- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Mezhep imamlarının takip ettikleri yol
Mezhep imamlarının takip ettikleri yol şöyleydi: Mezheb imâmlarının hepsi, bir soru ile karşılaşdıkları zaman, bunun cevâbını, önce Kurân-ı kerîmde ararlardı. Kurân-ı kerîmde açıkca bulamazlarsa, hadîs-i şerîflerde ararlardı. Hadîs-i şerîflerde bulamazlarsa, İcmâda ararlardı. İcmâda da bulamayınca, bu soruya benzeyen başka sorunun, Kitâb, sünnet ve icmâda bulunan cevâbına Kıyâs ederek, benzeterek, ictihâd edip cevâbını bulurlardı.
Bin seneden beri bütün Müslümanlar, âlimler, sâlihler, Velîler, hep bu dört mezhebden birine uydular. Hiçbiri, kendinin müctehid olduğunu iddiâ etmedi. Yeni türeyen mezhebsiz bir din adamına aldanıp da, mezhebden ayrılmamalıdır. Dört mezhebin hiçbiri, Kurân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden kıl kadar ayrılmamışdır. Hepsi, Müslümanlara, Kitâb ile sünneti açıklamışlardır.
İslâm âlimleri, Müslümanların dört mezhebden birini taklîd etmelerini emir ediyor. Böylece, kâfir olmak veyâ bidat sâhibi olmak gibi, iki tehlikeden kurtulmalarını istiyorlar. Çünkü, bir câhil, bir mezheb imâmını taklîd etmezse, delîlsiz kalarak yoldan çıkar.
Mîzân-ül-kübrâ kitabında buyuruyor ki, Sünnet, yaî hadîs-i şerîfler, Kurân-ı kerîmi açıklamakdadır. Mezheb imâmları, sünneti açıklamışlardır. Din âlimleri de, mezheb imâmlarının sözlerini açıkladılar. Kıyâmete kadar da böyle olacakdır.
Sünnet, yanî hadîs-i şerîfler olmasaydı, sular, tahâret, namazların kaç rekat oldukları, rükü ve secdede okunacak tesbîhleri, bayram ve cenâze namazlarının nasıl kılınacağını, zekât nisâbını, orucun, haccın farzlarını ve nikâh, hukûk bilgilerini, hiçbir âlim, Kurân-ı kerîmde bulamaz ve öğrenemezdi.
İmrân bin Husayna birisi, Bize yalnız Kurândan söyle! deyince: Ey ahmak! Kurân-ı kerîmde, namazların kaç rekat olduğunu bulabilir misin dedi.
Hazret-i Ömere, farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kurân-ı kerîmde bulamadık dediklerinde, Allahü teâlâ, bize, Muhammed aleyhisselâmı gönderdi. Biz, Kurân-ı kerîmde bulamadıklarımızı, Resûlullahdan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde, dört rekat farzları iki rekat kılardı. Biz de, öyle yaparız buyurdu. Din imâmlarının hiçbir sözü, islâmiyetin dışında değildir. Çünkü herbiri, hem hakîkatde, hem de ahkâm-ı islâmiyyede âlimdirler.
Mezhep imamlarının takip ettikleri yol şöyleydi: Mezheb imâmlarının hepsi, bir soru ile karşılaşdıkları zaman, bunun cevâbını, önce Kurân-ı kerîmde ararlardı. Kurân-ı kerîmde açıkca bulamazlarsa, hadîs-i şerîflerde ararlardı. Hadîs-i şerîflerde bulamazlarsa, İcmâda ararlardı. İcmâda da bulamayınca, bu soruya benzeyen başka sorunun, Kitâb, sünnet ve icmâda bulunan cevâbına Kıyâs ederek, benzeterek, ictihâd edip cevâbını bulurlardı.
Bin seneden beri bütün Müslümanlar, âlimler, sâlihler, Velîler, hep bu dört mezhebden birine uydular. Hiçbiri, kendinin müctehid olduğunu iddiâ etmedi. Yeni türeyen mezhebsiz bir din adamına aldanıp da, mezhebden ayrılmamalıdır. Dört mezhebin hiçbiri, Kurân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden kıl kadar ayrılmamışdır. Hepsi, Müslümanlara, Kitâb ile sünneti açıklamışlardır.
İslâm âlimleri, Müslümanların dört mezhebden birini taklîd etmelerini emir ediyor. Böylece, kâfir olmak veyâ bidat sâhibi olmak gibi, iki tehlikeden kurtulmalarını istiyorlar. Çünkü, bir câhil, bir mezheb imâmını taklîd etmezse, delîlsiz kalarak yoldan çıkar.
Mîzân-ül-kübrâ kitabında buyuruyor ki, Sünnet, yaî hadîs-i şerîfler, Kurân-ı kerîmi açıklamakdadır. Mezheb imâmları, sünneti açıklamışlardır. Din âlimleri de, mezheb imâmlarının sözlerini açıkladılar. Kıyâmete kadar da böyle olacakdır.
Sünnet, yanî hadîs-i şerîfler olmasaydı, sular, tahâret, namazların kaç rekat oldukları, rükü ve secdede okunacak tesbîhleri, bayram ve cenâze namazlarının nasıl kılınacağını, zekât nisâbını, orucun, haccın farzlarını ve nikâh, hukûk bilgilerini, hiçbir âlim, Kurân-ı kerîmde bulamaz ve öğrenemezdi.
İmrân bin Husayna birisi, Bize yalnız Kurândan söyle! deyince: Ey ahmak! Kurân-ı kerîmde, namazların kaç rekat olduğunu bulabilir misin dedi.
Hazret-i Ömere, farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kurân-ı kerîmde bulamadık dediklerinde, Allahü teâlâ, bize, Muhammed aleyhisselâmı gönderdi. Biz, Kurân-ı kerîmde bulamadıklarımızı, Resûlullahdan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde, dört rekat farzları iki rekat kılardı. Biz de, öyle yaparız buyurdu. Din imâmlarının hiçbir sözü, islâmiyetin dışında değildir. Çünkü herbiri, hem hakîkatde, hem de ahkâm-ı islâmiyyede âlimdirler.