Cenâb-ı Hak, insanı, kendisini tanıyıp ibadet etmesi ve tanımayanlara tanıtması için gönderdi. Dini doğru olarak yaymanın önemi ve mükafatı büyüktür. Bunun için ecdadımız, “i’la-yı kelimetullah”ı yani, Lâ ilahe illMuhammedün resulullah akidesini, inancını yaymak için Viyana kapılarına kadar gitmiştir. Bu uğurda nice şehidler vermiştir. Bununla ilgili larak meşhûr hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerinden Abdülvâhid bin Zeyd hazretlerinin anlattığı şu olay çok ibretlidir:
Birgün arkadaşlarımla, yeni çıkacağımız savaş hazırlıklarını konuşuyorduk. Arkadaşımın birisi Tevbe sûresindeki, “Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran’da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.” (Tevbe, 111) meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu.
Birgün arkadaşlarımla, yeni çıkacağımız savaş hazırlıklarını konuşuyorduk. Arkadaşımın birisi Tevbe sûresindeki, “Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran’da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.” (Tevbe, 111) meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu.