Kuran'da müminlere emredilen adalet anlayışı ne şekildedir?
>>Allah müminlere olayları her zaman en adil şekilde, Kuran'da
>>belirttiği sınırlara göre değerlendirmelerini emretmiştir. İnsanlar
>>arasında hükmedecekleri zaman mutlaka en adaletli kararı
>>vermelerini ve haklı olan kim ise ondan yana tavır koymalarını
>>bildirmiştir.
>>Şahitlik yapmaları gerektiğinde yine en dürüst ve en adil şahitliği
>>yaparlar. İnsanın kimi zaman verdiği bir karar ya da yapacağı
>>şahitlik kendisinin aleyhine olabilir. Ya da yakınlarından birinin
>>menfaatine dokunabilir. Ancak Allah'tan korkan bir insan için bunun
>>hiçbir önemi yoktur. Çünkü müminlerin işlerinde ölçü Allah'ın
>>rızasıdır. Allah'ın razı olmayacağı bir şahitlik yapmak veya bir
>>karar almak belki zahiren o an için kişiye kar getirecekmiş gibi
>>gözükebilir. Ancak Allah razı olmadıktan sonra elde edeceği dünyevi
>>bir menfaat müminlere huzur ve mutluluk vermez.
>>Bu nedenle müminler kendileri veya yakınları aleyhine de olsa
>>adaletli davranırlar. Allah müminleri aksine bir tavırdan şöyle
>>sakındırmıştır:
>>Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine
>>bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar)
>>ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha
>>yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın.
>>Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz,
>>şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)
>>İnsanların adaletle karar verememelerine neden olabilecek bir diğer
>>tehlike, kişilere karşı duydukları kızgınlıktır. Eğer bir insan
>>başka bir insana karşı kızgınlık veya kin duyuyorsa ona bir menfaat
>>sağlamak, onun hayrına bir harekette bulunmak istemez. Ancak
>>müminler böyle bir durumda da Allah'ın rızasını düşünür ve
>>karşılarındaki kişi kim olursa olsun adaletli davranmaktan
>>vazgeçmezler. Çünkü Allah iman edenlere "ıBir topluluğa olan
>>kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha
>>yakındırı" (Maide Suresi 8) şeklinde emretmiştir.
>>Allah müminlere olayları her zaman en adil şekilde, Kuran'da
>>belirttiği sınırlara göre değerlendirmelerini emretmiştir. İnsanlar
>>arasında hükmedecekleri zaman mutlaka en adaletli kararı
>>vermelerini ve haklı olan kim ise ondan yana tavır koymalarını
>>bildirmiştir.
>>Şahitlik yapmaları gerektiğinde yine en dürüst ve en adil şahitliği
>>yaparlar. İnsanın kimi zaman verdiği bir karar ya da yapacağı
>>şahitlik kendisinin aleyhine olabilir. Ya da yakınlarından birinin
>>menfaatine dokunabilir. Ancak Allah'tan korkan bir insan için bunun
>>hiçbir önemi yoktur. Çünkü müminlerin işlerinde ölçü Allah'ın
>>rızasıdır. Allah'ın razı olmayacağı bir şahitlik yapmak veya bir
>>karar almak belki zahiren o an için kişiye kar getirecekmiş gibi
>>gözükebilir. Ancak Allah razı olmadıktan sonra elde edeceği dünyevi
>>bir menfaat müminlere huzur ve mutluluk vermez.
>>Bu nedenle müminler kendileri veya yakınları aleyhine de olsa
>>adaletli davranırlar. Allah müminleri aksine bir tavırdan şöyle
>>sakındırmıştır:
>>Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine
>>bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar)
>>ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha
>>yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın.
>>Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz,
>>şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)
>>İnsanların adaletle karar verememelerine neden olabilecek bir diğer
>>tehlike, kişilere karşı duydukları kızgınlıktır. Eğer bir insan
>>başka bir insana karşı kızgınlık veya kin duyuyorsa ona bir menfaat
>>sağlamak, onun hayrına bir harekette bulunmak istemez. Ancak
>>müminler böyle bir durumda da Allah'ın rızasını düşünür ve
>>karşılarındaki kişi kim olursa olsun adaletli davranmaktan
>>vazgeçmezler. Çünkü Allah iman edenlere "ıBir topluluğa olan
>>kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha
>>yakındırı" (Maide Suresi 8) şeklinde emretmiştir.
