Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

@Cihan**

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Ağu 2005
Mesajlar
3,994
Aldığı Beğeniler
9
Konum
Sinop&Egypt
Takım
Beşiktaş
Komplo teorileri ve senaryolar üretmek tasvip etmediğim bir iştir.

Mısır'daki son patlamalarla ilgili değerlendirme yaparken de bu tür teoriler ve senaryolar üretmek değil, patlamalar öncesinde yaşanan ve bunlarla irtibatlı olması ihtimali bulunan bazı gelişmelere temas etmek istiyorum.

Mısır İçişleri Bakanlığı bu ayın 18'inde turistik tesislere ve Kahire'ye doğal gaz taşıyan boru hatlarına yönelik bombalama eylemleri düzenleme hazırlığı içinde olan bir aşırı İslâmcı örgüt ortaya çıkardığını açıkladı.

Açıklamaya göre ortaya çıkarılan örgüt aynı zamanda Müslüman ve Hıristiyan bazı din önderlerine karşı da suikast planları hazırlamıştı. Güvenlik güçleri söz konusu örgüte mensup oldukları ve zikredilen eylem planlarını hazırladıkları iddiasıyla 22 kişiyi tutuklamıştı.

Örgütün cihad yanlısı ve tekfirci selefi çizgide olduğu ileri sürülüyordu. Liderliğini de Benhâ Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi 26 yaşındaki Ahmed Muhammed Ali Cibr yapıyordu. Açıklamada diğer tutukluların da isimleri verilmişti.

Mısır, Türkiye gibi cemaat yönünden oldukça zengindir. Bazılarının belki bir mescid cemaati kadar müntesipleri yoktur ama yine de çeşitlemenin içinde yer alırlar. Son tutuklananlar ise adı daha önce duyulmamış bir cemaati oluşturuyorlardı. Yani İçişleri Bakanlığı yeni bir maden keşfetmişti!

İşin asıl düşündürücü tarafı ise bu keşfin ve tutuklamaların olağanüstü hal uygulamasının sonuna yaklaşıldığı dönemde gerçekleşmesiydi. Mısır'da Enver Sâdât'ın öldürüldüğü tarihten bu yana uygulanan bir olağanüstü hal kanunu var.

Yönetim bu kanuna dayanarak özellikle İslâmî camiayı hedef alan büyük zulümler yaptı, tarihte benzerlerine nadir rastlanabilen işkenceler gerçekleştirdi. Bu kanunun uygulama süresi normalde Haziran 2006'da bitecekti.

Ancak cumhurbaşkanı Hüsni Mübarek tarafından yapılan açıklamalarda şartların gerektirmesi durumunda uzatılabileceği vurgulandı. Peki, böyle bir uzatmayı gerektirecek şartlar neler olabilirdi? Bu şartlar kendiliğinden mi oluşacaktı yoksa yönetim kendi mi oluşturacaktı?

Kendiliğinden oluşmaması durumunda yönetim, zulme dayanak olarak değerlendirdiği kanunu yani İslâmî oluşumları dövmede kullandığı sopayı bir kenara atacak mıydı? Üstelik İslâmî kesimin gittikçe güçlendiğini ve Mısır'da iktidarı resmî şiddet yoluyla elinde tutan kadroya alternatif tek güç haline geldiğini görerek!


Hüsni Mübarek açıklamalarında aynı zamanda olağanüstü hal kanunu ile terör kanunu arasında yasal bir boşluk oluşması durumunda bunun ülke açısından risk oluşturacağını vurguladı. Yani ona göre olağanüstü hal kanunuyla terör kanunu birbirini bütünleyen iki kardeş kanun gibiydi; bunların ya ikisi birden uygulanacaktı ya da ikisini de kaldırmayı haklı kılacak bir istikrar ortamı sağlanacaktı.

Bütün bu açıklamalarla sözü edilen cemaatin ortaya çıkarılmasının eş zamanlı gerçekleşmesi ister istemez zihinlerde bazı soru işaretlerinin teşekkül etmesine yol açtı.
Düşündüren bir başka gelişme ise yine aynı günlerde ortaya çıkan Kiptî

Müslüman fitnesi oldu. Mısır'da son 25 yıl içinde yani 1981'de bir Kıptînin namaz kılan Müslümanlara tabancayla saldırması üzerine patlak veren olaylardan sonra, bu iki kesim arasında zaman zaman küçük çaplı ihtilaflar olduysa da yaygın bir fitne olayı yaşanmamıştı. Ne var ki son birkaç aydır ciddi gerginlikler yaşanıyor.

İlk önce Müslüman olan bazı Kıptî kadınların zorla kiliseye teslim edilmeleriyle ve Ortodoksluğa dönmeye zorlanmalarıyla bazı önemli sıkıntılar yaşandı. Asıl büyük gerginlik bir Kıptî kilisesinin

Müslümanları rencide eden tiyatro oynatmasıyla başladı. Bu olay Danimarka'daki karikatür saldırısına paralel ve aynı nitelikteydi. Tiyatro saldırısı çeşitli protestolara, çatışmalara, ölüm ve yaralanma olaylarına sebep oldu. Bir ara durgunlaşan olaylar bu ayın ortalarında İskenderiye'''de çıkan çatışmalarla yeniden ateşlendi. İskenderiye'deki olayların patlak vermesine de kim adına hareket ettikleri tam tespit edilemeyen bazı kişilerin şehirdeki üç kiliseye saldırı düzenlemeleri sebep oldu.
Bütün bu gelişmelerin ardından Sina'nın güneyinde Akabe körfezini

Kızıldeniz'e bağlayan boğazın yakınında bulunan Dehab şehrinde üç ayrı turistik tesise eş zamanlı saldırı düzenlendi. Bu saldırıların sonuçları ve İsrail'in olaylar karşısındaki tutumuyla ilgili değerlendirmemizi inşallah müteakip yazımızda yapacağız. Ayrıca Ürdün yönetimi İsrail hesabına hainlikler yapmaya devam ediyor. Müteakip yazımızda onun son hainliklerine de temas edeceğiz inşallah.


Ahmed VAROL
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Yazık ya geçmiş olsun hepinize..
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Patlamalar yeni mi oldu?

Allah cc muhafaza buyursun...
 

KanDamLaSi

Ubeyd
 
Üyelik Tarihi
14 Eki 2005
Mesajlar
7,463
Aldığı Beğeniler
64
Gecmi$ oLsun.. Rabbim YardimciLari oLsun insaALLAH..
 

@Cihan**

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Ağu 2005
Mesajlar
3,994
Aldığı Beğeniler
9
Konum
Sinop&Egypt
Takım
Beşiktaş
evet gecen hafta 3 patlama birden oldu ..

32 kisiye yakin kisi olmus..
1 2 gun sonra yine oldu ..

ama olu varmi bilmiyorum ikincisinde..

ve kiliselere yonelik saldirilarda devam edecek gibi ...

hayirlisi rabbim belalari bizlerden uzak eylesin ..
 

KanDamLaSi

Ubeyd
 
Üyelik Tarihi
14 Eki 2005
Mesajlar
7,463
Aldığı Beğeniler
64
ORiJiNAL YAZARI : @Cihan**
evet gecen hafta 3 patlama birden oldu ..

32 kisiye yakin kisi olmus..
1 2 gun sonra yine oldu ..

ama olu varmi bilmiyorum ikincisinde..

ve kiliselere yonelik saldirilarda devam edecek gibi ...

hayirlisi rabbim belalari bizlerden uzak eylesin ..

amin amin amin abim insaALLAH uzak eyLesin..
dikkatLi oLun..

ÖLenLerede Yüce MevLamizdan Rahmet diLiyoruz..
 
Üst Alt