Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Merak, merak!



Allahu Zülcelâl ayeti kerimede şöyle buyurmuştur: “De ki; ‘Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır, senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” (Al-i İmran; 26)

Bu ayetten anlaşıldığına göre, yeryüzündeki kullar iki kısma ayrılmaktadır. Bunlardan bir kısmı Allahu Zülcelâl’in affına, mağfiretine ve rahmetine müstahaktır. Bir kısmı da Allah’ın azabına müstahaktır.

Allah-u Zülcelâl insana cüzi irade vermiştir. Bizim görevimiz af ve mağfiret olunan kişilerden olabilmek için Allah’ın bize nasip ettiği cüzi iradeyi doğru yönde kullanmaktır.

Allah-u Zülcelal’den daima hidayet, istikamet, af ve mağfiret talep etmemiz lazımdır. İnsanın merakı nereye, neye ise Allah onu oraya götürür. Bir kişinin merakı kumarhane gibi kötü yerlere ise ehemmiyet verdiği şey oralar ise Allah onu oralara götürür. Bir kişinin de merakı, ehemmiyet verdiği yer camiler, Allah’ın evi, Allah’ın razı olacağı yerler ise Allah da onu oralara götürür.

Bir gün Hz. Ali (radıyallahu anh) camiye gitti. Baktı ki bir Bedevi ellerini yukarıya doğru açmış: “Ya Rabbi! Bana filan şeyi ver, filan şeyi ver!” diye hep dünyalık istiyor. Ebu Bekir Sıddık (ra) da bir kenarda: “Ya Rabbi! Senden senin rızandan senin muhabbetinden başka hiçbir şey istemiyorum.” diye dua ediyordu. İşte, bunun için Ebu Bekir Sıddık, Hz. Peygamber’in ümmeti içinde ondan sonra gelen kişiydi.

O, Allahu Zülcelal’in sevgili bir kuluydu. Çünkü onun merakı, ehemmiyeti, Allahu Zülcelâl idi. Allah-u Zülcelal’in rızası idi, o Allah-u Zülcelal’i istiyordu. Allahu Zülcelâl de onu öyle büyük kıldı. Çünkü her iki duanın maksadı arasında, dağlar gibi fark vardır.

Eğer hakikati anlarsak gerçekler böyledir. Allah-u Zülcelal’i hakkıyla tanıyan kimseler Allah-u Zülcelal’e âşıktırlar, O’nu çok sevmektedirler. Allah-u Zülcelal’in zerre kadar dahi bir feyzi, nispeti, muhabbeti, onları, Arş-ı Alâ’dan yerin dibine kadar altın, gümüş ve cevhere sahip olmaktan daha fazla mutlu etmekte, sevindirmektedir.

Hakikaten, Allahu Zülcelal’in feyzinin ne kadar lezzetli, ne kadar güzel olduğunu, ancak tadan kimse bilir. Fakat Allahu Zülcelal’in feyzinin, nispetinin, muhabbetinin lezzetini bilmeyen, Allahu Zülcelal’i hakkıyla tanımayan kimse için dünyanın adi olan şeyleri çok mühimdir. Onun merakı o yönedir.

Zikir ehlinin duası

Muhammed bin Salih isminde bir Allah dostu şöyle anlatmıştır: “Bir bahar mevsiminde bütün ekinler susuzluktan kurudu. Bütün insanlar susuzluktan perişan oldu. İnsanlar yağmur duası yapmak için toplanıp sahraya çıktılar. Giderken baktık ki Mecnun Sadi, yolun kenarında oturuyor. Beni görünce hemen bana yaklaşıp:

— Nereye gidiyorsunuz? diye sordu.
— Görmüyor musun yağmur yağmıyor, ne kadar kuraklık var. İnsanlar perişan oldular, kıtlık baş gösterecek. Yağmur duasına çıktık! Dedim. Bana:
— Gök ehlinin kalbiyle mi geldiniz, yoksa boş bir kalple mi geldiniz? Dedi.

Böyle söyleyince baktım ki sanki bizim kalplerimize bakıyor. Ondan korktuk, kendimizi toparlamaya başladık. Ona:
— Ya Sadi! Gök ehlinin kalbiyle geldik! Dedim.
— O zaman oturun dua edin, dedi.

Onun yanına oturduk ve dua etmeye başladık. Ne kadar dua etsek, gökler daha fazla açık olmaya, bulutlar kaybolmaya başladı. Ne bulutlar toplandı ne de yağmur yağdı. Sadi bize dönüp şöyle dedi:
— Ey yaramazlar! “Biz gök ehlinin kalbiyle geldik” dediniz, oysa sizin kalplerinizin hepsi boştur.

Sadi (r.aleyh)’in yanında suyu vardı. Kalktı, abdest aldı, iki rekât namaz kıldı ve dua etmeye başladı: “Ya Rabbi! Bizim amelimizle bize muamele etme. Sen kendi rahmet hazinenden bize ver.” Diye dua ediyordu. Daha duasını bitirmeden, bulutlar toplanmaya, şimşekler çakmaya başladı. Öyle bir yağmur yağdı ki nereye gireceğimizi şaşırdık.

— Ya Sadi! Sen nasıl dua ettin? Diye sorduk.
— Allahu Zülcelal’e bakan kalple dua ettim, dedi.

Yani benim kalbim daima Allah ile beraberdir, her zaman Allahın zikri ile meşguldür. Her daim kalbim daima Allahu Zülcelal’e yönelmiştir. Böyle bir kalple dua ettiğim için de Allah yağmur verdi, demek istedi. Allah-u Zülcelâl bizi onların bereketinden mahrum etmesin. (Amin)
 
Son düzenleme:
Üst Alt