Kuyuya Düşmüş Bir Adam
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“(Yaptığı kötülüklerden) vazgeçip îmân ederek sâlih ameller işleyenler var ya, işte Allâh onların kötülüklerini iyiliklere (günahlarını sevaplara) çevirir. Allâh çok bağışlayıcı, engin merhamet sâhibidir.” (Furkân, 70)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Mümin; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.” (Tirmizî, Birr, 48)
Ashâb-ı kiramdan Ebu’d-Derdâ Hazretleri Şam’da kadılık yapıyordu. Bir gün, halkın bir günahkâra sövüp saydıklarını işitti. Onlara:
“–Siz kuyuya düşmüş bir adam görseniz ne yaparsınız?” diye sordu.
Oradakiler:
“–İp sarkıtıp çıkarmaya çalışırız.” deyince, Ebu’d-Derdâ Hazretleri bu defa:
“–Öyleyse günah kuyusuna düşmüş bu adama da niçin bir ip sarkıtıp onu kurtarmayı düşünmüyorsunuz?” diye sordu.
Şaşırdılar:
“–Sen bu günahkâra düşmanlık duymaz mısın?” dediler.
Ebu’d-Derdâ Hazretleri de şu hikmetli cevâbı verdi:
“–Ben, onun şahsına değil, günâhına düşmanım.”
Bu misâlde Ebu’d-Derdâ Hazretleri’nin mümin gönüllere yerleştirmek istediği pek derin hikmetler vardır. Bu hikmetler, Cenâb-ı Hakk’ın emir ve rızâsı ile Hazret-i Peygamber (sav)’in yüce ahlâkından ümmete yansıyan ulvî parıltılardır. Bunlar, İslâm târihinde birer olgunluk tezâhürü olarak hidâyet nûruna vesîle kılınmış ve amel-i sâlih toprağında kökleşerek bir üslûp hâline gelmiştir. (Osman Nûri Topbaş, Vakıf, İnfak Hizmet, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Mübdi’: Mahlûkatı, maddesiz, örneksiz olarak ilk baştan yaratan, kâinatı yoktan var eden demektir.
www.2g1d.com
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“(Yaptığı kötülüklerden) vazgeçip îmân ederek sâlih ameller işleyenler var ya, işte Allâh onların kötülüklerini iyiliklere (günahlarını sevaplara) çevirir. Allâh çok bağışlayıcı, engin merhamet sâhibidir.” (Furkân, 70)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Mümin; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.” (Tirmizî, Birr, 48)
Ashâb-ı kiramdan Ebu’d-Derdâ Hazretleri Şam’da kadılık yapıyordu. Bir gün, halkın bir günahkâra sövüp saydıklarını işitti. Onlara:
“–Siz kuyuya düşmüş bir adam görseniz ne yaparsınız?” diye sordu.
Oradakiler:
“–İp sarkıtıp çıkarmaya çalışırız.” deyince, Ebu’d-Derdâ Hazretleri bu defa:
“–Öyleyse günah kuyusuna düşmüş bu adama da niçin bir ip sarkıtıp onu kurtarmayı düşünmüyorsunuz?” diye sordu.
Şaşırdılar:
“–Sen bu günahkâra düşmanlık duymaz mısın?” dediler.
Ebu’d-Derdâ Hazretleri de şu hikmetli cevâbı verdi:
“–Ben, onun şahsına değil, günâhına düşmanım.”
Bu misâlde Ebu’d-Derdâ Hazretleri’nin mümin gönüllere yerleştirmek istediği pek derin hikmetler vardır. Bu hikmetler, Cenâb-ı Hakk’ın emir ve rızâsı ile Hazret-i Peygamber (sav)’in yüce ahlâkından ümmete yansıyan ulvî parıltılardır. Bunlar, İslâm târihinde birer olgunluk tezâhürü olarak hidâyet nûruna vesîle kılınmış ve amel-i sâlih toprağında kökleşerek bir üslûp hâline gelmiştir. (Osman Nûri Topbaş, Vakıf, İnfak Hizmet, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Mübdi’: Mahlûkatı, maddesiz, örneksiz olarak ilk baştan yaratan, kâinatı yoktan var eden demektir.
www.2g1d.com