- Üyelik Tarihi
- 26 Kas 2008
- Mesajlar
- 625
- Aldığı Beğeniler
- 7
- Takım
- Galatasaray
Tatil döneminde kız çocuklarına Kur'an öğreten hanım öğretmen, sorusunu şöyle sormuş:
- Yaz döneminde Kur'an öğretme devremiz uzun değildir. İki aydan da kısa bir zaman dilimi içinde ne öğretebilirsek onu fırsat biliyoruz. Ancak bu sırada bazen öğretmenin, bazen de yetişkin kız öğrencilerin özel halleri sebebiyle okumaya ara vermek zorunda da kalıyoruz. Bazı alimler, "Hanefilerde özel halde iken Kur'an okumaya da, okutmaya da izin yoktur, ama Maliki'de ruhsat vardır, onunla amel edin, okumaya ara vermeyin" diyorlar. Siz nasıl bakıyorsunuz bu görüşe? Şu kısa devrede Kur'an öğrenimine ara vermemek için hak mezheplerden birinin olur görüşüyle amel etme imkânımız olamaz mı?
Özellikle Diyanet'in hazırladığı ilmihalde olumsuz görüşler bildirildikten sonra olumlu görüşün de şu şekilde ifade edildiğini görmekte, bununla amel etmeyi faydalı bulmaktayız. Birinci ciltte (s. 213) deniyor ki:
- "... Malikiler ve İbn-i Hazm dahil bir grup İslam bilgini, özel halin irade dışında! oluşundan hareketle, hayız hali başlayan kadının lehine bir ayırım yapmayı gerekli görmüş, özellikle Malikiler, kadınların Kur'an öğretimi ve öğrenimi için böyle bir ruhsata ihtiyacı bulunduğu noktasından hareket etmişlerdir!.."
"Bu durumda biz de şu kısa Kur'an öğretme ve öğrenme devresinde bu ruhsattan istifade ile Maliki görüşüyle amel edemez miyiz?
Nitekim seferilikte yola mahremsiz gitmek zorunda kalan Hanefi hanımların Şafii'nin görüşüyle amel ederek çare buldukları gibi, özel halde iken de Kur'an öğretme, öğrenmek için Maliki mezhebinin ruhsatıyla amel ederek biz de çare bulamaz mıyız? Çocuklarımızı yetiştirmek zarureti, bu ruhsatı kullanmak için bir gerekçe olamaz mı?"
Cevap: Peygamber'imizin; "Ümmetimin ihtilafında (farklı görüşünde) rahmet vardır." buyurduğunu hepimiz biliyoruz. Bu hadisi yorumlayan alimler; "Bir mezhebin görüşünde zorluk bulunursa diğer hak mezhebin kolaylık sağlayan farklı görüşüyle (mecbur kalınan durumlarda!) amel edilmesinde rahmet olur" demişlerdir. Mecbur kalınan zaruri hallerde uygulanacak bir çaredir bu.
Nitekim hayatın mecbur kalınan diğer safhalarında bu tercihler yapılmakta, ifade edildiği gibi, hacca ve herhangi bir sefere mahremsiz gidemeyen Hanefi hanımlar, Şafii görüşüyle hareket ederken, tavafta abdestini korumak isteyen Şafiiler de Hanefi görüşünü tercih ederek çıkış yolu bulmaktalar.
İmam-ı Şafii Hazretleri'nin Bağdat'ta Hanefi görüşüne göre kıldırdığı bir sabah namazında Kunut Duası'nı okumaması üzerine yaptığı açıklamada; "Ben Bağdat'ta Hz. İmam'ın misafiri durumundayım. Ona hürmetimi ifade etmek için onun mezhebiyle amel ettim." diyerek, gerektiğinde başka hak mezhebin görüşüyle amel edilebileceğine işarette bulunmuştur.
Şu kısa yaz devresinde Kur'an kurslarında öğretme ve öğrenme fırsatı bir zarurettir.
Bu zarurete dayanarak Maliki'nin kolaylık sağlayan görüşüyle amel edilmesine gerekçe vardır gibi geliyor bana. Yani, kurslarda Maliki görüşüyle amel edilerek okutma ve okumaya ara verilmemesi daha uygun olur diye düşünmek mümkündür.
Kaldı ki, Hanefi ilmihallerinde de özel halde olanlar, kelime kelime ayırarak, yahut da ayetleri yarıya bölerek okuyup öğretebilirler, diye bir çare de gösterilmektedir. Bundan da faydalanarak, öğrenime ara vermemek mümkün olur diye düşünmekteyim.
Elbette bu çareyi zayıf bulanlar, kendi mezheplerinin görüşleriyle amel etmekte ısrar ederler. Onlara yanlış yapıyorlar, denmez; Kur'an öğrenimine ara vermeye razı oluyorlar, başka hak mezhebin kolaylık sağlayan görüşüyle amel etmeye razı olmuyorlar, demekle yetinilir, bir tartışmaya girme gereği duyulmaz. Duyulmamalıdır. a.sahin@zaman.com.tr
- Yaz döneminde Kur'an öğretme devremiz uzun değildir. İki aydan da kısa bir zaman dilimi içinde ne öğretebilirsek onu fırsat biliyoruz. Ancak bu sırada bazen öğretmenin, bazen de yetişkin kız öğrencilerin özel halleri sebebiyle okumaya ara vermek zorunda da kalıyoruz. Bazı alimler, "Hanefilerde özel halde iken Kur'an okumaya da, okutmaya da izin yoktur, ama Maliki'de ruhsat vardır, onunla amel edin, okumaya ara vermeyin" diyorlar. Siz nasıl bakıyorsunuz bu görüşe? Şu kısa devrede Kur'an öğrenimine ara vermemek için hak mezheplerden birinin olur görüşüyle amel etme imkânımız olamaz mı?
Özellikle Diyanet'in hazırladığı ilmihalde olumsuz görüşler bildirildikten sonra olumlu görüşün de şu şekilde ifade edildiğini görmekte, bununla amel etmeyi faydalı bulmaktayız. Birinci ciltte (s. 213) deniyor ki:
- "... Malikiler ve İbn-i Hazm dahil bir grup İslam bilgini, özel halin irade dışında! oluşundan hareketle, hayız hali başlayan kadının lehine bir ayırım yapmayı gerekli görmüş, özellikle Malikiler, kadınların Kur'an öğretimi ve öğrenimi için böyle bir ruhsata ihtiyacı bulunduğu noktasından hareket etmişlerdir!.."
"Bu durumda biz de şu kısa Kur'an öğretme ve öğrenme devresinde bu ruhsattan istifade ile Maliki görüşüyle amel edemez miyiz?
Nitekim seferilikte yola mahremsiz gitmek zorunda kalan Hanefi hanımların Şafii'nin görüşüyle amel ederek çare buldukları gibi, özel halde iken de Kur'an öğretme, öğrenmek için Maliki mezhebinin ruhsatıyla amel ederek biz de çare bulamaz mıyız? Çocuklarımızı yetiştirmek zarureti, bu ruhsatı kullanmak için bir gerekçe olamaz mı?"
Cevap: Peygamber'imizin; "Ümmetimin ihtilafında (farklı görüşünde) rahmet vardır." buyurduğunu hepimiz biliyoruz. Bu hadisi yorumlayan alimler; "Bir mezhebin görüşünde zorluk bulunursa diğer hak mezhebin kolaylık sağlayan farklı görüşüyle (mecbur kalınan durumlarda!) amel edilmesinde rahmet olur" demişlerdir. Mecbur kalınan zaruri hallerde uygulanacak bir çaredir bu.
Nitekim hayatın mecbur kalınan diğer safhalarında bu tercihler yapılmakta, ifade edildiği gibi, hacca ve herhangi bir sefere mahremsiz gidemeyen Hanefi hanımlar, Şafii görüşüyle hareket ederken, tavafta abdestini korumak isteyen Şafiiler de Hanefi görüşünü tercih ederek çıkış yolu bulmaktalar.
İmam-ı Şafii Hazretleri'nin Bağdat'ta Hanefi görüşüne göre kıldırdığı bir sabah namazında Kunut Duası'nı okumaması üzerine yaptığı açıklamada; "Ben Bağdat'ta Hz. İmam'ın misafiri durumundayım. Ona hürmetimi ifade etmek için onun mezhebiyle amel ettim." diyerek, gerektiğinde başka hak mezhebin görüşüyle amel edilebileceğine işarette bulunmuştur.
Şu kısa yaz devresinde Kur'an kurslarında öğretme ve öğrenme fırsatı bir zarurettir.
Bu zarurete dayanarak Maliki'nin kolaylık sağlayan görüşüyle amel edilmesine gerekçe vardır gibi geliyor bana. Yani, kurslarda Maliki görüşüyle amel edilerek okutma ve okumaya ara verilmemesi daha uygun olur diye düşünmek mümkündür.
Kaldı ki, Hanefi ilmihallerinde de özel halde olanlar, kelime kelime ayırarak, yahut da ayetleri yarıya bölerek okuyup öğretebilirler, diye bir çare de gösterilmektedir. Bundan da faydalanarak, öğrenime ara vermemek mümkün olur diye düşünmekteyim.
Elbette bu çareyi zayıf bulanlar, kendi mezheplerinin görüşleriyle amel etmekte ısrar ederler. Onlara yanlış yapıyorlar, denmez; Kur'an öğrenimine ara vermeye razı oluyorlar, başka hak mezhebin kolaylık sağlayan görüşüyle amel etmeye razı olmuyorlar, demekle yetinilir, bir tartışmaya girme gereği duyulmaz. Duyulmamalıdır. a.sahin@zaman.com.tr