Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ŞARK


Musallat, hiç göz açtırmaz da Garbın kanlı kâbusu,

Asırlar var ki, İslamın muattal, beyni, bâzusu,

Ne gördün, Şark ı çok gezdin? diyorlar. Gördü üm yer yer



Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler,

Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar,

Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar,

Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar;

Tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler;

Riyâlar, türlü i renç iptilâlar, türlü illetler;

Örümcek ba lamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;

Ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar;

Cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar;

Gazâ nâmiyle dindaş öldüren biçare dindaşlar;

Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar;

Emek mahrumu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar! ...



Geçerken, a ladım geçtim; dururken a ladım durdum;

Duyan yok, ses veren yok, bin perişan yurda başvurdum.

Mezarlar, âhiretler, yükselen karşımda dûradûr;

Ne topraktan güler bir yüz, ne göklerden güler bir nûr?

Derinlerden gelir feryadı yüz binlerce âlâmin;

Ufuklar bir kızıl çember, bükük boynunda islâmın!

Gö üsler hırlayıp durmakta, zincirler daralmakta;

Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon, cansa gırtlakta!

İlâhi! Gördü üm âlem mi insaniyetin mehdi?

Bütün umranı tarihin bu çöllerden mi yükseldi?

Şu zâirsiz bucaklar mıydı Vahdaniyetin yurdu?

Bu kumlardan mı, Allah ım, nebiler fışkırıp durdu?

Henüz tek berk-ı iman çakmadan cevvinde dünyanın,

Bu göklerden mi, Yârap, coştu, sa nak sa nak, edyanın?

Serendip ler şu sahiller mi, cûdiler bu da lar mı?

Bu iklimin mi İbrahim e yol gösterdi ecramı?

Haremler, beyt-i Makdisler bu topraktan mı yo ruldu?

Bu vâdiler mi dem tuttukça bihûş etti DÂVÛD u?

Hirâ lar, Tûr-u Sinâ lar bu afakın mı şehkarı?

Bu taşlardan mı, yer yer, taştı Ruh-ullah ın esrarı?



Cihanın garb ı vahşet-zâr iken, Şarkın da karnak lar,

Haremler, Sedd-i Çinler, Tak-ı Kisrâlar, Havernaklar,

İremler, Sûr-u Bâbiller semâ-peymâ de il miydi?

O maziler, İlâhi, bir yıkık rüyâ mıdır şimdi?

Ne yapsın, nâ-ümid olsun mu Şarkın intibahından?

Perişan rûhumuz, hâip, dönerken Bâr-gahından?



Bu haybetten usandık biz, bu hüsran artık el versin!

İlâhi, nerde bir nefhan ki, donmuş hisler ürpersin,

Serilmiş sineler, kâbusu artık silkip üstünden.

HAYAT ELBETTE HAKKIMDIR! desin, dünya DEĞİL! derken-


Mehmet Akif ERSOY
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Çanakkale Şehitlerine



Şu Bo az harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmaraya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdi i vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşına da,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedci in aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor gö sünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce la am,
Atılan her la amın yaktı ı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sa nak sa nak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle ya an mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı gö sündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu gö üslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çi netme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çi netmedi nâmusunu, çi netmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, da lar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda e ilmez başlar,
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl u runa, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için topra a düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı de er.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sı mazsın.
Herc ü merc etti in edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen ma ribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, bo uyorken hüsran,
O demir çenberi gö sünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid o lu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif
 

loreS

"ALLAH dE KaLBiM"
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2010
Mesajlar
4,445
Aldığı Beğeniler
51
Konum
09
Takım
Galatasaray
KORKMA!


Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz;

Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz yürürüz!

Düşermi tek teşı sandın harim-I namusun?

Meğer ki harbe giren son nefer şehit olsun.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa çıldırsa;

Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa;

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar,

Taşıpda kaplasa afakı bir kızıl sarsar;

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;

Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi sinede birdir vuran yürek… yılmaz.!

Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz

Mehmet Akif Ersoy
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Gitme Ey Yolcu

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım
Elemim bir yüreğin karı değil, paylaşalım
Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim, bilmem ki?
Öyle dehşetli muhitimde dönen matemki!
Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan yatıyor şimdi
Nasıl yerlere geçmez insan
Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor, ey yolcu
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu

Mehmet Akif Ersoy

 
Üst Alt