Peygamberimiz (sav)'in Medine'ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte inşa ettiği mescit. Bu mescit, Mescid-i Resul, Mescid-i Şerif, Mescid-i Saadet ve Mescid-i Nebevi adlarıyla da anılmaktadır.
Resulullah (sav), Medine'ye girdiği zaman, kendisini misafir edip ağırlama şerefine nail olabilmek için herkes birbiriyle yarışa girmişti. İslam tarihi kaynaklarında verilen bilgilere göre, Hz. Muhammed (sav)'in devesinin çöktüğü arsa üzerinde hemen bir mescit bina edilmeye başlandı. Ensar, Muhacir ve diğer gönüllü kimselerin de katıldığı kalabalık bir topluluk tarafından yürütülen çalışmalar sonunda mescit, kısa sürede bina edildi. Resulullah (sav) mescidin temellerinin atılması ve diğer planlamaları yapmanın yanısıra, çalışmalara da bizzat katılmıştır. (Tabakatül-Kübra, Beyrut, t.y, I, 239-240)
Temeller toprak seviyesine kadar taş, zeminden yukarısı ise kerpiç kullanılarak bina edildi. Mescitte namaz kılınan yerin üzeri açıktı. Ancak mescitin ortasında, hurma ağacından yapılan direkler üzerinde, hurma, dal ve yapraklarından bir gölgelik yapılmıştı.
Medine'de inşa edilen bu mescit aynı zamanda bütün faaliyetlerin yürütüldüğü bir merkez niteliğinde idi. Resulullah, ashabıyla orada istişare eder, topluma ait bütün meseleler orada çözüme kavuşturulurdu. (Nesei, Mesacid, 20)
Eğitim-öğretim faaliyetleri, mescitin "Suffa" denilen kısmında yerine getiriliyordu. İslâm ümmetinin çekirdeğini oluşturan sahabe alimler, İslâmda ilk üniversite sayılabilecek bu mekanda yetişmişlerdi. (İbn Sa'd a.g.e., 255)
Resulullah (sav), Medine'ye girdiği zaman, kendisini misafir edip ağırlama şerefine nail olabilmek için herkes birbiriyle yarışa girmişti. İslam tarihi kaynaklarında verilen bilgilere göre, Hz. Muhammed (sav)'in devesinin çöktüğü arsa üzerinde hemen bir mescit bina edilmeye başlandı. Ensar, Muhacir ve diğer gönüllü kimselerin de katıldığı kalabalık bir topluluk tarafından yürütülen çalışmalar sonunda mescit, kısa sürede bina edildi. Resulullah (sav) mescidin temellerinin atılması ve diğer planlamaları yapmanın yanısıra, çalışmalara da bizzat katılmıştır. (Tabakatül-Kübra, Beyrut, t.y, I, 239-240)
Temeller toprak seviyesine kadar taş, zeminden yukarısı ise kerpiç kullanılarak bina edildi. Mescitte namaz kılınan yerin üzeri açıktı. Ancak mescitin ortasında, hurma ağacından yapılan direkler üzerinde, hurma, dal ve yapraklarından bir gölgelik yapılmıştı.
Medine'de inşa edilen bu mescit aynı zamanda bütün faaliyetlerin yürütüldüğü bir merkez niteliğinde idi. Resulullah, ashabıyla orada istişare eder, topluma ait bütün meseleler orada çözüme kavuşturulurdu. (Nesei, Mesacid, 20)
Eğitim-öğretim faaliyetleri, mescitin "Suffa" denilen kısmında yerine getiriliyordu. İslâm ümmetinin çekirdeğini oluşturan sahabe alimler, İslâmda ilk üniversite sayılabilecek bu mekanda yetişmişlerdi. (İbn Sa'd a.g.e., 255)