MOLLA SEYYİD ABDÜLBAKİ HAZRETLERİ (seyda'(k.s)'nın dayısı)
Araştırmacı HİKMET ÇALÇOBAN
Not:Seyda hz.lerinin dayısı S.Abdülbaki ile Seyda Hzlerin kardeşi Gavs-ı Sani S.abdülbaki Hz.leri aynı kişiler değil.
Molla Seyyid Abdülbaki Hz.leri Seyda Hazretlerinin dayısı ve halifesidir. İlginçtir Seyda Hazretlerine ilk hocalığı da yapan kendisidir.
Molla Seyyid Abdulbaki Hz.leri daha Seyda Hz.leri üç yaşındayken, Siirt’in Kurtalan kazasına hoca olarak gelerek Seyda Hazretlerine ilk medrese tahsilini vermeye başlamıştır.
Evet ilk hoca dayısı ve ilk talebe Seyda Hazretleri... Bu güzel ikili ilerisinin de habercisi olarak birbirlerinden istifade ile Seyda Hz.lerini irşad makamına ulaştırmış, dayısını da ona halife kılmıştır.
Molla Seyyid Abdülbaki Hz.leri de öğreniminin büyük bölümünü Gavs Hazretlerinin yanında görmüştür. Sekiz yıl gibi bir süre de Gavs’ın yanında okuduktan sonra, Molla Muhyiddin’in derslerine üç yıl devam etmiş, ordan da Dilbey’de okumaya koyulmuştur. Dilbey Köyü aynı zamanda Seyda Hazretleriyle göz göze gelmek bakımından önemli kavşak... Çünkü o mekan Seyda Hazretlerine ders vermenin lezzeti yanısıra, yeni gelenlere de Seyda Hazretleri ile birlikte ders okutmanın beldesi idi.
Günlerinin çoğu Seyda Hazretleri ile geçer, beraber yer, içer, oturur ve muhabbet ederlerdi. Hem dayı, hem de hocası olmanın bahtiyarlığını yaşayan Molla Seyyid Abdülbaki Hazretleri hane-i saadetle içli dışlı idi. Böylece Seyda Hazretlerin hayatını yakinen görme fırsatını elde ettiği gibi, irşad yıllarında ilk önce Molla Seyyid Yusuf halifelik aldıktan sonra, Seyyid Abdülbaki Hazretleri ve kendisi halifelik almıştır. Bu halife kervanına daha sonra da Molla Muhammed ve Molla Ahmed katılır.
Seyda Hz.lerinin vefatının ardından feyiz dergisinde yayınlanan dayısı Molla Abdulbaki(k.s)'la yapılan röportaja hep birlikte göz atalım. Bakın Molla Abdulbaki Hz.leri ne diyor:
Seyda Hz. ile ilk defa ne zaman tanıştınız?
M. ABDULBAKİ HZ. : İlk defa Siyanüs köyünden biliyoruz. Orası S. Muhammed Diyauddin Hz.'nin köyüdür. Rusya savaşında Nurşin'den Siyanüs köyüne hicret etmiştir. Orası Veysel Karani Hz.'nin türbesine yakın bir köydür. Dokuz tane gümüş parayı ihtiyaçlarını karşılaması için Abdulhamit Hz. Gavs Hz.'nin dedesine vermiş. İki sene sonra Gavs Hz. Taruni'de 11 sene ikamet etmişti. Seyda Hz. o zaman 3 yaşındaydı. Seyda Hz. 3-7-10 yaşında çok ahlaklı, iyi davranır, arkadaşlarıyla çok iyi geçinir, kimseye hakaret etmez, çok halimdir. Kimseyi de taciz etmezdi. 11 sene sonra Tarun'dan Gavs Hz. Bilvanis köyüne gitti. Bilvanis'te o zaman Gavs Hz. irşad ediyordu. Seyda Hz.'nin yaşı çok küçüktü. Ben (S. Abdulbaki Hz.) Kurtalan kazasına hoca olarak gitmiştim. Seyda Hz. o zaman Dilbe'ye gelmişti. Seyda Hz. benim talebemdir. Ben onun ilk hocasıyım.
Sarf, Nahiv, Şeriat okuyordu. Ben de Gavs Hz.'nin yanında 8 yıl okudum. Sonra Molla Muhiddin Hz. yanında 3 yıl okudum. 14 yıl sonra Seyda Hz. Dilbe'de okudu. Ne kimseyi rahatsız ediyor, ne de kimsenin hatırını kırıyordu. Çok ahlaklı ve çok hoştu. Bir kaç sene sonra Gavs Hz. Bilvanis'ten Kasrik'e geçti. Kasrik'deyken Gavs Hz. köylere irşada çıkardı. O gittiği zaman da ben Gavs Hz.'nin evine geçerdim. Orada M. Raşid Hz.'ne ders verirdim. Ayrıca yeni gelenlere de Seyda ile birlikte ders verirdik. Günlerimiz devamlı birlikte geçerdi. Beraber yer, içer, oturur, muhabbet ederdik. Gavs Hz. köyden çıkınca bazen (5-10-25) gün dışarıda kalıyor, sonra eve geliyordu.
Elhamdülillah 7-8 sene sonra Kadir köyüne göçmüştü. Ben de devamlı oraya gelir giderdim. Bir çok ziyaretçileri olurdu. Gelen misafirlere hizmet ederdi. Ne kimseyi taciz ediyor, ne de kimseyi rahatsız ederdi. Çok ahlaklıydı.
Bazen de
Gavs Hz. M. Raşid Hz.'ne; "Biz ne yapalım. Bu kadar misafir geliyor. Kalabalık oluyor." diye Muhammed Raşid Hz.'ne danışırdı. Bazen de köylerde münakaşa olur, tartışmalar çıkardı. Gavs Hz. onların aralarını bulmak için Muhammed Raşit Hz.'ni görevlendirirdi. Seyyid Muhammed Hz. o köylerin maslahatını yapardı. O kabileleri barıştırıp, geri geliyordu. Köydeki bir şahıs Gavs Hz.'ne çok hakaret yapıyordu. Oradaki ağa da Gavs Hz.'ne "Kurban, onlar size şeriatsızlık yapıyorlar. Müsaade edin biz de bunlara baskın yapalım. " dedi. Ağa böyle deyince Seyda Hz. kabul etmedi. Biz başka bir yere gidelim. Biz hakaret etmeyelim dedi. Gavs Hz. ağaya; "Biz iyililkle milletin geçinmesini istiyoruz. Biz kötülük yapmak istemiyoruz." dedi. Biz başka bir yere gidelim dediler. Oradan Adıyaman Menzil'e göçtüler. Seyda Hz. önce Menzil'e gitti. Orada Menzil'i satın almak için pazarlık etti. Köyü aldı sonra. Gavs Hz.'nin evini oraya götürdüler. Seyda Hz., Hacı Sıtkı ve birkaç kişi pazarlığa gitmişti. Köyün hepsi için para verip aldılar. Menzil'in ilk sahibi (köyü satan adam) iki sene sonra, köyü tekrar almak için geri geldi. Gavs Hz. kabul etmedi. Seyda Hz.'nin komşuları vardı. Onlar köyün yerlileriydi. Seyda Hz. leri o köyde olduğu için birçok menfaatleri vardı. Sofilere mallarını iki katına satıyorlardı. Böyle olduğu halde Seyda Hz.'ne hakaret ediyorlardı. Belki haberiniz olmuştur. Onu öldürmeye dahi kastettiler. Her türlü hakaret ettiler, ellerine birşey geçmedi. Birşey yapamadılar.
Efendim, yeri gelmişken mübareğe yapılan suikastten biraz bahseder misiniz?
MOLLA ABDULBAKİ HZ. : Seyda Hz. adeti bayram namazından sonra Gavs Hz.'nin markadına gider, ziyaret eder, sonra eve giderdi. Bu bayram namazından sonra evine gitmedi. Markattan camiye geldi, kalabalık çoktu. Herkes ziyaret ediyordu. Münafık elinin avucuna bir iğne yerleştirmiş, elini de sarmış, yara varmış gibi. Kimse bilmesin diye yapmış. Seyda Hz. gelmiş, herkes ziyaret ederken, elini sürmüş, yukarıdan aşağı sürünce Mübareğin eline takılmamış, sonra Mübareğin eline direkt vurmuştu. Aşağıdan yukarıya doğru vurdu. Seyda Hz. iğne olduğunun farkına varmış, Seyda Hz. "Bana iğne vuran şu adamdır." demiş, orada çok polis varmış. Hemen yakalayıp, tutuklamışlar, kalabalık, adamın üzerine çöküp öldürmek istemiş. Seyyid Fevzeddin o adamı kimse öldürmesin diye hemen alıp kaçırmış. Yoksa o adamı öldüreceklermiş. Eğer öldürselerdi bunun arkasında ne olduğunu kimse bilmeyecekti. Seyyid Fevzeddin onu Kahta'ya götürmüş. O adama da polisler baskı yapınca o da; ''Biz Menzil'de bir evdeydik, oturduk, plan program yaptık, kararlaştırdık. İlk önce bomba yerleştirmek istedik. O ev sahibi de dedi ki, bu bomba büyüktür, bomba patlarsa bizim evimizi de yıkar. Ama iğne yaparsak sadece kendi ölür diye düşündük'' demiş. Ondan sonra onların tek tek arkadaşları toplandı. Bunu Bekir Mahmut'un oğlu yapmış. ''Hatta bizim yaptığımız getirdiğimiz bomba köprünün altında duruyor'' demiş. Tabii polisler hemen bombayı oradan çıkartıp, etkisiz hale getirmişler.
Araştırmacı HİKMET ÇALÇOBAN
Not:Seyda hz.lerinin dayısı S.Abdülbaki ile Seyda Hzlerin kardeşi Gavs-ı Sani S.abdülbaki Hz.leri aynı kişiler değil.
Molla Seyyid Abdülbaki Hz.leri Seyda Hazretlerinin dayısı ve halifesidir. İlginçtir Seyda Hazretlerine ilk hocalığı da yapan kendisidir.
Molla Seyyid Abdulbaki Hz.leri daha Seyda Hz.leri üç yaşındayken, Siirt’in Kurtalan kazasına hoca olarak gelerek Seyda Hazretlerine ilk medrese tahsilini vermeye başlamıştır.
Evet ilk hoca dayısı ve ilk talebe Seyda Hazretleri... Bu güzel ikili ilerisinin de habercisi olarak birbirlerinden istifade ile Seyda Hz.lerini irşad makamına ulaştırmış, dayısını da ona halife kılmıştır.
Molla Seyyid Abdülbaki Hz.leri de öğreniminin büyük bölümünü Gavs Hazretlerinin yanında görmüştür. Sekiz yıl gibi bir süre de Gavs’ın yanında okuduktan sonra, Molla Muhyiddin’in derslerine üç yıl devam etmiş, ordan da Dilbey’de okumaya koyulmuştur. Dilbey Köyü aynı zamanda Seyda Hazretleriyle göz göze gelmek bakımından önemli kavşak... Çünkü o mekan Seyda Hazretlerine ders vermenin lezzeti yanısıra, yeni gelenlere de Seyda Hazretleri ile birlikte ders okutmanın beldesi idi.
Günlerinin çoğu Seyda Hazretleri ile geçer, beraber yer, içer, oturur ve muhabbet ederlerdi. Hem dayı, hem de hocası olmanın bahtiyarlığını yaşayan Molla Seyyid Abdülbaki Hazretleri hane-i saadetle içli dışlı idi. Böylece Seyda Hazretlerin hayatını yakinen görme fırsatını elde ettiği gibi, irşad yıllarında ilk önce Molla Seyyid Yusuf halifelik aldıktan sonra, Seyyid Abdülbaki Hazretleri ve kendisi halifelik almıştır. Bu halife kervanına daha sonra da Molla Muhammed ve Molla Ahmed katılır.
Seyda Hz.lerinin vefatının ardından feyiz dergisinde yayınlanan dayısı Molla Abdulbaki(k.s)'la yapılan röportaja hep birlikte göz atalım. Bakın Molla Abdulbaki Hz.leri ne diyor:
Seyda Hz. ile ilk defa ne zaman tanıştınız?
M. ABDULBAKİ HZ. : İlk defa Siyanüs köyünden biliyoruz. Orası S. Muhammed Diyauddin Hz.'nin köyüdür. Rusya savaşında Nurşin'den Siyanüs köyüne hicret etmiştir. Orası Veysel Karani Hz.'nin türbesine yakın bir köydür. Dokuz tane gümüş parayı ihtiyaçlarını karşılaması için Abdulhamit Hz. Gavs Hz.'nin dedesine vermiş. İki sene sonra Gavs Hz. Taruni'de 11 sene ikamet etmişti. Seyda Hz. o zaman 3 yaşındaydı. Seyda Hz. 3-7-10 yaşında çok ahlaklı, iyi davranır, arkadaşlarıyla çok iyi geçinir, kimseye hakaret etmez, çok halimdir. Kimseyi de taciz etmezdi. 11 sene sonra Tarun'dan Gavs Hz. Bilvanis köyüne gitti. Bilvanis'te o zaman Gavs Hz. irşad ediyordu. Seyda Hz.'nin yaşı çok küçüktü. Ben (S. Abdulbaki Hz.) Kurtalan kazasına hoca olarak gitmiştim. Seyda Hz. o zaman Dilbe'ye gelmişti. Seyda Hz. benim talebemdir. Ben onun ilk hocasıyım.
Sarf, Nahiv, Şeriat okuyordu. Ben de Gavs Hz.'nin yanında 8 yıl okudum. Sonra Molla Muhiddin Hz. yanında 3 yıl okudum. 14 yıl sonra Seyda Hz. Dilbe'de okudu. Ne kimseyi rahatsız ediyor, ne de kimsenin hatırını kırıyordu. Çok ahlaklı ve çok hoştu. Bir kaç sene sonra Gavs Hz. Bilvanis'ten Kasrik'e geçti. Kasrik'deyken Gavs Hz. köylere irşada çıkardı. O gittiği zaman da ben Gavs Hz.'nin evine geçerdim. Orada M. Raşid Hz.'ne ders verirdim. Ayrıca yeni gelenlere de Seyda ile birlikte ders verirdik. Günlerimiz devamlı birlikte geçerdi. Beraber yer, içer, oturur, muhabbet ederdik. Gavs Hz. köyden çıkınca bazen (5-10-25) gün dışarıda kalıyor, sonra eve geliyordu.
Elhamdülillah 7-8 sene sonra Kadir köyüne göçmüştü. Ben de devamlı oraya gelir giderdim. Bir çok ziyaretçileri olurdu. Gelen misafirlere hizmet ederdi. Ne kimseyi taciz ediyor, ne de kimseyi rahatsız ederdi. Çok ahlaklıydı.
Bazen de
Gavs Hz. M. Raşid Hz.'ne; "Biz ne yapalım. Bu kadar misafir geliyor. Kalabalık oluyor." diye Muhammed Raşid Hz.'ne danışırdı. Bazen de köylerde münakaşa olur, tartışmalar çıkardı. Gavs Hz. onların aralarını bulmak için Muhammed Raşit Hz.'ni görevlendirirdi. Seyyid Muhammed Hz. o köylerin maslahatını yapardı. O kabileleri barıştırıp, geri geliyordu. Köydeki bir şahıs Gavs Hz.'ne çok hakaret yapıyordu. Oradaki ağa da Gavs Hz.'ne "Kurban, onlar size şeriatsızlık yapıyorlar. Müsaade edin biz de bunlara baskın yapalım. " dedi. Ağa böyle deyince Seyda Hz. kabul etmedi. Biz başka bir yere gidelim. Biz hakaret etmeyelim dedi. Gavs Hz. ağaya; "Biz iyililkle milletin geçinmesini istiyoruz. Biz kötülük yapmak istemiyoruz." dedi. Biz başka bir yere gidelim dediler. Oradan Adıyaman Menzil'e göçtüler. Seyda Hz. önce Menzil'e gitti. Orada Menzil'i satın almak için pazarlık etti. Köyü aldı sonra. Gavs Hz.'nin evini oraya götürdüler. Seyda Hz., Hacı Sıtkı ve birkaç kişi pazarlığa gitmişti. Köyün hepsi için para verip aldılar. Menzil'in ilk sahibi (köyü satan adam) iki sene sonra, köyü tekrar almak için geri geldi. Gavs Hz. kabul etmedi. Seyda Hz.'nin komşuları vardı. Onlar köyün yerlileriydi. Seyda Hz. leri o köyde olduğu için birçok menfaatleri vardı. Sofilere mallarını iki katına satıyorlardı. Böyle olduğu halde Seyda Hz.'ne hakaret ediyorlardı. Belki haberiniz olmuştur. Onu öldürmeye dahi kastettiler. Her türlü hakaret ettiler, ellerine birşey geçmedi. Birşey yapamadılar.
Efendim, yeri gelmişken mübareğe yapılan suikastten biraz bahseder misiniz?
MOLLA ABDULBAKİ HZ. : Seyda Hz. adeti bayram namazından sonra Gavs Hz.'nin markadına gider, ziyaret eder, sonra eve giderdi. Bu bayram namazından sonra evine gitmedi. Markattan camiye geldi, kalabalık çoktu. Herkes ziyaret ediyordu. Münafık elinin avucuna bir iğne yerleştirmiş, elini de sarmış, yara varmış gibi. Kimse bilmesin diye yapmış. Seyda Hz. gelmiş, herkes ziyaret ederken, elini sürmüş, yukarıdan aşağı sürünce Mübareğin eline takılmamış, sonra Mübareğin eline direkt vurmuştu. Aşağıdan yukarıya doğru vurdu. Seyda Hz. iğne olduğunun farkına varmış, Seyda Hz. "Bana iğne vuran şu adamdır." demiş, orada çok polis varmış. Hemen yakalayıp, tutuklamışlar, kalabalık, adamın üzerine çöküp öldürmek istemiş. Seyyid Fevzeddin o adamı kimse öldürmesin diye hemen alıp kaçırmış. Yoksa o adamı öldüreceklermiş. Eğer öldürselerdi bunun arkasında ne olduğunu kimse bilmeyecekti. Seyyid Fevzeddin onu Kahta'ya götürmüş. O adama da polisler baskı yapınca o da; ''Biz Menzil'de bir evdeydik, oturduk, plan program yaptık, kararlaştırdık. İlk önce bomba yerleştirmek istedik. O ev sahibi de dedi ki, bu bomba büyüktür, bomba patlarsa bizim evimizi de yıkar. Ama iğne yaparsak sadece kendi ölür diye düşündük'' demiş. Ondan sonra onların tek tek arkadaşları toplandı. Bunu Bekir Mahmut'un oğlu yapmış. ''Hatta bizim yaptığımız getirdiğimiz bomba köprünün altında duruyor'' demiş. Tabii polisler hemen bombayı oradan çıkartıp, etkisiz hale getirmişler.