Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Diyanet İşleri Başkanlığı, 9-20 Nisan tarihleri arasında kutlanacak olan Kutlu Doğum Haftasını camilerin dışına taşıyor.

7175.0.@resize,250,170,c.jpg


Nisan ayı boyunca Türkiyenin dört bir tarafında düzenlenecek 600e yakın panel ve konferansla Hz. Muhammed anlatılacak. Konferanslarda ayrıca Türk Halk Edebiyatında Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt Sevgisi, İnsanlığın Peygamberlerin Rehberliğine İhtiyacı, Türk İslam Kültüründe Peygamber Sevgisi gibi konular işlenecek. Kutlamalar çerçevesinde bütün peygamberlere saygı ve sevginin de önemi vurgulanarak, Hz. Muhammede hakaret içeren karikatürlere cevap verilecek. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Görmez, Bütün dünyayı saran karikatür krizi karşısında tepkimizi bu şekilde göstermenin uygun olacağını düşünüyoruz. dedi.

Kutlu Doğum programı, 9 Nisan Pazar akşamı Diyarbakırda düzenlenecek Mevlit Kandiliyle başlayacak. Mevlit merasimi TRTden canlı olarak yayınlanacak. Açılış programı ise Ankara Kocatepe Camii Konferans Salonunda 10 Nisan Pazartesi günü gerçekleştirilecek. Program sonunda Türkiye Diyanet Vakfınca davetlilere Kutlu Doğum yemeği ve gül dağıtılacak. Kocatepe Camii avlusunda ise Kutlu Doğum Aşı ikram edilecek. Sağlık kuruluşlarıyla anlaşmalar yapan Diyanet, hafta boyunca bazı köylerde ise sağlık taraması yaptıracak.

Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı, son zamanlarda hız verdiği panel ve konferanslar aracılığıyla çeşitli sebeplerden dolayı camiye gelemeyen vatandaşlara da ulaşıyor. Her ay yüzlerce panel ve konferans tertip eden başkanlık, dinî konuların yanı sıra çeşitli sosyal sorunlara da neşter vurmayı amaçlıyor.
ZAMAN
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
KUTLU DOĞUM HAFTASI

İlahi vahyin son ve tamamlayıcı halkası İslâmın ve onun peygamberi Hz. Muhammed'in insanlığa çağrısını doğru ve etkin bir şekilde tanıtmak, Hz. Peygamber sevgisi etrafında toplumumuza birlik ve beraberlik mesajları sunmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından ülkemizde ve yurt dışında 1989 yılından bu yana Kutlu Doğum Haftası programları düzenlenmektedir.

Kutlu Doğum haftası denildiğinde, Hz. Peygamberi anmak, daha da önemlisi onu anlamak, onun temsil ettiği aşkın değerler bütününü tanımak ve hayatımıza ışık tutan bir meşale yapabilmek çabası akla gelir. Kuran-ı Kerimin evrensel mesajı, Hz. Peygamberin örnek şahsiyeti ve ahlakı bu değerler bütününün temel öğeleridir.

Hz. Peygamberi örnek almak demek tarihe gitmek ve gömülmek değil, O büyük şahsiyeti tanımak ve sevmek, onun insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı güncelleştirerek hayatımıza yansıtmak, onun ahlakını ve çizgisini davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapabilmek demektir.

Bir ölçüde tarihteki kutlama faaliyetlerinin canlandırılması, günümüzle Hz. Peygamber dönemi, Selçuklu, Osmanlı dönemleriyle bir köprü kurulması, geçmişle geleceğin bütünleştirilmesi şeklinde de anlatılabilecek Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri bugün özellikle dinî ve kültürel hayatımızda meydana getirdiği canlılık ile ayrı bir önem arz etmektedir.

İlk yıllardan itibaren toplumun bütün kesimleri tarafından coşku ile kutlanan Kutlu Doğum Haftası, artık ülkemizin beklenen bir kültür faaliyeti, güzel bir geleneği oldu.

Geçim telaşı, gelecek kaygısı, bencillik, mevki ve gücün sanal mutluluğu ya da yoksulluğun yol açtığı umutsuzluk gibi farklı yönlerden hayatımıza giren bir dizi olumsuzluklar karşısında o rahmet peygamberinin mesajına, Onu tanımanın ve sevmenin sağlayacağı güven ortamına hep ihtiyacımız oldu ve olmakta.

Peygamber efendimiz bizler için Kuranın adeta yaşayan bir örneğidir. Kuran bizleri onu örnek almaya çağırır. Bizler onun sünneti etrafında toparlanıp bilinç ve kimlik kazandık. O hiç kimseyi ayıplamadı, kötülüğe karşılık vermedi ve nefsi için intikam almadı. Af ve hoşgörü sahibi idi. Etrafındakileri hiç incitmedi. Kendisinden talepte bulunanı geri çevirmedi. Onun hayatında ve öğütlerinde bireysel ve toplumsal hayatımızı aydınlatacak güçlü bir ışık vardır.

O rahmet ve sevgi peygamberiydi. Yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek ve merhamet etmek onun sünnetidir. Nitekim Kâinatın Efendisi İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız. buyurarak imanı toplumsal barışın temel taşı yaptı. Kendisinden düşmanlarına karşı beddua isteminde bulunanlara onun verdiği cevap, kendisinin bunlar için değil rahmet ve merhamet peygamberi olarak gönderildiği şeklinde olmuştur. Öz bir ifadeyle o, insanı insan yapan erdemlerin, değerlerin odaklandığı bir şahsiyetti. İnsanlık, artık iyi ile doğruyu, güzel ile çirkini onun penceresinden bakarak daha berrak görme şansına sahip oldu.

Hz. Peygamberi örnek almak deyince onu taklit etmeyi ve sünneti belirli şekillere hapsetmeyi değil onu tanımayı ve sevmeyi, getirdiği mesajın özünü kavramayı ve aktüelleştirmeyi, ondan davranışlarımıza yön verecek ilkeleri ve amaçları çıkarabilmeyi anlıyoruz. Onun sünnetinin etkinlik ve dinamizm kazanabilmesi için, tarih bilincinin de devrede olduğu böyle bir bakış açısına ihtiyaç vardır. Böyle olduğu için de bu sene İzmirde yapacağımız Kutlu Doğum Haftası sempozyumunda Din, kültür ve çağdaşlık konusunu ele almak istedik. İslam dünyası yaklaşık iki yüzyıldan beri bu ana mihver etrafındaki konuları tartışmakta. İslam ve çağdaşlık konusunda bir nebze de olsa kazanılacak zihni durulma, dinin asıllarının yorumlanmasında ve kendi dindarlığımızı inşa etmede bizler için yol gösterici olacaktır.

Yaklaşık iki asırdır Batı ve onun etkisinde kalan kültürlerde dinin sonunun yaklaştığı ve modernite karşısında varlığını sürdüremeyeceği tezi hakim oldu. Genelde ideolojik bir yönelim arzeden bu teze göre, modernleşme ile birlikte hem toplumsal hem de bireysel bilinç düzeyinde din gerileyecek ve zamanla yer küreden tamamen silinecekti. Hatta bunun için tarih öngörüsünde bulunanlar bile oldu. Kimisi 19. yüzyılın, kimisi de 20. yüzyılın sonunu dinin ölüm tarihi ilan etti. Bu öngörü sahipleri bilimin ilerlemesi, teknoloji kullanımının yaygınlaşması, şehirleşme ve rasyonelleşmenin artmasıyla birlikte dinin kaybedenler hanesinde yer alacağını savundular.

Kısacası, onlara göre din ve bir adı da çağdaşlık olan modernite birbiriyle çelişen iki ayrı dünyanın olgularıydı. Birinin varlığı diğerinin yokluğu anlamına gelmekteydi. Din ve Çağdaşlık bir arada bulunması hoş karşılanmayan iki kavramdı. Pozitivist ve materyalist düşünce akımlarının tesirinde kalan ve kendilerini entelektüel kategorisine yerleştirenler Din ve Çağdaşlık kavramlarının yan yana bulunmasına dahi tahammül gösteremediler; dini çağdaşlığın bir düşmanı olarak algıladılar ve sundular. Bunun karşısında belki de bu sunuma bir reaksiyon olarak din hanesinden de aynı şekilde düşünüp Çağdaşlığı dinin karşıtı olarak görenler oldu. Tabii bu durum yıllarca sürecek bir çatışma ortamı doğurdu. Batıda çok keskin bir şekilde yaşanan ve kilise ile bilim dünyasının arasını kalın çizgilerle ayıran bu ortam maalesef İslam dünyasına da taşındı. Popüler dinî kültürün gelenek adı altında var olan üretimleri bilim ve rasyonellik adına hor görüldü. Müslüman toplumların sosyo-kültürel yapılarını yansıtan çeşitli refleks ve karakteristikleri İslama mâl edildi. Böylece İslam modernin, çağdaşlığın ve değişimin karşıtı ya da en azından engelleyicisi olarak görüldü.

Bunun karşılığında Müslüman dünya sosyo-kültürel yapısı gereği kendi kültür dokusuna dayalı bir formül geliştirerek kendi modernliğini üretemedi. Dolayısıyla, modernliği hep ithal etmek zorunda kaldı ve bu da gerek tarihsel süreçte müşahede ettiğimiz, gerekse bugün bizzat yaşadığımız çeşitli problemlere yol açtı.

İslam dünyası yıllarca modernite karşısında tamamen dışlayıcı bir tavır takındı. Moderniteye direndi ve başarısız oldu. Ancak sonunda modernite ile barıştı. Belki boyun eğdi. Oysa başlangıçta moderniteyi tamamıyla reddetmek yerine onu şekillendirici bir tavır takınsaydı, bugün çok daha güçlü bir konumda olurdu.

Fakat artık memnuniyetle ifade edebiliriz ki, bugün İslam dünyasının bir kısmı, özellikle de ülkemiz fizik dünyamızın gerçekliği ile maneviyat dünyamızın ihtiyaç ve derinliğini birleştirdi; aslında probleminin moderniteyle değil, ideolojik veya pozitivist modernizmle olduğunu fark etti. Dolayısıyla bugün artık Müslümanlar belki ideolojik anlam içeren çağdaşlaşma ve çağdaşlaştırma kavramına karşı çıkabilirler, ama çağdaşlık kavramına karşı çıkamazlar. Çünkü çağdaşlık kendimizi içinde bulduğumuz ve din adına kayıtsız kalamayacağımız bir olgudur.

Gerek İslamın iki temel kaynağı Kuran ve Sünnet, gerekse sahih dinî gelenek, statikliği savunmak bir tarafa, çağdaşlığın en temel iki öncü kavramı olan değişim ve dinamizmi teşvik eden bir duruş sergilemektedir. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim insanı dinamizme çağırmakta ve bugün insan haklarının en temel unsurlarından sayılan tercih hakkını insana tevdi etmekte, hatta bir haktan öte onu insanın boynuna bir borç olarak asmaktadır. Hz. İbrahimi putlara tapan babalarının yolundan ayıran, ona rasyonel bir yolculuktan sonra tevhid durağını buldurtan işte bu hakkın veya iradenin kullanılmasıdır. Ahiret öğretisini, cennet vaadini veya cehennem tehdidini anlamlı kılan şey de zaten insana irade gücünün tevdi edilmesi değil midir?

Din, değişim, çağdaşlık veya modernlik üzerine yapılan en önemli hata modern olanın belirli bir zaman ve coğrafya ile sınırlı olduğunu zannetmekten kaynaklanmaktadır. Oysa çağdaşlık veya modernlik, mesela sadece Batı Avrupada veya Kuzey Amerikada olup bitenle özdeşleş görülemez. Böyle bir özdeşleştirme peşinde olanlar özellikle dindar bir görüntü sergileyen dünyanın diğer bölgelerini hem zaman hem de yaşadıkları sosyolojik evre bağlamında geri olarak görmektedirler. Oysa Londra gibi İstanbul da, Paris gibi Tokyo da, Washington gibi Pekin de pekala kendi modernitesini, kendi çağdaşlığını üretebilir. Yukarıda değindiğimiz tarihsel süreçten kaynaklanan olumsuz nedenlerden dolayı belki bugün hala bu üretimin din ile çelişeceği endişesi zihinlere takılabilir. Ancak şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki, İslam dünyası artık bu üretimin eşiğinde olduğunun farkındadır ve özellikle Türkiye bunun için gerekli birikime ve irade gücüne sahiptir.

Dinin tarih boyunca en önemli toplumsal belirleyici olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Bu gerçek çağdaş dünya için de geçerliliğini korumaktadır. Bugün, insan potansiyelini geliştirme adına ortaya çıkan psikoterapi yöntemlerinden, ekolojik sorunlara ve uyuşturucu ile mücadeleye varıncaya kadar belki de tüm dünya toplumları, dinin müdahalesine, katkısına, daha açıkçası kutsala ihtiyaç duymaktadır. Ve İslam çağdaşlık adına bu katkıyı sağlayabilecek, çağdaş dünya için yeni dinî formlar üretebilecek en dinamik dindir.

Kutlu doğum haftasında Peygamber Efendimizin dünyayı teşriflerini anarken, onun üstün şahsiyetini ve güzel ahlakını tanımaya, getirdiği evrensel mesajı anlamaya ve bütün bunları özünde barındırdığı dinamizmi içinde çağımıza taşımaya olan ihtiyacımızı bir kez daha fark ediyoruz.








 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ALLAH sizlerden razi olsun..

MEVLAM bizleri S.A.V in sünnetini tatbik edip.

onun ahlakini kendimize örnek alip

hayatimizi ona göre yasayanlardan etsin..

RABBİM bizleri efendiler efendisi ile beraber kevser havuzunun basinda bulunan kullarindan etsin.AMİN
 

esencemrem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Eki 2005
Mesajlar
1,050
Aldığı Beğeniler
3
AMİN AMİN AMİN...NECMEDDİN ABİMİZ O KADAR GÜZEL DUA ETTİKİ....ALLAH RAZI OLSUN...SELAMETLE..
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
ORiJiNAL YAZARI : Necmeddin
ALLAH sizlerden razi olsun..

MEVLAM bizleri S.A.V in sünnetini tatbik edip.

onun ahlakini kendimize örnek alip

hayatimizi ona göre yasayanlardan etsin..

RABBİM bizleri efendiler efendisi ile beraber kevser havuzunun basinda bulunan kullarindan etsin.AMİN

Amin velhamdulillahi rabbil alemin.
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında, Hz. Muhammed'in hayatını anlatan 500 bin kitap dağıtacak.

MÜSİAD'dan yapılan yazılı açıklamada, son dönemde bazı batı ülkelerinde Hz. Muhammed'e yönelik saldırıların artması sebebiyle MÜSİAD Yönetim Kurulu'nun, yıl boyunca yurtta Hz. Muhammed'i tanıtmaya ve sevdirmeye yönelik etkinlikler gerçekleştirme kararı aldığı belirtildi.
Açıklamada, Kutlu Doğum Haftası'yla başlatılacak etkinlikler kapsamında, ilk olarak MÜSİAD Genel Merkezi'nce bastırılan Yusuf Ziya Tavaslı'nın "Peygamberimizin Güzel Ahlakı" adlı kitabından 500 bin dağıtılacağı kaydedildi.

ALLAH cc RAZI OLSUN BU TÜR KAMPANYALAR ÇOĞALMALI.
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
ONUN ÜMMETİNDEN OL!

Beri gel, serseri yol!
Onun Ümmetinden ol!
Sel sel kümelerle dol!
Onun Ümmetinden ol!

Sen, hiçliğe bakan yön!
Hep sıfır, arka ve ön!
Dosdoğru Kâbeye dön!
Onun Ümmetinden ol!
Gel dünya, mundar kafes!
Gel, gırtlakta son nefes!
Gel, Arşı arayan ses!
Onun Ümmetinden ol!

Solmaz, solmaz; bu bir renk...
Ölmez, ölmez; bir ahenk...
İnsanlık; hevenk hevenk,
Onun Ümmetinden ol
 

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
516a2c67687lg.gif


ALLAH'ım Rasul'ünün yolundan bizleri ayırma..
 

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftasına ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz..

Allah hıma şükürler olsun..
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
ORiJiNAL YAZARI : furkan21
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında, Hz. Muhammed'in hayatını anlatan 500 bin kitap dağıtacak.

MÜSİAD'dan yapılan yazılı açıklamada, son dönemde bazı batı ülkelerinde Hz. Muhammed'e yönelik saldırıların artması sebebiyle MÜSİAD Yönetim Kurulu'nun, yıl boyunca yurtta Hz. Muhammed'i tanıtmaya ve sevdirmeye yönelik etkinlikler gerçekleştirme kararı aldığı belirtildi.
Açıklamada, Kutlu Doğum Haftası'yla başlatılacak etkinlikler kapsamında, ilk olarak MÜSİAD Genel Merkezi'nce bastırılan Yusuf Ziya Tavaslı'nın "Peygamberimizin Güzel Ahlakı" adlı kitabından 500 bin dağıtılacağı kaydedildi.

ALLAH cc RAZI OLSUN BU TÜR KAMPANYALAR ÇOĞALMALI.

Masa'Allah cok guzel bir calisma.
Butur calismalar daim olur insa'allah
 
Üst Alt