Ebu Abdullah el-Müştehir Hazretleri, Şirazlı bir kurt taifesindendir. Cenabı Allah ona ilm -
ledün bahşetmek istemişti. Bir gün Şiraz medreselerinden birine geldi. Medresede
talebeler ilim mevzuunda konuşmalar yapıyorlar, bazı hususlarda tartışmaları vuku
buluyordu. Talebelerin ilim öğrenmek için hayli gayret sarfettiklerini görünce hoşuna
gitti ve bir mesele öğrenmek kasdıyla bir şey sordu. Talebeler gülüştüler onun bu safça,
yani basit bir şeyi sormasına& <
O Mübarek:
<a id="more-236">[/url]
- Ben de sizin öğrendiğiniz ilimlerden bir ilim öğrenmek isterim. Bana bir yol gösterin, dedi
.Talebeler müstehzi bir tavırla ona şu nasihatta bulundular:
- Eğer alim olmak istersen, evinin tavanına bir ip bağla, ayağını da ipe sıkıca bağlayıp
kendini başı aşağı sallandır ve her sallanışta «Sarı renkli demir » de. Böylece ilim kapıları
sana bir gecede açılır, dediler.
Ebû Abdullah el-Müştehir Hazretleri talebelerin kendisi ile alay ettiklerini hiç aklına bile
getirmeden doğru eve gitti. Onların dedikleri gibi evin tavanına bir ip bağlayıp ayaklarını
da bir ucuna bağladı ve başı aşağı sallanmaya başladı. Her gidip geldiğinde ise onların
tarif ettiği şeyi söylüyordu. Hüsniniyyet ve sıdk sadakatle bu işi yapması Cenab-ı-Allah
ın hoşuna gitti. Seher vakti olduğunda bütün ilim kapılarını Cenab-ı Allah ona açtı. Artık
zahir ve bâtın bütün ilimler ona malûm olmuştu. Bir çok âlimin halletmekte güçlük
çektiğimevzuda o hiç zorlanmadan hüküm veriyordu.
Her anlaşılması güç meseleyi ona sorar oldular, işte «Emseytü Kürdiyyen, esbahtü
arabiyyen (Kürt olarak akşamladım arabî ilimlere vâkıf olarak sabahladım)» sözünü bu
hâdiseden sonra söylemiş olduğu rivayet olunur.
Bu hâdiseden sonra, o sabah Şiraz camilerinde vaz etmeye başladı ve Fatiha-i Şerifeye
yedi türlü mânâ verdi. Mertebe mertebe açıkladığı Fatihanın mânâsını en sonunda
içinizde bunu anlayacak hiç kimse yoktur. Hızır Aleyhisselâm bile bu mânâyı anlayamaz
diyerek bitirdi. Zahir ve bâtın bütün ilimlerin hamili olan Ebû Abdullah Hazretleri, aynı
zamanda zamanının manevî selâhiyet sahibi bir mürşid de oldu.
ledün bahşetmek istemişti. Bir gün Şiraz medreselerinden birine geldi. Medresede
talebeler ilim mevzuunda konuşmalar yapıyorlar, bazı hususlarda tartışmaları vuku
buluyordu. Talebelerin ilim öğrenmek için hayli gayret sarfettiklerini görünce hoşuna
gitti ve bir mesele öğrenmek kasdıyla bir şey sordu. Talebeler gülüştüler onun bu safça,
yani basit bir şeyi sormasına& <
O Mübarek:
<a id="more-236">[/url]
- Ben de sizin öğrendiğiniz ilimlerden bir ilim öğrenmek isterim. Bana bir yol gösterin, dedi
.Talebeler müstehzi bir tavırla ona şu nasihatta bulundular:
- Eğer alim olmak istersen, evinin tavanına bir ip bağla, ayağını da ipe sıkıca bağlayıp
kendini başı aşağı sallandır ve her sallanışta «Sarı renkli demir » de. Böylece ilim kapıları
sana bir gecede açılır, dediler.
Ebû Abdullah el-Müştehir Hazretleri talebelerin kendisi ile alay ettiklerini hiç aklına bile
getirmeden doğru eve gitti. Onların dedikleri gibi evin tavanına bir ip bağlayıp ayaklarını
da bir ucuna bağladı ve başı aşağı sallanmaya başladı. Her gidip geldiğinde ise onların
tarif ettiği şeyi söylüyordu. Hüsniniyyet ve sıdk sadakatle bu işi yapması Cenab-ı-Allah
ın hoşuna gitti. Seher vakti olduğunda bütün ilim kapılarını Cenab-ı Allah ona açtı. Artık
zahir ve bâtın bütün ilimler ona malûm olmuştu. Bir çok âlimin halletmekte güçlük
çektiğimevzuda o hiç zorlanmadan hüküm veriyordu.
Her anlaşılması güç meseleyi ona sorar oldular, işte «Emseytü Kürdiyyen, esbahtü
arabiyyen (Kürt olarak akşamladım arabî ilimlere vâkıf olarak sabahladım)» sözünü bu
hâdiseden sonra söylemiş olduğu rivayet olunur.
Bu hâdiseden sonra, o sabah Şiraz camilerinde vaz etmeye başladı ve Fatiha-i Şerifeye
yedi türlü mânâ verdi. Mertebe mertebe açıkladığı Fatihanın mânâsını en sonunda
içinizde bunu anlayacak hiç kimse yoktur. Hızır Aleyhisselâm bile bu mânâyı anlayamaz
diyerek bitirdi. Zahir ve bâtın bütün ilimlerin hamili olan Ebû Abdullah Hazretleri, aynı
zamanda zamanının manevî selâhiyet sahibi bir mürşid de oldu.