Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
25 Ağustos 1918 tarihinde kurulan Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye'de Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte çalışan Mehmed Âkif'in, daha önceden Bediüzzaman'la tanışıp tanışmadığı hakkında şu âna kadar herhangi bilgi sözkonusu değildir. Bilinen, Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiye üyelerinin toplantılarla bir araya geldikleri ve güncel meseleler hakkında sohbet ettikleridir. Üyelerden birisi de Eşref Edip'tir.

Eşref Edip, 1952 yılında kaleme aldığı makalesinde, "Üstadla tanışmamız kırk seneyi geçti. O zamanlar her gün idarehaneye gelir; Akifler, Naimler, Feridler, İzmirli'lerle birlikte tatlı tatlı müsahabelerde bulunurduk. Üstad, kendine mahsus şivesiyle yüksek ilmi meselelerden konuşur; onun konuşmasındaki celâdet ve şehamet bizi de heyecanlandırırdı" (Tarihçe-i Hayat, s. 540) şeklinde ifadeler kullanmıştır.


Gerek Âkif'in, gerekse Bediüzzaman'ın birbirleri hakkındaki ifadelerinden, aralarında sıcak bir ilgi ve muhabbetin olduğu anlaşılmaktadır.

Risâle-i Nur'un muhtelif yerlerinde de büyük şairin adı ve şiirlerinden alıntılar yer almaktadır. Bediüzzaman; "Hem merhum Fetva Emini Ali Rıza ve merhum Ahmed Şirani ve merhum Şevket Efendi ve merhum Mehmed Âkif gibi insaflı, Risâle-i Nur'u fevkalâde takdir ve tahsin eden o muhterem ve merhum zatların hatırı için, biz İstanbul hocalarına dostuz, onlardan gücenmeyiz" (Emirdağ Lâhikası, s. 144) ifadelerine yer vermektedir.

Âkif'in, "O nuru gönder, İlâhî, asırlar oldu yeter! / Bunaldı milletin âfâkı bir sabah ister"; "Doğrudan doğruya Kur'ân'dan alıp ilhamı, / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" şeklindeki niyaz ve arzularının, Risâle-i Nur eserleriyle hayat bulduğu, Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayat'ında dile getirilmiştir. (s. 146, 539)


Risâle-i Nur'da ayrıca, Mehmed Âkif ile Bediüzzaman'ın birlikte zikredildiği, 1958 tarihinde Pakistan basınında yer alan bir makale bulunmaktadır. "İslâm Dünyasındaki Müsbet Uyanıklık" başlığıyla yayınlanan makalede, Üstad Bediüzzaman'ın din için verdiği mücadelelerin yanında, Mehmed Akif'in yazmış olduğu Safahat isimli eser hakkında "materyalist milliyetçiliği takbih ettiği ve halk arasında taze bir heyecan verdiğinden" söz edilir. (Tarihçe-i Hayat, s. 625)

Evet, 1925 yılında Diyanet İşleriyle bir mukavele yaparak Mısır'da Kur'ân'ın Türkçe Meâlini yazmaya başlayan, fakat yazdıklarının, daha sonra "Kur'ân tercüme edilsin, ta ne mâl olduğu bilinsin" diyen zihniyetin menhus emellerine âlet edilebileceğinden endişe ederek imhâ edilmesini isteyen Âkif'in, kimbilir belki de en büyük arzusu, ilhamını doğrudan doğruya Kur'ân'dan alan bir eser vücuda getirmekti. Ümit ediyoruz ki şimdi o, bu arzusunun, "Victor Hugo'lar, Shakspeare'ler, Descartes'lar, edebiyatta ve felsefede bir talebesi olabilirler" (Sözler, s. 717) dediği Bediüzzaman'ın Risâle-i Nur eserleriyle daha mükemmel bir tarzda gerçekleştiğini, huzur içerisinde kabrinden temâşâ etmektedir.
 
Üst Alt