Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

keremm

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Eyl 2005
Mesajlar
1,242
Aldığı Beğeniler
9
Konum
AĞRI ( İSTANBUL - İstinye)
Takım
Galatasaray
Milyonlarca Müslümanın yolunu aydınlatan rehber:

İmam-ı Şafii
1- Asıl adı Muhammed ibnu İdris olan İmam Şafii, İmamı Azam Ebu Hanifenin vefat ettiği yıl olan Hicri 150 senesinde Filistinin Gazze şehrinde doğdu. Babası Kureyş kabilesine mensup olan İmam Şafii, henüz beşikteyken pederini kaybetmişti.

2- Küçük yaşlarda Gazzede ilim tahsil etmeye başlayan İmam Şafii, Kuranı hıfzetmişti. Sonra Mekkeye giderek burada hadis eğitimi aldı.

3- Fasih Arapçayı öğrenmek amacıyla çölde Huzeyl kabilesinin arasında on yıl yaşadı ve burada çok iyi ok atmayı öğrendi.

4- İmam Şafii yirmi yaşlarında iken, fetva verecek ve hadis rivayet edecek bir mertebeye ulaştı.

5- Daha sonra Medinenin imamı Malik ibnu Enese giden İmam Şafii, Malik ibnu Enesin vefatına kadar ondan ders aldı.

6- Yemenin Necran bölgesi kadılığına getirilen İmam Şafii, burada adaleti tam olarak gerçekleştirdi. Fakat sonraları Yemene gelen yeni vali, Şiilik propagandası iftirasıyla onu Halife Harun Reşide şikayet etti. Güzel bir savunma yapması ve nüfuz sahibi sevenlerinin araya girmesiyle İmam Şafii ölümden kurtuldu.

7- 34 yaşındayken başına gelen bu olaydan sonra kendini tekrar ilme veren İmam Şafii, Bağdatta Muhammed ibnu Hasanın derslerini takip etti. Böylece hem Irakın hem de Hicazın fıkhını birleştirmiş ve çağın en büyük fakihlerinden ders alarak fıkıh ilminin kurallarını tespit edecek kadar yüksek bir mertebeye ulaştı.

8- İmam Şafii daha sonra Mekkeye döndü ve Harem-i Şerifte ders vermeye başladı. Hac mevsiminde pek çok alim onunla görüşür, dersine katılırdı. Bu esnada Ahmed ibnu Hanbel de onunla görüştü. İmam Şafii, Mekkede iki yıl kaldıktan sonra Bağdata geri döndü.

9- İmam Malikin bazı görüşlerine muhalefet eden İmam Şafii, Malikin çok sevildiği Mısırdaki alimlerden tenkit aldı. Kendisine, Bunu neden yapıyorsun? denildiğinde, hakperest imam şu cevabı verir: Üstadım dostumdur, Hak da dostumdur, bunlar birbirleriyle karşılaşınca Hakkın dostu olmak daha evladır.

10- Bugün Şafii mezhebine mensup milyonlarca Müslümanın yolunu aydınlatan İmam Şafii Hazretleri, Mısırda 20 Ocak 820ye rastlayan Hicri 204 yılı Recep ayının son gecesi, 54 yaşında vefat etti. Kabri Mısırda bulunan büyük mezhep önderine binler fatiha gönderiyoruz.
ailem dergisi
Sayı: 163
Bölüm: Portreler
Yazar: SALİH YUSUFOĞLU
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
yüreğine sağlık..

RABBİM onlarin ahlaklarını kendimize örnek alip,onların ahlakları ile ahlaklanmaya calışan salih kullarından etsin..AMİN..
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
Kahirenin batmayan güneşlerinden biri... Imam-i Şafii Hazretleri Muhammed bin Idris Gazzede doğar. Henüz beşikte iken babasını kaybeder. Annesi çok zahide bir kadındır oğlunu alıp memleketine (Mekkeye) döner. Küçük yavru çabucak okuma yazma öğrenir ve 7 yaşına gelmeden Kuran-ı kerimi ezberler. Kenarından köşesinden ilim meclislerine katılır ve ûlemadan hisseler derler. Kağıt alacak kadar parası olmadığı için öğrendiklerini kemik parçaları üzerine yazar ve itina ile saklar. Birara lisan ve edebiyata merak salar. O yaşta çölün derinliklerinde yaşayan Huzeyl kabilesine katılır. Kelime dağarcığı zenginleşir, lisanı fasihleşir. Beyitler, menkıbeler, destanlar öğrenir. İmam-ı Mâlik Hazretlerinin Muvattasını ele geçirdiğinde henüz on yaşındadır ve kitabın sahibi ona sadece 9 gün mühlet verir. Bu kitabı öyle sever ki süre dolduğunda satır satır ezberlemiştir. Tabiinin büyüklerinden Süfyan bin Uyeyne bu çocuktaki ilim aşkına hayran olur. Ona hususi dersler verir ki bir zaman sonra çetrefilli meseleleri bile çözebilir. Ama genç talip Muvattadan aldığı lezzete doyamaz. Sırf İmam-ı Malik Hazretleri ile tanışmak için Medineye gider. Büyük veli bu cevahiri gelişinden keşfeder. Ona tam dokuz yilini ayirir ve nakiş nakiş işler. Bir ara Medineye gelen Yemen Valisi, Muhammed bin İdrisi memleketine götürür. Genç âlim burada kadılık yapar, hem çok insan tanır, hem çok şey öğrenir. Ancak ilme olan hevesi dayanılmaz olunca validen izin ister. Vali ona anlayış gösterir ve hizmetine mukabil hatırı sayılır bir ücret verir. Mübarek bu paraları fukaraya dağıtır ve son dinarları da elden çıkarınca rahatlar. Sonra alır anasını yola çıkar. Bağdatta İmam-ı âzamın talebelerinden İmam-ı Muhammedi bulur ve önünde diz çöker. İmam-ı Muhammed bu temiz genci çok sever. Hatta garip anası ile evlenip babalık yapar. İmam-ı Şafii bu günleri hep özlemle anar ve İmam-ı Muhammedden öğrendiklerimle bir deve yükü kitap yazdım eğer onu tanımasaydım ilim şehrinin kapısında kalmıştım diye anlatır. İmam-ı Şafii hazretleri zahiri ilimlerde zirveleştikten sonra ledün ilmine merak salar. Selim bin Raî gibi bir gönül ehlinin terbiyesinden geçer hallere ve sırlara kavuşur. Öyle bir güneş ki... Mübarek Bağdatta kaldığı müddetçe taliplere ders verir ve İmam-ı Nesaî, Ebül Hasan-ı Eşarî, İmam-ı Mâverdî, İbn-i Hacer-i Mekkî, İmam-ı Suyutî gibi pırlantaları yetiştirir. O günlerde İmam-ı Ahmed bin Hanbel, 300 bin hadisi şerifi zihninde tutan nadir âlimlerden biridir. Üç kıtaya yayılmış muhteşem bir şöhreti olmasına rağmen onun önünde diz çöker. Halbuki o yıllarda Ahmet bin Hanbelin torunu yaşindadir sebebini soranlara o bizim ezberlediklerimizin mânâsını biliyor der, Hocam öyle bir güneştir ki, biiznillah ruhlara şifa verir. İmam-ı Şafii Hazretleri bir gün ders verirken aniden ayağa kalkar, düğmelerini ilikler. Talebeleri büyük bir zatın geldiğini sanırlar. Meğer dışarıda seyyidlerden bir çocuk oynamaktadır. Kapının önünden her geçişinde imam toparlanır. İşte Muhammed Bin İdris bu edebi yüzünden ehl-i beytten de çok istifade eder
 
Üst Alt