- Üyelik Tarihi
- 23 Şub 2011
- Mesajlar
- 1,411
- Aldığı Beğeniler
- 6
- Takım
- Beşiktaş
Atılgan Bayar: “Micky Mouse bile seçilse desteklemek zorundayız”
Röportaj : İbrahim Baran
Türkiye neredeyse son 40 yılını terörle mücadeleye verdi. Kaybedilen insan sayısı onbinlerle, harcana para da milyar dolarlarla ifade ediliyor. Gerekçesi her ne olursa olsun terör toplumları birleştirmek yahut problemleri çözmekten öte ayrıştırıyor, yeni problemler ortaya çıkarıyor. 600 yıl dünyanın 1/3’üne adaletle hükmetmiş bir devleti külleri üzerine kurulan yeni devlet, geçmişten tamamıyla “kurtulup” yeni, başka ve geçmişle hiç de ilgisi olmayan bir sistem inşa etmeye çalıştı. Türkiye’de bugün “problem” olarak görülen meselelerin birçoğunun temelleri bu dönemde atıldı. Fakat sorunu çözmek için silaha davranmak da sorunları iyice girift hale getirdi.
Türkiye’de terör meselesini ilanihaye çözmeye yönelik birçok adım atıldı. Bu adımların neticeye ulaştığın maalesef söyleyemeyiz. Unutulmaması gereken bir nokta var: Kan, kan ile yıkanmıyor. Çözüme “son terörist öldürülünceye kadar” anlayışıyla da ulaşılmıyor. Hükümet PKK meselesini kan dökülmeden bitirebilmek için çeşitli adımlar atmaya devam ediyor. “Akil adamlar” projesi de bu adımlardan biri. Liste oldukça ilginç. Listedeki isimlere yönelik çeşitli yorumlar yapılıyor.
Konuya ilişkin sosyal medyada yaptığı açıklamalarla gündem oluşturan gazeteci Atılgan Bayar’la
“Akil adamlar” listesini konuştuk…
Akil adamlar listesi açıklandı. İsimler tatmin edici mi sizce?
Hayır, tatmin edici değil. Bu listedeki isimler arasında, politik olarak tartışmalarda taraf olmuş isimler var, ancak çözüm konusunda özgün fikir geliştirebilmiş isimler yok maalesef. Bu halleriyle süreç boyunca karşılaşacakları sorulara da ‘tatmin edici’ cevaplar verebileceklerini zannetmiyorum.
“Arabulucu” olarak fonksiyon görebilirler mi?
Ona da emin değilim. Çünkü listenin geneli, yerel dinamiklere de hâkim gibi görünmüyor… Yine de bütün olumsuzluklara rağmen bu heyetin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sonuç olarak, bu heyet elle tutulur, gözle görülür, anlam alanları taşıyan figürlerden oluşuyor. Bu şu demek: Açılım, müzakere, (ben katılmasam da kimileri ‘barış’ diyor) süreci soyut, kavramsal bir anlam alanına işaret ediyordu. Bu heyetin tesisi bu anlam alanını somutladı ve halkın gözünde görülebilir kıldı. Yani, artık halk diyor ki, “hükümetin zihnindeki çözüm imgesi, örneğin Hilal Kaplan’mış, örneğin Ali Bayramoğlu imiş… örneğin Can Paker imiş… örneğin Hasan Karakaya imiş…”
Bu noktadan sonra bu heyetteki kişilerin seçimini tartışmak önemli değil. Önemli olan, bu figürlerin sürece önemli zararlar verebilecek ifadelerine mani olabilmek ve hiç olmazsa, kavramlarda ortak bir dil kullanabilmelerini sağlamak. Yani, beğenmediğimiz bu heyet bile içerik olarak tahkim edilmeli, desteklenmeli diye düşünüyorum. Aksi halde, toplumsal anlam alanında tesirli hasar bırakabilme potansiyeli vardır. Çünkü artık ‘Süreç’ konuşabiliyor, yazabiliyor, tutum alabiliyor.
Liste hazırlanırken ne gibi kriterler gözetilmiş olmalı?
Bunu bilmek mümkün değil. Ama sonuçta oluşan kompozisyona bakarak şu yorum yapılabilir: Heyet çözümden net tavır koyanlardan teşkil edilmiş. Ancak bu çözümden yana tavır koyanların bir ‘içerik’e sahip olup olmadıkları veya ‘hangi içerik’ten yana oldukları pek göz önüne alınmamış… Elbette ‘güvenlik/güvenilirlik” gibi pek çok sayıda yan parametre de hesaba katılmıştır. Ama bunları bilmek mümkün değil.
Sizce listede kimler yer almalıydı?
Dediğim gibi, madem bu liste tesis edilmiş, bu listeyi kavramsal ve entelektüel olarak tahkim etmek ve desteklemek gerekiyor. Kişileri tartışmanın önemi yok artık. Dediğim gibi, Micky Mouse bile seçilse bu listeye, onu bile desteklemek durumundayız. Çünkü bu heyetin sürçmesi demek, sürecin itibarının sürçmesi demektir.
Ama benim gönlümden geçen liste, daha yerel unsurlarla, ‘ün ile itibar arasında bir doğrudan orantı olmadığı’ bilinerek yapılacak bir liste olurdu. Ben kan davalarını barıştırmakla ünlü yerel isimlerin, bölgelerinde etkin meşayihin, sıradan ama ahlaklı ve fedakâr yaşamlarıyla çevrelerinde bilinen sıradan ‘vicdanlı’ isimlerin, şehit aileleri temsilcilerinin ve hatta PKK’lı ailelerinin temsilcilerinin bulunacağı bir listeyi tercih ederdim, ‘entel’ ve ‘liberal’ ağırlıklı bir listeye göre… Ama dediğim gibi, artık bunu tartışma dönemini geçtik. Bu heyet beslenmeli ve desteklenmeli. Belki başka çalışma grupları oluşturarak, tek kompozisyonun bu heyet gibi görünmesinin de önüne geçilmeli.
Akil adamlar projesinden terörle mücadele konusunda bir netice hâsıl olacağını düşünüyor musunuz?
Hayır, çünkü ‘terörle mücadele’ silahlı unsurlarla ve istihbaratla yapılabilir ancak. Ve fakat, ‘Akil Adamlar Heyeti’nin ‘Bölücü Düşünce’ ile mücadele edebilme imkanı vardır. Yani ‘birlik siyaseti’ üretmek konusunda ve bunun iletişiminin halkla kurulması konusunda önemli rol oynayabilirler. Bu da terörün de beslenme alanlarını zayıflatabilir. Yine söylediğim gibi, içerik olarak beslenebilirlerse bunu yapabilirler. Aksi takdirde zaten bir ‘Birlik Siyaseti’ yazmış olmaları gerekirdi… ki listenin çoğu yazar ve konuşmacılardan oluşuyor…
Yeni bir süreç başladı. Daha önce de bir açılım projesi hayata geçirilmeye çalışılmıştı, fakat bir sonuç alınamadı. Bu yeni süreçle ilgili öngörünüz nedir?
Akil İnsanlar, yani ‘Ukala’ heyetini beğenmemem, süreçle ilgili pozitif duyguma zarar vermedi. Bu heyetin merkezi ve çok etkin bir rol alacağını zannetmiyorum. Belki de dikkati, asıl işi yapan insanların üzerinden çekme fonksiyonu da görebilir. Kısa bir süre sonra gündem ve anlam alanını ve tesirini yitireceğini düşünüyorum. Ama yine de başta söylediğim gibi ‘Akil İnsanlar’ ile somutlaştırılan ‘çözüm’ kompozisyonunun, başka kompozisyonlar ile zenginleştirilmesi gerekiyor. Bir de… Heyet içerisinde örneğin Erol Göka gibi, hakikaten hikmet burcuna yakın figürler var… Onların iletişimde daha etkin rol alması sağlanmalı…
PKK'nın bittiğini varsayalım. Türkiye'nin PKK'dan kurtulması terörden tamamen kurtulması anlamına da gelir mi?
Hayır. PKK bitse de Türkiye’nin terörden tam manasıyla kurtulabilmesi mümkün değildir. Nasıl Asala Lübnan’da kendisini fesh eder etmez PKK kuruldu ise, PKK kendisini fesh edip, unsurlarını sivil siyasete taşıdığı zaman da bir MKK, CKK kurulacaktır. Ama elbette bu yeni rol verilecek terör organizasyonu daha marjinal olacaktır. Türkiye tipinde aktif, tesirli ve yükselen bir ülkenin, hatta dünyanın anlam alanlarını değiştiren bir ülkenin terörsüz kalmasına izin vermezler… Ancak ‘bölücü siyaset’ elemine edilip, ‘birlik siyaseti’ yazılabildiği zaman marjinal terör ile mücadele etmek çok kolaylaşacaktır.
http://www.tumhaber.com.tr/HaberOku.php?haber_id=128786