- Üyelik Tarihi
- 12 Haz 2007
- Mesajlar
- 492
- Aldığı Beğeniler
- 3
Akşemseddin K.S. Hazretlerinin beyanına göre, Allah dostlarının hallerini, hayatlarını ve menkıbelerini nakletmek, Allahın feyzinin celbine, rahmetinin inmesine vesile olur. Ayrıca anlatılan meseleler gönüllerimizde yer tutar, amellerimize tesir eder ve hayatımızın hayırlı bir yaşayışa dönmesine sebep olur.
Esas olan ilâhî rızaya ulaşmak, mafiret-i ilâhîye yönelmektir. İlâhi, maksudum sensin, matlubum da senin rızandır cümlesini, Sâdât-ı Kiram bunun için her türlü amelde elimize rehber, dilimize zikir, gönlümüze ışık olarak bildirmişlerdir. Böylece, iki kişi Allah için bir araya gelirse, üçüncü Allahtır. sözünün manası ortaya çıkar. İşte bu maksatla bir araya gelenlerin üzerinde Allahu Tealânın rahmet ve kudret eli vardır.
Bir misafirliğe gittiğinizde evin sahibi sizi buyur eder, izzet ve ikramda bulunur. Allahu Tealâ da kainatın yaratıcısı ve sahibidir. Bu kadar ümmet-i Muhammed, ey Rabbimiz! der de, O buyur ey kulum! demez mi? İşte bizim münacaatımız buyur ey kulum! dedirtmek içindir. Sohbetler buna vesiledir.
Allahu Tealâ insana bir yüz verdi. O yüz, iki elin parmaklarının birleşmiş halinden daha küçük. Bu dünyaya milyarlarca insan geldi geçti, ama hiçbir zaman bir kimsenin yüzü diğer birinin yüzüne benzemedi. Çünkü yüz, Cemalullahın aynası, ilâhî isimlerin ve nakışların ayrı ayrı mühürleridir. Allahın mührü nihayetsiz derecede meseleye hükmettiği gibi, kimsenin yüzü diğerine benzemez. Yüz Allahdan gelen bir mektup gibidir. Bu mektup Allahı gösterir. O zaman bu yüzü Allahu Tealânın tecelli ve sübhanî kudretine çevirmek gerekir. Tıpkı bütün çiçeklerin yüzünü güneşe çevirdiği gibi.
Bir insanın iki cihan saadetine ulaşabilmesi için, Hakkı bilip Ona döndüğü yüzünü zikirle süsleyip nurlandırması, bunun için de bir kâmil bir rehbere başlanması gerekir. O rehber yüzünü Allahdan ayırmayan bir ay gibi olduğundan zikri hatırlatır. Evliya-i izam o kimselerdir ki, görüldüklerinde Allahı hatırlatırlar.
Eğer dostuna baktığında o sana Allahı hatırlatıyorsa, hayır kapısını açmış demektir. Aksine bir adam sana siyaseti, gafleti, alış-verişi, düşmanlığı, dedikoduyu hatırlatıyorsa, o adam yüzünü batıla çevirmiştir. Tabii mümine de, yüzü Allahı hatırlatanlara baktığında onu görüp anlayacak feraset gerekir.
Evet; yüzü her iki tarafa çevirmek de mümkündür. Hülâsa, mürşidin elini tutan Hakkı hatırlar. Çünkü mürşid, Allahın nuruyla nurlanan bir cemal sahibi olup yüzünü Hakdan ayırmadığından, yüzünü ona çevirenlere Allahın zikrini telkin eder. Bunu şöyle de ifade edebiliriz: İnsanın yüzü kâmile bakacak. Ondan Rasulullah A.S.ı görecek. Oradan Allahı bilecek. Eğer yüzünü Hakdan çevirirse, o zaman nefse bakacak, şeytana ram olacak ve dünyada boğulacaktır.
İşte bir tane yüzün var. Ne tarafa bakacağını sen seç.
Mehmet Ildırar
Semerkand Kasım 2001
Esas olan ilâhî rızaya ulaşmak, mafiret-i ilâhîye yönelmektir. İlâhi, maksudum sensin, matlubum da senin rızandır cümlesini, Sâdât-ı Kiram bunun için her türlü amelde elimize rehber, dilimize zikir, gönlümüze ışık olarak bildirmişlerdir. Böylece, iki kişi Allah için bir araya gelirse, üçüncü Allahtır. sözünün manası ortaya çıkar. İşte bu maksatla bir araya gelenlerin üzerinde Allahu Tealânın rahmet ve kudret eli vardır.
Bir misafirliğe gittiğinizde evin sahibi sizi buyur eder, izzet ve ikramda bulunur. Allahu Tealâ da kainatın yaratıcısı ve sahibidir. Bu kadar ümmet-i Muhammed, ey Rabbimiz! der de, O buyur ey kulum! demez mi? İşte bizim münacaatımız buyur ey kulum! dedirtmek içindir. Sohbetler buna vesiledir.
Allahu Tealâ insana bir yüz verdi. O yüz, iki elin parmaklarının birleşmiş halinden daha küçük. Bu dünyaya milyarlarca insan geldi geçti, ama hiçbir zaman bir kimsenin yüzü diğer birinin yüzüne benzemedi. Çünkü yüz, Cemalullahın aynası, ilâhî isimlerin ve nakışların ayrı ayrı mühürleridir. Allahın mührü nihayetsiz derecede meseleye hükmettiği gibi, kimsenin yüzü diğerine benzemez. Yüz Allahdan gelen bir mektup gibidir. Bu mektup Allahı gösterir. O zaman bu yüzü Allahu Tealânın tecelli ve sübhanî kudretine çevirmek gerekir. Tıpkı bütün çiçeklerin yüzünü güneşe çevirdiği gibi.
Bir insanın iki cihan saadetine ulaşabilmesi için, Hakkı bilip Ona döndüğü yüzünü zikirle süsleyip nurlandırması, bunun için de bir kâmil bir rehbere başlanması gerekir. O rehber yüzünü Allahdan ayırmayan bir ay gibi olduğundan zikri hatırlatır. Evliya-i izam o kimselerdir ki, görüldüklerinde Allahı hatırlatırlar.
Eğer dostuna baktığında o sana Allahı hatırlatıyorsa, hayır kapısını açmış demektir. Aksine bir adam sana siyaseti, gafleti, alış-verişi, düşmanlığı, dedikoduyu hatırlatıyorsa, o adam yüzünü batıla çevirmiştir. Tabii mümine de, yüzü Allahı hatırlatanlara baktığında onu görüp anlayacak feraset gerekir.
Evet; yüzü her iki tarafa çevirmek de mümkündür. Hülâsa, mürşidin elini tutan Hakkı hatırlar. Çünkü mürşid, Allahın nuruyla nurlanan bir cemal sahibi olup yüzünü Hakdan ayırmadığından, yüzünü ona çevirenlere Allahın zikrini telkin eder. Bunu şöyle de ifade edebiliriz: İnsanın yüzü kâmile bakacak. Ondan Rasulullah A.S.ı görecek. Oradan Allahı bilecek. Eğer yüzünü Hakdan çevirirse, o zaman nefse bakacak, şeytana ram olacak ve dünyada boğulacaktır.
İşte bir tane yüzün var. Ne tarafa bakacağını sen seç.
Mehmet Ildırar
Semerkand Kasım 2001