Bu tanımlama klişedir ama güzeldir. "Bu filmden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." Filmin kastı, yapımı, kullanılan barut miktarı, ters yönde giden trene nasıl atladıkları, bombayı piyanoya nasıl sakladıkları, birkaç manga ağır silahlı askeri nasıl avladıkları ve bu arada hiç zayiat vermeden nasıl ayakta kaldıkları falan filan& Hepsi konuşulur, tartışılır, anlaşılır. Ama filmdeki açık-gizli mesajlar, tartışamaya yer bırakmayacak kadar net.
Bu film ilk bakışta 50 yıllık müttefik Amerika'nın gerçek yüzünü deşifre ediyor. Galadaki bol makyajlı hanımefendilerin bile kendilerini tutmayıp perdedeki Amerikalılara "ceza bela" okumaları bu deşifrasyonun kitle tarafından algılandığının göstergesi. İnsan kimi sahneleri izlerken, şimdi salondan 'kahrolsun Amerika' sloganları yükselecek, diye düşünüyor. Buna 'gala' gecesinin ne izleyicisi ne de yeri müsaitti. Ama memleketin dört bir yanındaki sinemalarda bu türlü bir reaksiyonun ortaya çıkması kuvvetle muhtemel. Çünkü TV'lere yansıyan, internetlerde dolaşan, dost sohbetlerinde konuşulan hemen her malzeme film diliyle işlenmiş. Bu da zaten şuur altında var olan bu bilgilerin, hayallerde canlanarak izleyen üzerinde etkinsi arttırmasına sebep oluyor. Özetle Kurtlar Vadisi Irak insanı etkileme, doldurma konusunda ciddi bir başarı elde ediyor.
Komplo deyip geçmeyin...
Şu andan itibaren yazacaklarımı komplo teorisi klasmanına koyup küçümsemeyin lütfen. Çünkü işe komplo teorisi kolaycılığıyla bakacak olursak, filmde de eleştirilecek çok şey bulunabilir. Ben bu filmi maddi-manevi beklentilerle hazırlayanların bunun farkında oldukları düşüncesinde değilim. Ancak hazırlatanların ya da hazırlanmasına izin verenlerin, ucu çok derinlere giden niyetleri olduğunu hissediyorum.
Sözde Ulusalcılar
Bu film, Türkiyede bir süredir kendilerini 'ulusalcı' olarak ifade eden ve son birkaç yılda ciddi gürültü çıkartan bir mekanzimanın varmak istediği hedefleri destekliyor. Ulusalcı hareket, görünürde Türkiye'de Amerikan aleyhtarlığı yapıyor, Türklüğü ve Türkçülüğü teşvik ediyor. Oysa bu çizgi üzerinde biraz daha derinlemesine yoğunlaşıldığında, bu yapının Türkiye'yi içinden çıkılması güç bir kaos ortamına sürüklemek istediği anlaşılıyor. Dün global güce kıble edinenlerin, bugün ona yüksek sesle sövme çabaları kabullenilmesi zor bir çelişki. 'Belki de yeni uyandılar' diyenler olabilir. Ama mesleği 'ninni söylemek' olanların artık uyandıklarını düşünmek, fazla safdillik olur.
Meselenin özü şu
Düne kadar övgülerle sahiplerine hizmet edenler, bugün sövgülerle aynı şeyi yapıyorlar. Türkiye kamuoyunun sinir uçlarına dokunup, büyük çaplı provokasyonları körükleyerek, global bir müdahalenin şartlarını hazırlamaya çalışıyorlar. Ondan sonra kargaşa, ondan sonra bölünme, ondan sonra vadide kurtlara ' çakallara teslim edilmiş bir ülke.
Deşifre oldunuz
Dün geceki filmi ve son zamanlarda Anadolu'da çevrilen filmleri okuyamayanların, bu yazıyı bir okuyuşta anlamaları güç. Ama bu filmleri çevirenlerin, yazdıkları senaryoların neye hizmet ettiğini anlayanların da bulunduğunu bilmeleri, yeter bir sonuç. Hiç değilse 'şimdilik.'
01.02.2006
Ahmet Böken
Bu film ilk bakışta 50 yıllık müttefik Amerika'nın gerçek yüzünü deşifre ediyor. Galadaki bol makyajlı hanımefendilerin bile kendilerini tutmayıp perdedeki Amerikalılara "ceza bela" okumaları bu deşifrasyonun kitle tarafından algılandığının göstergesi. İnsan kimi sahneleri izlerken, şimdi salondan 'kahrolsun Amerika' sloganları yükselecek, diye düşünüyor. Buna 'gala' gecesinin ne izleyicisi ne de yeri müsaitti. Ama memleketin dört bir yanındaki sinemalarda bu türlü bir reaksiyonun ortaya çıkması kuvvetle muhtemel. Çünkü TV'lere yansıyan, internetlerde dolaşan, dost sohbetlerinde konuşulan hemen her malzeme film diliyle işlenmiş. Bu da zaten şuur altında var olan bu bilgilerin, hayallerde canlanarak izleyen üzerinde etkinsi arttırmasına sebep oluyor. Özetle Kurtlar Vadisi Irak insanı etkileme, doldurma konusunda ciddi bir başarı elde ediyor.
Komplo deyip geçmeyin...
Şu andan itibaren yazacaklarımı komplo teorisi klasmanına koyup küçümsemeyin lütfen. Çünkü işe komplo teorisi kolaycılığıyla bakacak olursak, filmde de eleştirilecek çok şey bulunabilir. Ben bu filmi maddi-manevi beklentilerle hazırlayanların bunun farkında oldukları düşüncesinde değilim. Ancak hazırlatanların ya da hazırlanmasına izin verenlerin, ucu çok derinlere giden niyetleri olduğunu hissediyorum.
Sözde Ulusalcılar
Bu film, Türkiyede bir süredir kendilerini 'ulusalcı' olarak ifade eden ve son birkaç yılda ciddi gürültü çıkartan bir mekanzimanın varmak istediği hedefleri destekliyor. Ulusalcı hareket, görünürde Türkiye'de Amerikan aleyhtarlığı yapıyor, Türklüğü ve Türkçülüğü teşvik ediyor. Oysa bu çizgi üzerinde biraz daha derinlemesine yoğunlaşıldığında, bu yapının Türkiye'yi içinden çıkılması güç bir kaos ortamına sürüklemek istediği anlaşılıyor. Dün global güce kıble edinenlerin, bugün ona yüksek sesle sövme çabaları kabullenilmesi zor bir çelişki. 'Belki de yeni uyandılar' diyenler olabilir. Ama mesleği 'ninni söylemek' olanların artık uyandıklarını düşünmek, fazla safdillik olur.
Meselenin özü şu
Düne kadar övgülerle sahiplerine hizmet edenler, bugün sövgülerle aynı şeyi yapıyorlar. Türkiye kamuoyunun sinir uçlarına dokunup, büyük çaplı provokasyonları körükleyerek, global bir müdahalenin şartlarını hazırlamaya çalışıyorlar. Ondan sonra kargaşa, ondan sonra bölünme, ondan sonra vadide kurtlara ' çakallara teslim edilmiş bir ülke.
Deşifre oldunuz
Dün geceki filmi ve son zamanlarda Anadolu'da çevrilen filmleri okuyamayanların, bu yazıyı bir okuyuşta anlamaları güç. Ama bu filmleri çevirenlerin, yazdıkları senaryoların neye hizmet ettiğini anlayanların da bulunduğunu bilmeleri, yeter bir sonuç. Hiç değilse 'şimdilik.'
01.02.2006
Ahmet Böken