Bütün amelleri onaylatan amel; infak
Elbette mali yardımlar yapmak; insanı cimrilikten, nefsanî arzulara ve hırslara düşkünlükten temizleyen en önemli ve yeri doldurulamaz bir ibadettir.
Her ibadetin ayrı bir yeri olduğu gibi infakın da kulluk hayatımızda kendine mahsus bir yeri var. Nasıl ki oruç tutmanın yerini, namaz kılmak veya namazın yerini zikir çekmek tutmuyorsa zekât ve sadakanın yerini de başka bir ibadetin tutması söz konusu değildir.
“Ben, Allah’ın yarattığı ve çeşitli imtihanlarla sınadığı kuluyum” diye, iman eden bir insanın, malını da Allah’ın emrettiği şekilde harcaması gerekiyor.
Hayatın diğer sahalarında nefsine zor gelmediği için veya alıştığı için kolayca ifa ettiği dini hükümlerin, gerçek manada kabulü de işte, nefse zor gelen bu emrin de ifa edilmesine bağlı bulunuyor.
“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.” ayeti de infakın yerini başka bir ibadetin tutmayacağını vurguluyor. (Âl-i İmran; 92)
Gerçekten de nefis terbiyesinde, infakın çok büyük değeri var. Nefsine kulluk edebini kabul ettirmek için uğraşan bir insanın mali ibadetlerine önem vermesi gerekiyor.
Ancak kesinlikle infakı sadece yüksek makamlara erişmek isteyen seçkin kullara mahsus bir ibadet zannetmemeli. Aksine, İslam’ın kulluk anlayışına göre, Allah mülkün hakiki sahibidir.
Buna iman ettiğini iddia eden kişi, elindeki malı, dilediği gibi sarf edebileceği şahsî mülkü olarak göremez. Aksine onun bir imtihan mevzuu olduğunu, sonunda hesabı sorulacak bir emanetten başka bir şey olmadığını kabul eder.
İşte, bugün bozulan sosyal dengenin yeniden düzelmesi, dünyada adaletin, merhametin ve insanca hayatın hâkim olması, bu anlayışın benimsenmesine bağlıdır. İnsanların gerek bu dünyada hakiki mutluluğa erişmesi gerekse ahirette azaptan kurtulmaları, ancak mülkü, Malikû’l-Mülk olan Rabbimizin emrine uygun kullanmakla mümkündür.
HATİCE KÜBRA ERGİN
yazının devamı için buyrun inseALLAh
http://www.gulistandergisi.com/dergi_oku.php?id=963
Elbette mali yardımlar yapmak; insanı cimrilikten, nefsanî arzulara ve hırslara düşkünlükten temizleyen en önemli ve yeri doldurulamaz bir ibadettir.
Her ibadetin ayrı bir yeri olduğu gibi infakın da kulluk hayatımızda kendine mahsus bir yeri var. Nasıl ki oruç tutmanın yerini, namaz kılmak veya namazın yerini zikir çekmek tutmuyorsa zekât ve sadakanın yerini de başka bir ibadetin tutması söz konusu değildir.
“Ben, Allah’ın yarattığı ve çeşitli imtihanlarla sınadığı kuluyum” diye, iman eden bir insanın, malını da Allah’ın emrettiği şekilde harcaması gerekiyor.
Hayatın diğer sahalarında nefsine zor gelmediği için veya alıştığı için kolayca ifa ettiği dini hükümlerin, gerçek manada kabulü de işte, nefse zor gelen bu emrin de ifa edilmesine bağlı bulunuyor.
“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.” ayeti de infakın yerini başka bir ibadetin tutmayacağını vurguluyor. (Âl-i İmran; 92)
Gerçekten de nefis terbiyesinde, infakın çok büyük değeri var. Nefsine kulluk edebini kabul ettirmek için uğraşan bir insanın mali ibadetlerine önem vermesi gerekiyor.
Ancak kesinlikle infakı sadece yüksek makamlara erişmek isteyen seçkin kullara mahsus bir ibadet zannetmemeli. Aksine, İslam’ın kulluk anlayışına göre, Allah mülkün hakiki sahibidir.
Buna iman ettiğini iddia eden kişi, elindeki malı, dilediği gibi sarf edebileceği şahsî mülkü olarak göremez. Aksine onun bir imtihan mevzuu olduğunu, sonunda hesabı sorulacak bir emanetten başka bir şey olmadığını kabul eder.
İşte, bugün bozulan sosyal dengenin yeniden düzelmesi, dünyada adaletin, merhametin ve insanca hayatın hâkim olması, bu anlayışın benimsenmesine bağlıdır. İnsanların gerek bu dünyada hakiki mutluluğa erişmesi gerekse ahirette azaptan kurtulmaları, ancak mülkü, Malikû’l-Mülk olan Rabbimizin emrine uygun kullanmakla mümkündür.
HATİCE KÜBRA ERGİN
yazının devamı için buyrun inseALLAh
http://www.gulistandergisi.com/dergi_oku.php?id=963
Son düzenleme: