Receb-i Şerif ve Mirac Gecesi
Receb, tazim ve saygı anlamına gelir. Fazileti yüksek, affı ve mağfireti bol aylardan birisi de Recep Ayı’dır. Recep Ayı’nda Allah-u Zülcelal insanları affetmek ve rahmeti ile muamele etmek için adeta küçük bahaneler arar. Receb’e, “Recm Ayı”da denir. Buna göre, Mü’minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.
Receb kelimesindeki “r” Allah’ın rahmetine, “c” Allah’ın cömertliğine ve yardımına, “b” ise Allah’ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder. Receb ayına “mutahhar” (tertemiz yapılmış) denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır.
Receb Ayı’nın Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi, Receb Ayı’nda gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.
Receb Ayı, Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan’dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi’rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur’ân’da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalplerdeki yerini bir kat daha artırmıştır.
Enes (ra)’den rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Receb’in ilk cuma gecesinde uyanık ol. O geceyi gafletle geçirme. Çünkü, melekler o geceye (Regâib Gecesi) diye ad koymuşlardır. Zira o gecenin üçte biri geçtiğinde, yer ve gök melekleri Kâbe-i Muazzama ve havalisinde toplanırlar. Allahu Teâlâ meleklerin toplantısı üzerine sorar:
- Ey meleklerim! Ne istiyorsunuz? Melekler:
- Ya Rabbi! Senden istediğimiz ve temennimiz, Receb’in oruçlularının günahlarını bağışlamandır, derler. Allah-u Zülcelal de:
- Receb’in oruçlularını affettim, buyurur.
Mi’rac Gecesi Fırsatını Kaçırmayalım
Hz. Peygamber (sav) göğe yükselerek, Allah-u Zülcelâl’in huzuruna kabul edildiği geceye Mi’rac gecesi denilmiştir. Allah-u Zülcelâl şöyle buyurmuştur: “Geceleyin kulunu, ayetlerimizden bir kısmını göstermek için Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek
kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra; 1)
Miraç Gecesi, recep ayının yirmi yedinci gecesidir. Miraç mucizesi, hicretten bir buçuk yıl önce, 621 yılı başlarında vuku bulmuştur. Allah-u Zülcelâl, Hz. Peygamber (sav)’i Miraç’a çıkarıp kendisiyle Arş-ı Âlâ’da görüşme imkanı verdiği için hem Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme hem de O’nun ümmetine büyük bir şeref bahşetmiştir.
Miraç gecesinde, Hz. Peygamber (sav)’e birçok ilahi ikramlar verilmiştir. Mesela; Allah’a ortak koşmayanların cennete gireceği müjdesi, beş vakit namaz gibi. Miraç gecesi, ulvî bir gecedir. O halde, bu mübarek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadetle Allah’a karşı şükran borçlarımızı ödemeliyiz; namaz kılmalı, Kur’an okumalı, zikretmeli ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz.
Böyle mübarek günleri birer fırsat bilmeli, bu müstesna zaman dilimlerinde Allah-u Zülcelâl’e
daha da yakın olmaya çalışmalıyız. Bilelim ki, Allah’a yakınlık, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür.
Allah-u Zülcelâl, biz günahkâr ve asi kullarına merhamet etmiş, muhatap kabul etmiş ve bizlere bu ikramları vermiştir. Bu ikram ve izzetler, Allah-u Zülcelâl’in yolundan gittiğimiz müddetçe bizim içindir. Eğer bu ikramlara layık olmak istiyorum diyorsak, tevbe edelim ve Allah-u Zülcelâl’e dönelim. Unutmayalım kurtuluş, Allah-u Zülcelâl’in yolundadır
ve bir gün mutlaka O’na döneceğiz…
GÜLİSTAN
Receb, tazim ve saygı anlamına gelir. Fazileti yüksek, affı ve mağfireti bol aylardan birisi de Recep Ayı’dır. Recep Ayı’nda Allah-u Zülcelal insanları affetmek ve rahmeti ile muamele etmek için adeta küçük bahaneler arar. Receb’e, “Recm Ayı”da denir. Buna göre, Mü’minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.
Receb kelimesindeki “r” Allah’ın rahmetine, “c” Allah’ın cömertliğine ve yardımına, “b” ise Allah’ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder. Receb ayına “mutahhar” (tertemiz yapılmış) denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır.
Receb Ayı’nın Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi, Receb Ayı’nda gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.
Receb Ayı, Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan’dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi’rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur’ân’da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalplerdeki yerini bir kat daha artırmıştır.
Enes (ra)’den rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Receb’in ilk cuma gecesinde uyanık ol. O geceyi gafletle geçirme. Çünkü, melekler o geceye (Regâib Gecesi) diye ad koymuşlardır. Zira o gecenin üçte biri geçtiğinde, yer ve gök melekleri Kâbe-i Muazzama ve havalisinde toplanırlar. Allahu Teâlâ meleklerin toplantısı üzerine sorar:
- Ey meleklerim! Ne istiyorsunuz? Melekler:
- Ya Rabbi! Senden istediğimiz ve temennimiz, Receb’in oruçlularının günahlarını bağışlamandır, derler. Allah-u Zülcelal de:
- Receb’in oruçlularını affettim, buyurur.
Mi’rac Gecesi Fırsatını Kaçırmayalım
Hz. Peygamber (sav) göğe yükselerek, Allah-u Zülcelâl’in huzuruna kabul edildiği geceye Mi’rac gecesi denilmiştir. Allah-u Zülcelâl şöyle buyurmuştur: “Geceleyin kulunu, ayetlerimizden bir kısmını göstermek için Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek
kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra; 1)
Miraç Gecesi, recep ayının yirmi yedinci gecesidir. Miraç mucizesi, hicretten bir buçuk yıl önce, 621 yılı başlarında vuku bulmuştur. Allah-u Zülcelâl, Hz. Peygamber (sav)’i Miraç’a çıkarıp kendisiyle Arş-ı Âlâ’da görüşme imkanı verdiği için hem Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme hem de O’nun ümmetine büyük bir şeref bahşetmiştir.
Miraç gecesinde, Hz. Peygamber (sav)’e birçok ilahi ikramlar verilmiştir. Mesela; Allah’a ortak koşmayanların cennete gireceği müjdesi, beş vakit namaz gibi. Miraç gecesi, ulvî bir gecedir. O halde, bu mübarek geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadetle Allah’a karşı şükran borçlarımızı ödemeliyiz; namaz kılmalı, Kur’an okumalı, zikretmeli ve Allah’tan af ve bağış dilemeliyiz.
Böyle mübarek günleri birer fırsat bilmeli, bu müstesna zaman dilimlerinde Allah-u Zülcelâl’e
daha da yakın olmaya çalışmalıyız. Bilelim ki, Allah’a yakınlık, O’nun emirlerini yerine getirmek, yasak ettiği şeylerden kaçınmakla mümkündür.
Allah-u Zülcelâl, biz günahkâr ve asi kullarına merhamet etmiş, muhatap kabul etmiş ve bizlere bu ikramları vermiştir. Bu ikram ve izzetler, Allah-u Zülcelâl’in yolundan gittiğimiz müddetçe bizim içindir. Eğer bu ikramlara layık olmak istiyorum diyorsak, tevbe edelim ve Allah-u Zülcelâl’e dönelim. Unutmayalım kurtuluş, Allah-u Zülcelâl’in yolundadır
ve bir gün mutlaka O’na döneceğiz…
GÜLİSTAN
Son düzenleme: