Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

seylan_54

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Ocak 2011
Mesajlar
3,957
Aldığı Beğeniler
1,393
Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan'ın Mısır'da ve diğer müslüman ülkelerde yaşanan zulüm ve katliamlar ile bu yaşananlara dünyanın (uluslararası toplum (!)) bakış açısını anlatan-anlamlandırmaya çalışan, bu yazısını sabırla okumanızı tavsiye ederim.

Okuyalım ve en azından kendi namımıza ders çıkaralım.


Mısır, kana bulandı yine: Masum insanlar, çocuklar, kadınlar, barbar keskin nişancılar tarafından cânîce katledildiler bir kez daha!

Bu yetmedi! Firavunların ruhsuz çocukları tarafından, insanlık düşmanı uygar barbar Batılıların uşakları tarafından cayır cayır yakıldılar! Hem de dünyanın gözü önünde!

Nedir bu? 'Bildiğimiz dünyanın çöküşüdür' elbette! 'İnsan hakları, özgürlükler, demokrasi' gibi neo-liberal söylemlerin sadece yeni, postmodern sömürgeciliğin ayartıcı keşif kolları olduğunun bütün çıplaklığıyla ve çirkefliğiyle ispatlanması, gün ışığına çıkması!

DEMOKRASİ MÜCADELESİ DEĞİL, BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ!

Mısır'da yaşananları, 'insan haklarının, demokrasinin katledilmesi' olarak görmek, zokayı yutmak demektir.

Mısır'da yaşananlar, 'demokrasinin, insan haklarının hiçe sayılması' değildir. Mısır'da yaşananlar, Müslümanların, bütün bir İslâm dünyasının, en az yüzyıldır bağımsızlık mücadelelerinin önüne set çekilmesi girişimlerinin bir göstergesidir sadece.

O yüzden Batılılar, yarım asırdır Filistin'de, Bosna'da, Çeçenistan'da, Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de, bütün bir Arap dünyasında Müslüman kanı döküyorlar!

Mısır'da yaşananlar, sömürgeciliğin bitmediğini, yeni görünümler kazanarak bütün vahşiliğiyle, bütün ilkelliğiyle, bütün çirkefliğiyle, bütün ikiyüzlülüğüyle, bütün ayartıcılığıyla sürdüğünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Mısır'da yaşananların, 'demokrasi mücadelesi' olduğunu söyleyen adamlar, 'insan hakları, demokrasi' gibi sömürgeciliğin keşif kolu olarak kullanılan ayartıcı neo-liberal, postmodern yeni sömürgecilik biçimlerinin ve söylemlerinin kapanına kıstırıldıklarını, zihnen ve varoluşsal olarak sömürgeleştirildiklerini göremeyen tersi dönmüş ahmaklardır sadece.

MASKELİ BALO, İNSANLIĞI AYARTTI VE BATILILARIN TUTSAĞI YAPTI!

Mısır'da yaşananlar, bir şeyi bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermiş olmalıdır: Bütün insanlık, Batılıların tutsağıdır.

Batılıların kavramlarıyla düşünen, Batılıların kurumlarıyla, hayat tarzlarıyla hayatlarını sürdüren insanlığın, Batılıların çıkarlarını korudukları, Batılıların zorba küresel egemenliklerine boyun eğdikleri sürece yaşamalarına, nefes alıp vermelerine izin verilen tutsaklar olduğunun ispatlanmasıdır sadece.

Mısır'da çöken şey, 'demokrasi, özgürlükler, insan hakları' söylemi değildir: Mısır'da çöken şey, Batılıların, ayartıcı yöntemlerle sürdürülen haksız, zorba, barbar küresel hegemonyalarıdır.

'UYGARLAŞTIRMA MİSYONU'NDAN 'DEMOKRASİ' PALAVRASINA…

Maskeli bir balo sahneleniyor beş yüz yıldır: Modern süreçte, liberal, seküler ve kapitalist söylemlerle ve yöntemlerle kıtalar, denizler ve bütün insanlık sömürgeleştirilmişti: Batılılar, modern dönemde 'insanlığa uygarlık götürme misyonu' palavrasıyla insanlığı modernliğin tutsakları hâline getirdiler. Daha ne istiyorlardı, 'uygarlaşacaklar'dı; 'modernleşecekler'di!

Sonuç ne: Bütün insanlığın tutsaklaştırılması. Bütün insanlığın yalnızca Batılı kavramlarla, Batılı kurumlarla, Batılı hayat tarzlarıyla yaşamaya mahkûm edilmesi, epistemolojik / zihnî, ontolojik / varoluşsal, siyasî ve kültürel bağımsızlığını yitirmesi… İnsanlık tarihinin, Asya'nın, Afrika'nın, Latin Amerika'nın tarihinin durdurulması…

MASKELİ BALO SONA ERMEK ÜZERE…

Müslümanları zorlu bir gelecek bekliyor… Ama Batılıların maskeli balosu sona ermek üzere… Maskeleri düştü artık: İnsan hakları, özgürlükler ve demokrasi gibi ayartıcı neo-liberal, postmodern söylemler, sadece insanları uyutmak, ayartmak ve daha derinlemesine sömürgeleştirmek ve köleleştirmek için geliştirilen palavra söylemlerdir.

Müslümanlar, bağımsız olmadıklarını görmeli, İslâmî bir dünyanın, hayatın ve geleceğin inşası için topyekûn bir hurûç harekâtı başlatmalılar.

Sömürgeci Batılılar tarafından çizilen ulusal, etnik, kabîlevî, mezhebî sınırlar, sadece Müslümanları sınırlıyor; ruhlarını ve hareket alanlarını daraltıyor; dar alanda kısa paslaşmalara, çatışmalara, anlamsız boğuşmalara mahkûm ediyor.

Batılıların Mısır'daki vahşî katliama gözyummaları, katliamcıları sonuna kadar desteklemeleri, maskeli balo'nun sona ermesi, maskelerinin düşmesi anlamına geliyor.

İSLÂM DÜNYASININ DOĞUM SANCILARI…

Neo-liberal söylemlerin, bütün barbarlık biçimlerinin üzerini nasıl ayartıcı şekillerde ve yöntemlerle kalın bir şalla örttüğünün, yeni sömürgecilik ve tutsaklık biçimlerinin keşif kolları hâline dönüştüğünün ve tam anlamıyla paldır küldür çöktüğünün göstergesidir bütün bu yaşananlar…

Unutmayın: Karanlığın en derin olduğu an, şafak zamanına, güneşin rahmet ışıklarını cömertçe sunacağı diriliş zamanlarına en yakın olduğu ândır.

Yaşananlar, İslâm dünyasının doğum sancılarıdır: Hiçbir büyük doğum, büyük yürüyüş, sancısız, bedeli ödenmeden gerçekleştirilemez.

Allah (cc), hakîkî Müslümanların yâr ve yardımcısıdır. Hele de gözünü kırpmadan şehadete koşan yüce gönüllerin can dostudur! Bu masum insanların çığlıklarının ve ödedikleri bedellerin karşılığını kat be kat verecek, rahmet kanatlarını gerecek ve insanlık düşmanlarının, hakikat düşmanlarının oyunlarını başlarına yıkacaktır!

Bundan zerre kadar şüpheniz olmasın vesselâm.

Yazının Orjinali: Tıklayın
 
Üst Alt