MERHAMET VE ŞEFKAT
Şefkat ve merhamet, katı kalpliliği yumuşatan, kin ve düşmanlığı eriten, nefretin yerine muhabbeti getiren, insanları birbirlerine yaklaştıran ve bağlayan bir vasıftır.
Her hususta olduğu gibi, şefkât ve merhamet bakımından da insanların en üstünü Peygamberimizdir. Kurân-ı Kerîmde meâlen şöyle buyrulur:
Ey müminler! Andolsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir Peygamber gelmiştir. (Sûre-i Tevbe, 128
YineMüminlerden sana tâbî olanları kanatların altına al (habîbim). (Sûre-i Şuarâ, 215)
Şefkat ve merhametin meydana gelebilmesi için sevginin olması şarttır. Sevgi, insanın büyümesi, yetişmesi, ferdî ve ictimâî inkişâfı, hayata sağlam bir şekilde intibakı için lüzumludur. Bu sebeple insanın, her şeyden önce sevgi ve şefkate ihtiyâcı vardır.
Sevgiden mahrum bir insan bedenen gelişirse de, şefkat ve merhametten nasibini alamaz. İşte bundan dolayıdır ki, peygamberler ve vârisleri dîni tebliğ ederken insanlara şefkatle ve merhametle muâmele etmişlerdir.
Bedevîlerden birtakım insanlar, Rasûlüllahın yanına geldiler de:
Siz çocukları öper misiniz?, dediler.
Evet, cevâbını verince, onlar:
Vallahi biz öpmeyiz,dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
Allah sizden rahmeti aldıysa ben (vermeye) mâlik olur muyum? buyurdu ve ilâve etti: Merhamet etmeyene, merhamet edilmez (Sahîh-i Müslim 4/1808
Allahı sevenin üç kerâmeti vardır:
1. Deniz misali cömert olmak,
2. Güneş gibi şefkatli olmak,
3. Toprak gibi mütevâzî olmak. (Marifetnâme, 528)
Şefkatsiz kalp, rahmetsiz bulut gibidir.
Şefkat ve merhamet, katı kalpliliği yumuşatan, kin ve düşmanlığı eriten, nefretin yerine muhabbeti getiren, insanları birbirlerine yaklaştıran ve bağlayan bir vasıftır.
Her hususta olduğu gibi, şefkât ve merhamet bakımından da insanların en üstünü Peygamberimizdir. Kurân-ı Kerîmde meâlen şöyle buyrulur:
Ey müminler! Andolsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir Peygamber gelmiştir. (Sûre-i Tevbe, 128
YineMüminlerden sana tâbî olanları kanatların altına al (habîbim). (Sûre-i Şuarâ, 215)
Şefkat ve merhametin meydana gelebilmesi için sevginin olması şarttır. Sevgi, insanın büyümesi, yetişmesi, ferdî ve ictimâî inkişâfı, hayata sağlam bir şekilde intibakı için lüzumludur. Bu sebeple insanın, her şeyden önce sevgi ve şefkate ihtiyâcı vardır.
Sevgiden mahrum bir insan bedenen gelişirse de, şefkat ve merhametten nasibini alamaz. İşte bundan dolayıdır ki, peygamberler ve vârisleri dîni tebliğ ederken insanlara şefkatle ve merhametle muâmele etmişlerdir.
Bedevîlerden birtakım insanlar, Rasûlüllahın yanına geldiler de:
Siz çocukları öper misiniz?, dediler.
Evet, cevâbını verince, onlar:
Vallahi biz öpmeyiz,dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
Allah sizden rahmeti aldıysa ben (vermeye) mâlik olur muyum? buyurdu ve ilâve etti: Merhamet etmeyene, merhamet edilmez (Sahîh-i Müslim 4/1808
Allahı sevenin üç kerâmeti vardır:
1. Deniz misali cömert olmak,
2. Güneş gibi şefkatli olmak,
3. Toprak gibi mütevâzî olmak. (Marifetnâme, 528)
Şefkatsiz kalp, rahmetsiz bulut gibidir.