Beklentileri azaltıp (mümkünse hiç beklemeden), sırf kendi istediği için yapmalı insan, her ne yapacaksa.
"Çocuğum mutlu olsun, eşim, kardeşim, annem, babam mutlu olsun, ha birde arkadaşlarım var onlar da mutlu olsun, konu komşu..." diye bizi mutsuz eden şeyleri yapmaktan dolayıdır, beklenti.
Biz varalım, sırf kendimiz istediğimiz için sesini duymaktan mutlu olduğumuz insanı arayalım ve sesini duyup mutlu olalım, her ne kadar o bize karşı bir husumet içinde olsa da. Ya da arkadaş, akraba vs. muhabbetlerinden mutlu oluyorsanız, sırf kendiniz istediniz diye gidin ziyaret edin onları, bir sıra gözetmeden ya da size kindar bir şekilde yaklaştıklarını bilseniz bile. Ama önünüze bir bardak çay koymazlarsa da gucenmeyin. Kaba Saba sözler sarfederlerse de duymayın. Alınmayın. O kişilerle bir arada olmak (soğuk bir ortam olsa da) mutlu ediyorsa tadını çıkarın. Bir bebeğin ağlaması ne kadar rahatsız edici bir gürültü ise de siz birde onu anne babaya sorun. O gürültü nasıl keyif verici. Tabi süre sınırına dikkat! Yoksa tirmalar mazallah. ???? Onun için diyorum, onlarla olmaktan mutlu oldugunuzu hissettiginiz an diye. Her zaman değil.
Bir hediyeyi karşınızdakini mutlu etmek için vermeyin. Yada almayın. Hediyeyi, sırf karşınızdaki insanın mutlu olmasından dolayı mutlu olabililecekseniz verin, alın. Gün olur araya sorun girerse "ben sana şu hediyeyi almıştım. Karşılığı bu mu? " demeyin. Zaten hediyenin karşılığını, verildigi anda almıştınız. Unutmayınız.
Vel hasılı, insanlar varsın, sizin mutlu olduğunuz anda, sırf siz mutlu olduğunuz için mutlu olmayı öğrensin. Veya öğretin. (Onlara şans tanıyın).
Sizin mutsuzlugunuz üzerine inşaa ettikleri bir mutlulukla mutluluklarını katlamasinlar.
Mutluluğunuz ile mutlu olmuyorlarsa veya mutsuz oluyorlarsa durum şudur: kendi sorunlardır.
Son olarak, asla ama asla zerre kadar bile beklenti içinde olmayın.