BİRGÜN JACK ADINDA bir adam dik bir yamacın kenarından yürüyordu.
Farketmeden kenara çok yaklaştıgı bir sırada ayagı kaydı ve aşagı yuvarlanmaya başladı. Düşerken kayaların arasından sarkmış bir dalı yakalayıverdi. Korkmuş bir şekilde aşagı baktı, uçurum nerden baksan 1000 mt. derinli inde vardı. O dalda sonsuza dek asılı duramazdı, yukarı çıkma şansı ise hiç yoktu.
Ve Jack yoldan geçen biri duyar ümidiyle bagırmaya başladı.
'İmdaat! İmdaaat! Yukarıda kimse var mıı? İmdaaat, yardım edin...'
Saatlerce bagırmasına ra men kimse onu duymamıştı.
Tam vazgeçmek üzereydi ki bir ses duydu.
'Jack! Beni duyuyor musun Jack?'
'Evet, evet, duyuyorum. Burada, aşagıdayım.'
'Seni görebiliyorum Jack. İyi misin?' 'Evet, ama.. Sen kimsin, neredesin?'
'Ben senin Rabbinim Jack. Ben heryerdeyim.'
'Rabbim!? Yani Allah mı?'
'Evet Jack'
'Allah'ım lütfen yardım et. Sana söz veriyorum beni burdan kurtarırsan artık günah işlemeyecegim. Çok iyi bir insan olacagım ve hayatımın sonuna kadar sana hizmet edecegim.'
'Biraz yavaş ol Jack. Önce seni bir çıkaralım sonra bunları konuşuruz. Şimdi iyi dinle, sana yapmanı istedigim şeyi söyleyecegim.'
'Allah'ım ne istersen yaparım sadece ne yapmam gerektigini söyle.'
'Pekala Jack, dalı bırak gitsin.'
'Nasıl?'
'Bırak dalı gitsin dedim Jack. Güven bana. Bırak gitsin.
Uzun bir sessizlik oldu ve Jack tekrar seslendi.
'İmdaat! İmdaat! Yukarıda başka kimse yok muu?'
Cemal Karabel
Kendinizi hiç Jack gibi hissettiniz mi?
Her zaman Allah'ın bizden ne bekledigini bilmek isteriz, ögrendigimizde ise üstesinden gelemeyiz. Genelde bu yol göze çok korkutucu, çok agır gözükür. Ve biz başka yolları tercih ederiz. O bize 'Aramıza giren şeyleri bırak gitsin, ve hayatın pahasına bile olsa bana güven' dediginde oldukça ürkütücü gelir.
Ama O'na güvenip teslim oldu umuzda özgürlügü ve gerçek emniyeti buluruz.
Farketmeden kenara çok yaklaştıgı bir sırada ayagı kaydı ve aşagı yuvarlanmaya başladı. Düşerken kayaların arasından sarkmış bir dalı yakalayıverdi. Korkmuş bir şekilde aşagı baktı, uçurum nerden baksan 1000 mt. derinli inde vardı. O dalda sonsuza dek asılı duramazdı, yukarı çıkma şansı ise hiç yoktu.
Ve Jack yoldan geçen biri duyar ümidiyle bagırmaya başladı.
'İmdaat! İmdaaat! Yukarıda kimse var mıı? İmdaaat, yardım edin...'
Saatlerce bagırmasına ra men kimse onu duymamıştı.
Tam vazgeçmek üzereydi ki bir ses duydu.
'Jack! Beni duyuyor musun Jack?'
'Evet, evet, duyuyorum. Burada, aşagıdayım.'
'Seni görebiliyorum Jack. İyi misin?' 'Evet, ama.. Sen kimsin, neredesin?'
'Ben senin Rabbinim Jack. Ben heryerdeyim.'
'Rabbim!? Yani Allah mı?'
'Evet Jack'
'Allah'ım lütfen yardım et. Sana söz veriyorum beni burdan kurtarırsan artık günah işlemeyecegim. Çok iyi bir insan olacagım ve hayatımın sonuna kadar sana hizmet edecegim.'
'Biraz yavaş ol Jack. Önce seni bir çıkaralım sonra bunları konuşuruz. Şimdi iyi dinle, sana yapmanı istedigim şeyi söyleyecegim.'
'Allah'ım ne istersen yaparım sadece ne yapmam gerektigini söyle.'
'Pekala Jack, dalı bırak gitsin.'
'Nasıl?'
'Bırak dalı gitsin dedim Jack. Güven bana. Bırak gitsin.
Uzun bir sessizlik oldu ve Jack tekrar seslendi.
'İmdaat! İmdaat! Yukarıda başka kimse yok muu?'
Cemal Karabel
Kendinizi hiç Jack gibi hissettiniz mi?
Her zaman Allah'ın bizden ne bekledigini bilmek isteriz, ögrendigimizde ise üstesinden gelemeyiz. Genelde bu yol göze çok korkutucu, çok agır gözükür. Ve biz başka yolları tercih ederiz. O bize 'Aramıza giren şeyleri bırak gitsin, ve hayatın pahasına bile olsa bana güven' dediginde oldukça ürkütücü gelir.
Ama O'na güvenip teslim oldu umuzda özgürlügü ve gerçek emniyeti buluruz.
