncü Nokta: Eğer dünya ebedî olsaydı, insan içinde ebedî kalsaydı ve firak ebedî olsaydı; elîmane teessürat ve me'yusane teellümatın bir manası olurdu. Fakat madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de biz de oraya gideceğiz. Ve hem bu vefat ona mahsus değil, umumî bir caddedir. Hem madem müfarakat dahi ebedî değil; ileride hem berzahta, hem Cennet'te görüşülecektir. EL HÜKMÜ LİLLAH demeli.. O verdi, O aldı. "Elhamdülillahi alâküllihal" sabır ile şükretmeli.

Beşinci Nokta: Rahmet-i İlahiyenin en latif, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat; bir iksir-i nuranîdir. Aşktan çok keskindir. Çabuk Cenab-ı Hakk'a vusule vesile olur. Nasıl aşk-ı mecazî ve aşk-ı dünyevî pek çok müşkilâtla aşk-ı hakikîye inkılab eder, Cenab-ı Hakk'ı bulur. Öyle de şefkat -fakat müşkilâtsız- daha kısa, daha safi bir tarzda kalbi Cenab-ı Hakk'a rabteder. Gerek peder ve gerek vâlide, veledini bütün dünya gibi severler. Veledi elinden alındığı vakit, eğer bahtiyar ise, hakikî ehl-i iman ise; dünyadan yüzünü çevirir, Mün'im-i Hakikî'yi bulur. Der ki: "Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe..." Veledi nereye gitmişse oraya karşı bir alâka peyda eder, büyük manevî bir hal kazanır.

Ehl-i gaflet ve dalalet, şu beş hakikattaki saadet ve müjdeden mahrumdurlar. Onların hali ne kadar elîm olduğunu şununla kıyas ediniz ki: Bir ihtiyar hanım gayet sevdiği sevimli tek bir çocuğunu sekeratta görüp, dünyada tevehhüm-ü ebediyet hükmünce gaflet veya dalalet neticesinde; mevti, adem ve firak-ı ebedî tasavvur ettiğinden, yumuşak döşeğine bedel kabrin toprağını düşünüp gaflet veya dalalet cihetiyle, Erhamürrâhimîn'in Cennet-i rahmetini, Firdevs-i nimetini düşünmediğinden, ne kadar me'yusane bir hüzün ve elem çektiğini kıyas edebilirsin. Fakat vesile-i saadet-i dâreyn olan iman ve İslâmiyet, mü'mine der ki: Şu sekeratta olan çocuğun Hâlık-ı Rahîmi, onu bu fâni dünyadan çıkarıp Cennetine götürecek. Hem sana şefaatçı, hem ebedî bir evlâd yapacak. Müfarakat muvakkattır, merak etme
EL HÜKMÜ LİLLAH, İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN de, sabret.


( Mektubat : 72-74)
 

_sema_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Şub 2008
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
Bu müjdeler acaba dünyaya gelmemiş bebekler içinde geçerli midir?
Ben 2 tane bebeğimi düşük olayı ile kaybettim.Henüz 3 aylıktı her ikisi de.Çok üzüldüm ve çok etkilendim.
Bizde bu sevinci yaşayabilecekmiyiz acaba?Bu konuda bilgisi olan varsa paylaşabilir mi? Çok merak ediyorum.Teşekkür ederim.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ORiJiNAL YAZARI : _sema_
Bu müjdeler acaba dünyaya gelmemiş bebekler içinde geçerli midir?
Ben 2 tane bebeğimi düşük olayı ile kaybettim.Henüz 3 aylıktı her ikisi de.Çok üzüldüm ve çok etkilendim.
Bizde bu sevinci yaşayabilecekmiyiz acaba?Bu konuda bilgisi olan varsa paylaşabilir mi? Çok merak ediyorum.Teşekkür ederim.


sizin çektiğiniz o acı ve sıkıntılara karşılık yaptığınız sevaplar illaki boş olmayacak...RABBIM mukafatini verecektir...Hadisi s eriflerde varid olan ,dogupda ölmesi geciyor.Ama sizin çektiğiniz de bir bela ve musibet olduğuna göre ,çünkü sizde acı vesıkıntı gördünüz.o da boş kalmayacak inş.RABBIM in izni ile..siz musterih olun...RABBIM diledikten sonra ,onlari size şefaatçi bile kilabilir.Siz hamd ve sabir edin...kafanızı burası ile meşgul etmeyin..MEVLAM inş...en güzel makamlara koyar sizi....
 

_sema_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Şub 2008
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
amiiiiinnn kardeşim İnş güzel dualarınız size de dönsün inş...
Bilgileriniz için teşekkür ederim.Allah razı olsun...
 

_sema_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Şub 2008
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
ÇOCUKLAR CENNETTE ŞEFAATÇIDIR
Çocuklar da âhırette ana ve babalarına şefaat edeceklerdir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
Çocuğa; Cennete gir! denir. Üzülerek kendini yere atar. Babam ve annem olmazsa girmem! der.
Çocuklar, Cennet kapısının önünde toplanırlar. Hep birden bağırıp, anne ve babalarını isterler. Bağırmaları, anneleri ve babaları oraya gelinceye ve her biri babasının ve annesinin elini tutup Cennete girinceye kadar devam eder.
Küçük çocuk anne ve babasını Cennete çeker. Şimdi ben, nasıl senin elbisenden tutuyorsam, çocuk da babasının elbisesinden böyle tutar.
Ey hanımlar! Sizden kim, kendinden önce âhırete 3 çocuk göndermişse, o çocuklar Cehennemden ona perde olur.
Orada bulunan hanımlardan birisi dedi ki:
- Yâ Resûlallah! İki çocuğu ölürse de Cehenneme perde olur mu?
- İki tane de olsa, Cehenneme perde olur.
- Yâ Resûlallah! Bir çocuğu ölse de yine, perde olur mu?
- Allahü teâlâya yemin ederim ki, eğer annesi sabredip, sevâbını Allahü teâlâdan beklerse, annesini çekip Cennete sokar.

.........
Bediüzzaman Hazretleri vildanün muhalledun âyetinden; bu zümrenin ehl-i imanın büluğ çağından önce ölen çocukları olduğunu, mahşerde anne ve babalarının günahlarının bağışlanmasına vesile ve şefaatçi hükmünde olacaklarını3, Cennette ise anne ve babalarına çocuk sevme zevkini ebediyen tattıracaklarını ve ebediyen etrafa saçılmış inciler gibi çocuk kalacaklarını4 haber veriyor.



__________________
 

_sema_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Şub 2008
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
sorumun cevabını sanırım buldum ve çok sevindim Allahım nasip etsin inş...

sizinle de paylaşayım istedim...



Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki:

Şüphesiz ben, Cennet kapısında durup girmemekte ayak direten bir düşük çocuğa varıncaya kadar, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim.

Bu çocuğa Cennete gir! denilecek.

O da: Ya Rabbi! Annem babam da girsin diyecek.

Bunun üzerine, Anne ve babanı da alarak Cennete gir! denilecektir.1

Düşük çocuğa isim vermek konusunda Peygamber Efendimizin (asm) gerekçeli emri de vardır. Buyuruyor ki :

* Düşük çocuklarınıza isim veriniz. Çünkü onlar ahirette sizin için yüksek dereceler hazırlamak üzere öncülerinizdir. 2

* Düşük doğan çocuklarınıza isim veriniz. Tâ ki ALLAH bununla terazinizin sevap kefesini ağırlaştırır. Aksi halde, o Kıyamet Günü gelerek şöyle der:

Ya Rabbi! Bunlar bana isim vermeyerek benden elde edecekleri mükâfatı kaçırdılar. 3

Anlaşılıyor ki, düşük çocuğa isim vermek sünnettir. Eğer verilmeden defnolunmuşsa, gıyabında verilebilir.

Onun bir isimle anılması ona isim vermek için yeterlidir.

Dipnotlar:
1- Camiüs-Sağir, 3/1077
2- Camiüs-Sağir, 3/1075
3- Camiüs-Sağir, 3/1075


1)Düşük yapıldı bebek, canlı doğdu ses vs& duydunuz ya da kıpırdadı ve öldü. İsim verilir, yıkanır, kefenlenir ve cenaze namazı kılınarak gömülür.

2)Düşük yapıldı hayat belirtisi yok, ölü doğdu o halde isim verilir yıkanır biz beze sarılır ve cenaze namazı kılınmadan gömülür.

3)Bebek doğdu insan görünümünde değil yani uzuvları falan belli değil o halde yıkanmaz ve beze sarılıp cenaze namazı kılınmaksızın gömülür.


Bu üç maddede de isim verme işi normal şekilde yapılır yani kulağına falan söylemeye lüzum yoktur dolayısıyla ezan ve kâmet de okunmaz sadece çocuğun ismi belirlenir. Bu isim çocuk gömülmeden belirlenebileceği gibi gömüldükten sonra da gıyaben verilebilir.

Alıntı
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ALLAH sendende razi olsun..
ve sizleri her iki cihandada en güzel makamlara koysun...
hiç bir iyilik ve kötülük zerre bile olsa kaybolmaz.
Bize dusen verilen nimetlere şükür
verilen bela ve musibetlere de hamd ve sabırdır...
RABBIM muttaki kullarından eylesin cümlemizi...
 

beyazgül

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Ocak 2008
Mesajlar
65
Aldığı Beğeniler
0
ALLAH sendende razi olsun..
ve sizleri her iki cihandada en güzel makamlara koysun...kardeşlerim
benimde bir erkek kardeşim vefat etti
doğum dan sonra
anneme görmek nasip olmadı kardeşimi göremedi
o doğum evindeydi bebekte dicle ünüversitesindeydi. 1 gün yaşadı ben onun yanın daydım
çok ağladım ozamam
çok yandı yüreğim
bir yanda annemin durumu bir yanda kardeşimin ölümü beni çok sarstı
 

_sema_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Şub 2008
Mesajlar
5
Aldığı Beğeniler
0
Amiiiiinnn Necmettin kardeşim ecmain inş.
Çok doğru şeyler bunlar...
Allah cümlemizden razı olsun inş.
Beyzagül kardeşim başınız saolsun sizinde.
Bunlar tarifsiz acılar çok ii anlıyorum ben de ama şu bilgilerden sonra insan herşeyde bi hikmet var sözünü doğruluyor.Belki diğer dünyada kurtuluşumuza vesile olurlar.İi ki yaşamışız böyle bişey deriz belki de.
Rabbim neylerse güzel eyler...Herşey O ndan.Dönüş yine O na
Selametle...
 

beyazgül

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Ocak 2008
Mesajlar
65
Aldığı Beğeniler
0
devam edemedim yarıda kaldı sözüm annem oğlunu göremeden topraga verdik o hala hastanedeydi ona diyemiyorduk ama biliyorsunuz anneler his eder
neyse kardeşlerim inş rabbim çocuklarınızın vesilesiyle sizi cennetine koysun ALLAHIN selametı üzerinizde eksik olmasın
 
Üst Alt