Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Hz. İbrahim (a.s.), belki azığı kalmayan biri gelir düşüncesiyle yemeğini her zaman geciktirirdi. Fakat mübarek huylu peygamberin misafirhanesine, hafta boyunca hiç kimse uğramamıştı. O buna dayanamıyor, üzülüyordu.
Bir gün evinden çıktı, her tarafa baktı, çevreye göz gezdirdi. Bu sırada yaylada yapayalnız, beli bükük, saçı başı ihtiyarlığın karıyla ağarmış birini gördü. Gönül alıcı bir tavırla ona seslendi, "Merhaba!" dedi. Sonra da bütün cömert insanlarda âdet olduğu şekilde misafirhanesine dâvet etti.
"Ey mübarek ihtiyar! Buyur gel, bir lütufta bulun da yemeğimizi beraber yiyelim" dedi.
Bunu işiten ihtiyar:
"Peki, dediğin gibi olsun, gidelim" diyerek, onunla birlikte yürüdü. Zaten o da, Peygamberin bu mübarek âdetini duymuştu.
İbrahim Peygamberin misafirhanesindeki hizmetkârlar, artık yürümekte bile güçlük çeken bu ihtiyar adama büyük iltifat edip yer gösterdiler. Peygamber işaret edince sofralar kuruldu ve herkes onun çevresinde toplandı.
"Allah’ın adıyla..." denilip, besmele çekilerek hep birlikte yemeğe başlandı. Fakat kimse ihtiyarın, Allah’ın adını andığını ya da buna benzer bir şey söylediğini duymadı. Peygamberin bu işe çok canı sıkılmıştı.
"A zavallı ihtiyar, ben yaşlılardaki kulluğu ve samimiyeti sende göremiyorum. Nimeti yiyeceğin zaman onu verenin adını anmak şart değil midir?"
Bu sözü işiten ihtiyar şöyle cevap verdi:
"Ama, ben bir ateşperestim! Pirimden işitmediğim bir yolda gidemem."
İbrahim Aleyhisselâm anladı ki, bu perişan ihtiyar ateşe tapan bir putperesttir. Onun, Allah’ın dinine yabancı olduğunu görüp bu duruma çok üzülen Peygamber, ihtiyarı paylayarak sofradan kaldırdı ve kapısından kovdu.
Biraz sonra Peygamber, gayptan gelen bir sesle irkildi. Yüce Allah, kendisini şiddetle kınıyordu:
"Ya Halil, ben bu ihtiyara yüz yıldır rızk ve hayat veriyorum. Sen ise ona bir öğün bile sabredemedin. O ateşe secde ediyor diye, sen neden cömertliğinden vazgeçiyorsun, neden keremden elini çekiyorsun?"
İbrahim Peygamber bu uyarıyı alır almaz, hemen yaşlı adamın ardından yetişti ve kendisinden özür diledi. İhtiyar ateşperest, kendisinden bu davranışının sebebini sorunca da olup biteni anlattı. Bunun üzerine yaşlı adam gafletten uyanıverdi.
"Düşmanı için dostunu azarlayan bir Allah ne kadar büyüktür!" diyerek imana geldi.

Şeyh Sâdi Şirâzî (sufi ö.1292), Bostan ve Gülistan ,haz., Can Alpgüvenç,
 
Üst Alt